YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Kurultayda çocuklar

Dün ve evvelki gün İstanbul'da I. İstanbul Çocuk Kurultayı vardı. 400 civarında bilim adamı ve gönüllü kuruluş temsilcisi, İstanbul'un 32 ilçesinden, okullar bazında ve demokratik usüllerde belirlenmiş bir o kadar çocuk, ve gene bir o kadar da öğrenci velisi Kurultay delegasyonunu oluşturuyordu.

Kurultayın düzenleyicisi İstanbul Valiliği!.. Üç aylık yoğun bir emekle bu devâsâ organizasyonu gerçekleştiren kişi de, hepimizin yakından tanıdığı Türkiye Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin!..

Yani bütün Türkiye çocuklarının Şirin Amcası.

İçimizdeki çocuğu harekete geçiren Şâir; Sezâi Karakoç'un deyişiyle Çocuğa dair, çocuğa mahsûs, çocuğa ait içimizde ne varsa onu ortaya çıkaran Mustafa Ruhi Şirin'in bu Kurultay'dan amacı; İstanbul Çocuk Raporunun hazırlanması ve bu kurultay vesilesi ile Çocuk Acil Eylem Planı'na erişilmesi!.. Ve en çok dikkati çektiği husus da, toplumsal bir sorun halini alan bu konunun konuşarak tüketilmemesi ve tartışılarak eskitilmemesi. Yani behemehal bir davranış ve bir eylem gerçekleştirmeye, behemehal bir adım atmaya davet ediyor bizleri.

Sevgili çocuk/büyük arkadaş!..

Kurultayı açış konuşması sırasında, aldığı yoğun alkışlar altında ezilip büzülen bu adam, gündelik hayatında ne kadar mütevazı ise, yaptığı iş ve çocuklara yönelik hizmetleri noktasında da o kadar mağrur ve ciddi görünüyor. Ciddiyetinin temelinde yatan ise, bizim de çocuğu ciddiye almamız, ona lâyık bir muâmele gerçekleştirmemiz.

Ruhi Şirin konuşuyor; salon pür-dikkat onu dinliyor:

-Sevgili çocuklar, benim büyük arkadaşlarım.

Evet, "Benim büyük arkadaşlarım!..." O, bu sözü söylerken gerçekten büyüklere mi sesleniyor; yoksa "sevgili çocuklar"ını kendi seviyesine yükselterek, onlara lâyık oldukları bir büyük insan muâmelesi mi yapıyor? Şaşırdım kaldım desem yeridir.

Sonra demesin mi, "Bu çocuklar 23 Nisan çocuğu değil." Yani 23 Nisan bakanı, 23 nisan başbakanı veya cumhurbaşkanı!.. Yani karşımızdaki parlak nâsiler, protokol çocuğu değil demek istiyor. Ya nasıl çocuklar öyleyse?

İstanbul'da her ilçedeki ilköğretim okulları, doğrudan demokratik seçimlerle adaylarını belirlemiş. İlçe bazında, muhtelif kabiliyetleriyle bu çocuklar, gene demokratik oylamalarla birbirini seçmişler ve her ilçeden 12-15 yaş arası kesin temsilciler belirlenmiş. İşte bu çocuklar Kurultay komisyonlarında, bilim adamı ve gönüllü kuruluş temsilcileriyle âdeta korkunç bir depar içindeydiler. Kendini ifade, özgün temsil, muhatabını ikna ve çocuk sorunlarına ilişkin vukuflu teşhisleriyle kurultay salonlarında, komisyon müzakerelerinde birer fırtına gibi esti durdular. İçim açıldı, ülkemiz ve geleceğimiz adına gurur duydum desem yeridir. Hem âilelerinden aldıkları paylaşmacı değerler, hem irsiyetlerinden yükselen sorumluluk bilinci ile, bu çocuklar gözümde büyüdü de büyüdü.

Çocuklar birer akis sizden

Merve'si, Zehra'sı çok; Osman'ı Ulaş'ı az bu çocukların hem ailelerini, hem öğretmenlerini buradan tebrik etmek istiyorum. Çocuklarına böylesi bir özgüven aşılamasını bilmeyen, daha doğrusu çocuğunu konuşturmasını ve onun içinde bastırılmış duran bin bir ukdeyi ortaya çıkarmanın, yani bir aşkın muhatabı gibi onları mutmain kılamamanın gafleti içinde yüzen aileler!.. Anne veya babalar!.. Her soru karşısında sükût eden, işi ve vakti bahanesiyle onları hep ihmal eden ebeveynler!..

Siz bu çocukları görmeli ve dinlemeliydiniz.

Birgün muhakkak ki anlayacaksınız: Çocuklarınızdaki sükût, eziklik, isyankâr tutum, okuduğu birşeyi anlamamaklar, doğru dürüst ifade edemeyişler; hep sizden yansıyan birer akis değil miymiş? O kaba eleştiriciler, muhatabını affetmesini bilmeyenler, insana fırsat tanımayanlar, doğruyu bir kere daha söylemek yerine bunu bir cezalandırma fırsatı olarak değerlendirenler!.. Yüze vuranlar, intikam alanlar, hasmının düştüğü bir zillet karşısında haz duyanlar!.. Dikkat edin, bu tutumlarınız, olduğu gibi çocuklarınıza yansımasın.

Çocuktan al haberi

Ben Betül Fazlı'yı, Rifat Cankat'ı, Mehmet Altun'u, Nezahat Pektaş'ı, Mehtap Çağlar'ı, Dilek Uçan'ı, Merve'yi, Osman'ı ve daha nicelerini orada tanıdım, her birisi ile uzun uzun sohbetler ettim. İstifade ettim ve çocuk yetiştirdiklerinin şuurunda olan sağlam ailelere erdim. O aileler ki, onların herbiri, ülkemizin geleceği adına yüksek birer değer ifade ediyor. Onlar deryada bir mâhi, kendileri farkında olmasalar da.

O anda yanımda duran Doç. Dr. Ahmet Bilgili: "Hocam, yaz bir yere bu 400 çocuğu!.. Bir onbeş-yirmi sene sonra, bunların her biri, bütün Türkiye'nin öncü sınıfları arasında hak ettiği yeri alacaklar" diyor.

Başı şapkalı gepegenç bir anne ise, âdeta şaşırmış, vicdanından gelen bir şahitliğe kapılar aralıyor:

-Çok hoş, çok hoş!.. Zira dememişler mi çocuktan al haberi, çocuktan al haberi!..

Şehrin bürokrasisinin, gazetecilerin, üniversite hocalarının, herkesin ağzı açık, çocukları dinliyor. Yani içlerindeki çocuğu!..


28 HAZİRAN 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...