![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Üniformalı eğitimden demokrat insan yetişir mi?Pazartesi günü milyonlarca öğrenci yeni öğretim yılına başlıyor. Eğitim ve öğretimle ilgili sorunlar bir kez daha gündeme geliyor, konu üzerinde birkaç gün konuşulacak, tartışılacak, bazı palyatif tedbirler alınacak ve işler yine kendi mecrasında akıp gidecek. Eğitimin temelde bir ideolojik faaliyet olduğu açık. Devletler belli tipte insan yetiştirmek için eğitim faaliyetlerine özel bir önem vermektedirler. Eğitimin nasıl bir faaliyet alanı olduğunu anlamak için fazla bir çabaya gerek yok; sadece Türk milli eğitimin temel amaçlarına bakmak yeterlidir. Öyleki ilköğretimden yükseköğretime kadar her düzeydeki eğitim ve öğretim faaliyetinde belli bir ideoloji çocuklarımıza verilmeye çalışılmakta Milli Eğitim'in dışında kimsenin kalmaması için çaba gösterilmektedir. Milli Eğitimimizin temel parametreleri Cumhuriyetin gereklerine ve başlıca tercihlerine göre oluşturulmuştur. Bunda şaşılacak bir yan yok. Ne var ki Cumhuriyetin gelişimi ve bu gelişim çerçevesindeki yeni temel tercihlere göre Milli Eğitimin parametreleri ve önceliklerinde pek fazla bir değişiklik olmamıştır. Bu durumu anlamak için fazla söze hiç gerek yok. Okullarımız hala bir tür "kışla" görünümü vermektedir. İlköğretimin ilk beş yılında milyonlarca öğrenci "mavi önlük" ve beyaz yaka ile okullara gitmektedir. Altıncı sınıftan sonra ise belli renkte pantolon, ceket, kravat ve gömlek giyilmektedir. Milyonlarca öğrencinin aynı renkte önlük, yaka ve pantolonla okula gitmeleri öğrenciler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmakta, formel olarak hepsini eşitlemekte ve tek tip haline getirmektedir. Oysaki hayat farklılıklar üzerinde kuruludur; çocukların fizyonomileri, becerileri, zekaları, itiyatları birbirinden farklıdır. Gerçek hayatta kıyafetleri, giyimleri, kullandıkları malzemeler de farklı. Aynen ailelerinin, mensubu bulundukları sosyal ortamların farklı oldukları gibi. Çocuklarımız yedinci yaşına bastıklarında evdeki, sokaktaki, gerçek hayattaki farklılıklarını terk ederek tek tipleşmekte, herkesle aynı hale gelmekte, aynı sınıfın, ortamın ve yapay bir gerçekliğin mensubu haline gelmektedirler. Bu durum tabii, gerçek ve realite değil yapay, yaratılan ve tasarımı yapılan bir durumdur. Bu duruma bir de okullardaki "kışla disiplini"ni ilave etmeliyiz. Hergün sabah derse başlama zili çaldığında çocuklarımız okul bahçesinde "içtima"ya geçmekte, ikişerli sıralar yapmakta, eller öndekilerin enselerinde ip gibi düz sıralar yapmaları istenmekte, "rahat-hazırol" komutu ile belli bir disiplin içinde sınıflara alınmaktadırlar. Bu durum her gün tekrarlanmaktadır. Okullarımızdaki "üniforma" gerçeği ile her gün "içtima" hali nasıl bir zihniyetin ürünüdür? Daha doğrusu böyle bir uygulama nasıl bir insan tipi meydana getirmektedir? Kışla düzenindeki okullarda yetişenlerin gerçek hayatın farklılıklarını, çoğulculuğunu içlerine sindirmeleri nasıl mümkün olacaktır? Okullarımızın mevcut biçimiyle demokrat insan yetiştirme konusunda başarısız olduğu herkesçe malumdur. "Tek tip" üzerinde kurulu okul düzeni gerçek hayattaki farklılıklar ve çoğulculuğu meşrulaştıracak bir zihin donanımına sahip insan yetiştiremiyor. Ancak farklılıkları yok sayan, çoğulculuğu içine sindirememiş bir zihin yapısına sahip insan yetiştiriyor. Böyle bir zihin yapısı "tek parti rejimi" için uygun bir tiptir, ama çok partili demokrasi için asla yeterli değildir. İşte Türkiye'de demokrasiyi bir türlü işletememizin özünde okullarımızın "demokrat insan tipi" yetiştirememesi yatmaktadır. Gerçek hayatın gereklerine göre örgütlenmemiş, yapay ve tasarımlanmış bir hayata göre örgütlenmiş okullardan "tek tip" insan yetişmektedir. Gerçek hayatın farklılıkları ve gereklerine göre örgütlenmiş bir okul sistemi öncelikle "üniformasız" ve kışla disiplininden uzak bir okul olmak zorundadır. Sokakta, evde, toplum içinde farklı kıyafetlerle, değişik renklerle, formlarla haşır neşir olan çocuklar okullarda da farklılıklarla, değişik renklerle ve biçimlerle yüz yüze gelmelidirler. Gerçek hayatta hayatın farklılıklar üzerinde kurulu olduğunu gören çocuk okullarda hayatın nasıl tek düzeleştirildiğini, tek tipleştirildiğini hayretle ve şaşkınlıkla görmektedir. Gerçek hayatın farklılıklarını dışlayan, değişik renk ve formları yoksayan bir okul sistemi demokrat insanlar değil tüm toplumu tek tipleştirmeye gayret eden diktatör ruhlu kişiler yetiştirmektedir. Türk Milli Eğitimin asıl sorunu işte bu özellikte saklıdır.
ddursun@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|