YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Yargıtay Başkanı: Paradigmalar arası sörf...

Sami Selçuk, bir kere daha karşımıza Türkiye sevdalısı tek kişilik bir 'think-tank' olarak çıktı... Düzende diyalektiğin düzenleyicisi üniter bir devletten toplumsal adalete, Eski Roma'dan 1996 Rio Zirvesi'ne, aydınlatıcı hukukçu bakışından çağına şahitlik eden bir insanın duyarlılığına, Mevlana'dan Montaigne'ye kadar bir yığın köklü insanlık kazanımına değinen, paternalist devletten idam cezasına kadar birçok insanlık suçuna karşı duran bir 'şölen' sundu yine Yargıtay Başkanı Sami Selçuk... Bir hukuk adamının bu topraklarda bunları söylemesi, bu ülke için konuşurken bu ülkenin kök-tecrübelerine, kök-kavramlarına ve kök-duygularına ustaca vurgular yapması ve bu vurguları, yumuşak fırça darbeleriyle değindiği insanlık tecrübesiyle aynı 'dalga boyunda' buluşturabilmesi kuşkusuz istisnai önemde ve sevindiricidir.

Selçuk'un konuşması yine çokça tartışılacak ve atıf yapılacak konuları içeriyor ve uzun müddet konuşulmayı hakediyor... Bütün bir konuşmanın özetini ise, Türkiye'nin toplumu ve sivil dinamikleriyle yüksek standartları yakalama yönünde irade beyan etmesine rağmen, bunu taşıyacak bir yönetimin ortada olmaması oluşturuyor. AİHM kayıtlarına göre haksızlıkları önleyebilecek iç hukuk seviyesine sahip bir ülke Türkiye. Buna rağmen hakkında tek bir günde 11 kez mahkumiyet kararı veriliyor. Bu da 'memleket'in neler yapılması gerektiğini bilmesine rağmen, bunları yönetim yapısının dayatmasıyla yapamadığını gösteriyor. Mevcut yönetim yapısı Türkiye'nin bugünü ile geleceği arasında bir 'fay hattı' gibi duruyor...

Sami Selçuk'un değinmelerine göre, hukukumuz, kiracının kira sözleşmesi imzalarken yeterince özgür olmadığını dikkate alan hassasiyetlere sahipken, devlet yönetimini ilgilendiren konularda bu hassasiyet buhar olup uçuyor. Devletin kapladığı sahanın büyüklüğü de dikkate alınırsa özgürlüklerin kapı dışarı edildiği noktaların sayısı bir hayli kabarık. Üstelik bu yönetim yapısı, bırakın siyasi olarak hassas saydığı konulardaki hantallığını, normal devlet işleyişinin çıkarları gereği yapılması gerekenleri de beceremiyor. Orman köylüsü ile hükümetin sık sık karşı karşıya gelmesine yol açan düzenlemelerin bir türlü yapılamaması bunların başında geliyor. Devlet, 'sokak'ın reel ihtiyaçlarını görmeksizin 'salon'un iç ilişkilerine/dengelerine dayamış kulaklarını. Devlet yönetiminde halkın sesinin duyulmasını sağlayacak bir organizasyon ve duyarlılık yok çünkü. Bunun da tek ve kesif bir sonucu var: 'cumhursuz cumhuriyet', 'halksız demokrasi'...

'İki ayaklı bir think-tank' gibi ülke sorunlarına ve çözümlerine kapsayıcı bir 'şölen'le değinen Yargıtay Başkanı, yaptığı bir alıntı ile demokrasilerde 'herşey' olan halkın, yerinin 'hiçbir şey' olması ve 'birşey' olma talebi arasındaki dengenin, Türkiye toplumu için bugün ne ifade ettiğini açıklıkla ortaya serdi. Uzun tarihsel yürüyüşünün bu dönemecinde, yaşadıklarından ders çıkararak değişimi yakalamak isteyen bir toplum ve bu değişimi algılayamayan, algılayamadığı için de değişime var gücüyle karşı duran yönetim yapısının 'doku uyuşmazlığına' yargı gözüyle gerçek teşhisleri koydu. Çağdaş hukuk tecrübesi olmayan Doğu Avrupa'daki rejimlerin yargıçlarının demokrasiye geçiş sürecinde ya sınava tabi tutulduklarını ya da yeniden hukuk okumaya mecbur edildiklerini hatırlatması ise, yönetmekten sadece demokrasiyi 'tehdit' olarak algılamayı anlayan yöneticilere ilköğretim seviyesinde demokrasi bilinci kazandırılmasının yollarını düşündürdü...

Yargıtay Başkanı yaptığı konuşma ile bu topraklarda içkin olan farklı paradigmaların bir arada ve temas ederek yaşamasını işaret ederken, bunun siyasi şemsiyesi olarak diyalektiği düzenleyici üniter devlet arzusunu beyan etti. 'Paradigmalar arasında sörf' yapma yeteneği 'okumuşların' bildiği bir iş ise halkın yaşadığı bir iş zaten. Fakat yönetim, bu halkın ve bu halkın gerçekle aralarına perde sokmamış çocuklarının 'paradigmalar arası sörf'ünün dinamizmine karşı, sadece mehter takımı gibi iki ileri bir geri pratikler üretebiliyor. Fakat her yerden gelen ve gittikçe gür çıkan sesler, bu ülkenin 'kök-kavramları'nı insanlığın evrensel tecrübeleriyle aynı 'dalga boyunda' buluşturma gücünün 'yaşasın Türkiye, yaşasın demokratik cumhuriyet' sloganı eşliğinde daha çok görünürleştiğini gösteriyor...


9 EYLÜL 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ömer Çelik

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...