| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yeni bir siyasal kavram: GenomBaşkan Clinton ve Başbakan Tony Blair'in birlikte açıkladıkları 'genom projesi' ile birçok kavram ve süreç birbirine geçiverdi. İnsanoğlunun genetik şifresi çözüldü. Şifrenin çözülmesiyle, Dr. Sulston'un dediği gibi sadece bilimsel bir aşama kaydedilmiş olmadı, 'felsefi bir eşik' de aşılmış oldu. Artık tıp bile bir siyasal bilim haline geldi. Ters orantı yaklaşımları yerini yeni ve öncekileri ilga eden yaklaşımlara terketti: bir yandan siyaset-dışı alanlar siyasete karşı yeni mevziler ele geçirirken, aynı anda siyaset etkinliğini ve sahasını genişletti. Biyogenetiğe dair bu muazzam bilgi sıçrayışı, beraberinde 'hayat tasavvurlarımıza' dair müthiş bir 'hacimsel genişlemeyi' doğurdu. Biyogenetik çalışmalar neticesinde geçen yılın Eylül ayına kadar ancak %49'u çözülen genetik şifrenin bilinmezleri konusundaki yol katlayıcı bir performansla katedilerek, bu yıl genetik şifrenin çözülmesi anlamına gelebilecek bir neticeye ulaşılabildi. 'İnsan yaşamanın iyileştirilmesine' dönük 'kutsal' değeri tartışılmaz olan bu gelişmenin olumsuz sonuçları ise şimdiden ürkütüyor herkesi. Çalışmalara bu aşamaya gelmeden bile Unesco 'İnsan Genetik Hakları Beyannamesi' adı altında 24 maddelik bir beyannameyi yayımlamıştı. 'Gen ayrımcılığı'nın önüne geçmeye çalışan bu beyanname, ırk, dil, din, cinsiyet ve sınıf ayrımlarından kaynaklanan sorunları yeterince aşamamış olan insanlık durumunun önüne yepyeni ve daha karmaşık bir problemi koydu. Halihazırdaki insan hakları problemleri, basit ders kitaplarındaki iskelet çizimlerinin sadeliğini yansıtıyor kabul edilirse, gelmekte olan problemler korkunç karmaşıklıkta bir nöron yığınını andırıyor. Gündelik hayatta sermayenin işçi alımlarında genetik ayrımcılık yapmasından tutun da 'gen silahları'na kadar bir dizi tehdit 'yaşamın dili'nin öğrenilmesinin ardından yaşamı tehdit edenlerin safında yerini alıyor. Oligarşinin 'iyi genlere' sahip olanları işe alma çabasına karşı 'sınıf' kavramı 'sendikal mücadele' yeni bir biçim alacak, 'gen silahları' ordu kavramını sarsacak ve nihayet bütün boyutlarıyla 'genom projesi', biyogenetiği, siyasal bilim içine dahil ederek pozitif bilimlerle sosyal bilimlerin gittikçe flulaşan sınır çizgisini iyice silikleştirecek ve bu da dolaysız bir biçimde 'siyaset'i etkileyecek. 'Gen', genetik mühendisleri kadar siyasetbilimcilerin de gündemine giriyor. Önümüzdeki dünya, çok karmaşık, ama karmaşık olduğu kadar 'yüksek insan faaliyetleri' için potansiyellerle dolu bir dünya. Siyaseti 'en yüksek insan faaliyeti' olarak tanımlayan görüşlerle 'siyaset insanı Allah'a yaklaştırır' görüşü aynı hatta buluşuyor ve yüksek nitelikleri olmayan kötü siyasetin kovulması, daha mümkün hale geliyor. Herşey bir yandan siyasallaşırken, aynı anda ve daha büyük bir ivmeyle siyasetin, içine etik ve felsefi eşikleri de alarak 'hacimsel genişlemeye' kavuşması, teknoloji gücünü elinde tutanların yarattığı güç tekelini de sarsacak. Çünkü bilimin ve teknolojinin 'bumerang etkisi' kaçınılmaz bir biçimde ortaya çıkıyor. Genetik bilginin elde edilmesi yetmiyor artık, son derece yüksek bir felsefi bakışla çerçevelenmesi ve kapsamlı bir siyasal yapı ile desteklenmesi gerekiyor. Aksi taktirde insan yaşamı adına çözülen her sır, yaşamı tehdit eden bir silaha dönüşecek. Bu noktada, bilimsel bilgi tekelini elinde tutanların dışında kalanların, bilimsel bilginin somutlaştığı yaşam alanları üzerinde bir 'siyasal tefekkür' ortaya koyması, hem güç tekelini kıracak bir etkiyi yaratabilecek imkana kavuşuyor, hem de dünya hakkında 'söz sahibi' olmanın yollarını açıyor. Düşünceleri ve inançları yüzünden dışlananların, inançlarına ve düşüncelerine daha muhtaç bir dünya çıkıyor ortaya... Zenginlere 'buldurulan sır' ezilenlerin ekmeğine katık olmaya doğru da ilerliyor...
ocelik@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|