YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Kategorize etmeden

Mesut Yılmaz'ın iş adamlarıyla yaptığı kapalı toplantıda ileri sürdüğü görüşlere, iki ayrı yerden cevap geldi. Ertuğrul Özkök, alelacele Diyarbakır'dan dönen Devlet Bahçeli ile görüştü. Bahçeli bir yandan Yılmaz'ın iddialarını tekzip ediyor, bir yandan da MHP'nin AB konusundaki görüşlerini vuzûha kavuşturuyor.

Bu arada Recai Kutan enteresan birşey söyledi. Yılmaz'ın, TSK'ya ilişkin bir başka görüşüne, bu sefer Recai Kutan cevap veriyordu. Bu cümleleri aynen okuyalım:

"-Ordunun AB'ye girme hususunda, çok açık ve net bir şekilde karşı çıktığına dair, en azından bende bir bilgi yok. (...) TSK'nın AB'ye girişe soğuk baktığına dair bir kanaat içinde değilim." Bu görüşlerini açıklarken de Kutan, MHP ve AB ilişkisine veya soğukluğuna dair son derece ihtiyatlı, son derece yumuşak ifadeler kullanıyor.

Zıtlık üretmek kolaylığı

Bir defa bu ifade biçimi ve yumuşak uslûbu nedeniyle, Recai Kutan'ı tebrik etmek gerekiyor. Aceleci ve keskin bir tavırla, önüne çıkan her durumu kategorize etmeye kalkışan bir yaklaşım değil burada gördüğümüz. AB'ye taraftar olanlar, AB'ye karşı çıkanlar!.. Aklar karalar!.. Demokrasiye karşı olanlar, taraftar olanlar us!.. Bu tür tasnifçi tutumlar, eğer iyi düşünecek olursak, son yıllarda en başta muhalefetin işini zorlaştırdı. Bu tutum iktidarın ve muhalefetin işine de yaramıyor. Yanlışta olanın yanlıştan dönüşünü zorlaştırdığı gibi, bizim nâdiren de olsa iyi ve olumlu gelişmelere şehadetimize de imkân vermeyebiliyor.

Bu noktada Ecevit'i düşünelim meselâ!.. KHK konusunda Köşk'le cedelleşirken Ecevit ne kadar yanlışta ise, Fethullah Hoca konusunda o kadar güzel bir tavır sergiledi. Adalet Bakanına son konuşmaları Ecevit'in yaptırdığını da asla unutmamak gerekir. Bizim liderlerimiz ve partilerimiz maalesef bu durumda. Yılmaz'ı düşünün bir de!.. AB konusunda Yılmaz ve Çiller'den daha açık, net ve samimi lider var mı? Maalesef yok. Ama iki liderin de eleştirilecek o kadar yanı var.

Zaman zaman ikircikli, zaman zaman da iki ayrı kişilik ve tavır sergileyebilen lider ve partilerin, acaba hangi yanlarını esas alacağız? Bu soru karşısında, kamuoyu oluşturan organlar farklı farklı görünüm arzediyor. Kimisi alabildiğine olumlu tavır takınıyor, kimisi de önüne çıkan her durumu olumsuzlamaya çalışıyor. Bize göre bu tutumların ikisi de realiteye tekabül etmiyor. Her meseleyi, her tutumu, her açıklamayı kategorize edenler, aslında realiteden kopar ve arzularına göre soyut birer düzlem oluştururlar. O zaman da aklar ve karalar, iyiler ve kötüler biçiminde iki ayrı dünya ortaya çıkar.

Darasını düşmek yani

Halbuki biz en menfi şartları, bazı olumlu gelişmeleri, mecburiyet tahtında sarfedilmiş iyi ve güzel sözlerle bin bir münafıklığı, muhtelif iç ve dış şartları, konjonktürel durumları bir arada idrak ederiz. Hele hele siyasî liderlerin konuşmaları!.. Konuştukları yere, zamana ve muhataplarına... İyi dikkat edin. Dikkat edin yani, o konuşmanın darasını düşün bir bakalım. Geriye ne kalmış? Böyle yaptığınız zaman, çok yanlış bazı konuşmalara biraz daha insaflı bakmak zorunda kalırsınız. Sırtında yumurta küfesi taşımayan ve "mahallenin delisi rolünün" tadını çıkaranların konuşmaları da, ne kadar müsbet olursa olsun, onların da darasını behemehal düşmek gerekir.

İşte böyle yapa yapa ayaklarımız yere veya suya değer. Yani bu ülkenin fiilî gerçeğiyle yüz yüze kalırız. Bu bakış açısıyla çektiğimiz fotoğraflar gerçeğe daha yakın düşer.

Gerçek ve soyutlama

Kamerayı güzel kullanmasını bilen sanatçıların ne yaptığı hepimizin malûmudur. Kameraman, çevreyi tarayacak!.. Ama, kimin adına? Yani kimin gözüyle bakacak? Dikkat edin, bize nesnel tablolar çıkarmayacak o. Meselâ çevreye bakan kişi, filmin kahramanı olsun!.. Eğer o üzgün, sinirli, veya korkmuş bir vaziyette ise, kameraman, filim kahramanının içinde yüzdüğü psikolojiyi dikkate alarak kamerayı kullanacak. Bu da yetmez ise, binbir efektle, ihtiyaç duyulan psikoloji behemehal üretilecek. Peki ortaya çıkan tablonun, fiilî gerçekle ne ilgisi var? Zira bu sonuç, sadece ve sadece filim kahramanının gerçeğidir; onun bakış ve psikolojisinden bağımsız bir gerçeklik değildir.

Sanatta şart olan bu tür bakış açılarının, toplumsal gelişmelerde ve politikada alabildiğine dizginlenmesi gerekir. Aksi halde aşırı yandaşlık, düşmanlık, muhalefet ve lüzumsuz taraftarlıklara kendimizi kaptırarak, kendi gözlerimize perdeler çekmiş olur da bunun farkına dahi varmayabiliriz.

Zıtlık ve farklılıklardan yola çıkarak gerçeği aramak, nesnel durumlara ulaşmak, ne kadar zor olursa olsun gene de yapılması gereken bu!.. İnsanın ve okuyucunun fiili gerçekle yüzyüze gelmesini temin etmek!.. Lâzım gelen tutumu da beraberce oluşturmak!..

Anlayacağınız, biz kimseye hazır haplar tavsiye etmiyoruz.


9 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Necmettin Türinay

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...