| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Büyük koleksiyoncuGaliba bazen fazlaca 'önyargılı' olabiliyoruz. Sözgelimi, Güven Erkaya'nın ölümü üzerine verilen tepkilerin değerlendirilme biçimine bakıp, "Yine tezgâh kurmuşlar" diye düşündüm ben. Bunun iki sebebi vardı: Birincisi, Yeni Şafak'ın da zorlama yoluyla 'kınanmaya değer' bulunması; diğeri de, aynı konunun birden fazla gazetede yer alması... "Demek âcil bir toplantı yaptılar ve bu haber orada üretildi" diye düşündüm... Benzer bir hisse, Star grubuna geçen Uğur Dündar'ın son 'Arena' programlarını izlerken de kapılmıştım. Arena'nın geçmişte yansıttığı Ömer Vehbi Hatipoğlu ve İmdat Kaya kasetlerinin yeniden tekrarlanması, beni, "Uğur Bey, Ergün Poyraz'ı biraz daha zenginleştirdi" düşüncesine sürüklemişti. Çeşitli cemaat ve vakıfların etkinliklerine ait kaset koleksiyonu yapan Ergün Poyraz, televizyonların başlıca besleyicisi durumunda. Koleksiyonundaki kaset sayısının bini aştığı, o sayede elde ettiği servetin haddi hesabı olmadığı söyleniyor... Uğur Dündar'ın kullandığı kasetlerin o koleksiyona ait olduğunu düşünmem boşuna değil... Ergün Poyraz imzasını taşıyan "Arena'nın büyük tezgâhı" yazısını okuyunca bu yüzden çok şaşırdım. Yazı, "Gerçeklerin er meydanı olarak kendini lânse eden Arena son bir aydır garip bir tezgâh peşinde" cümlesiyle başlıyor... Meğer Uğur Dündar, kasetlerin içinden en az zararlı bölümleri yayınlamış, yalanlama kapısını açık bırakmış, zaman aşımına uğramış konuları ekrana taşıyarak suçlananlara aklanma fırsatı sağlamış... En iyisi, Ergün Poyraz'ın uzun yazısından simgesel değeri olan bir bölümü aktarmak: "Arena bu kasetlerin en önemlilerini ne hikmetse yayınlamamıştır. (..) Arena 'Yeni ele geçirdik' hikâyesiyle İmdat Kaya'ya ait olan video kasette yer alan konuşmaları yayınlamıştır. 21-22 Mayıs günlerinde sürekli alt yazı ile 'Polisin aradığı Milli Görüş'ün hatibinden lâik kadınlara akıl almaz saldırılar' şeklinde bir tanıtım kampanyası başlatılmış, 23 Mayıs 2000 gecesi Arena programında daha önceki konuşmalarından dolayı İstanbul DGM tarafından İmdat Kaya hakkında TCK'nin 312. maddesi gereği soruşturma açıldığı duyurulmuştur." Ergün Poyraz, daha önce yayımlanmış ve Ankara DGM tarafından TCK 146. maddelik bulunmuş kasetlerin yeniden devreye sokulmasını bir 'tezgâh' olarak görüyor. Çünkü İstanbul'daki yeni soruşturma TCK 312'den açılmış, oysa bu maddede zaman aşımı beş yılmış... Konuşmalar 1993 ve daha önceki tarihlerde yapıldığı için, takipsizlik kararı çıkacakmış... Yazısını okuyunca, hukukî mütalaaların 'köylü' olmasıyla övünen Ergün Poyraz tarafından değil de sanki DGM başsavcısı düzeyinde bir hukukçu tarafından yazıldığı hissine kapılıyor insan... "Şimdi ne olacak?" sorusuna cevap vermeyi de ihmal etmemiş: "Polis aranan şahsı bulduğunda kelepçe takarak DGM'ye götürecek, ardından mâlum gazeteler 'Müslümanlara iftira atılıyor, zulüm yapılıyor' diye feryatlara başlayacak, İmdat Kaya DGM'ye ifadeye çıktığında, Ankara DGM'de dâvânın sürdüğünü, burada yapılan soruşturmanın da 312. maddeden açıldığını, 312. maddeye göre zaman aşımı süresinin beş yıl olduğunu, bu konuşmaların 1993 ve daha önceki tarihlere ait olduğunu söyleyerek oradan elini kolunu sallayarak çıkacak ve mâlum gazeteler, 'Müslümanlara iftira atıldığı bir kere daha ispatlandı' diyerek propagandaya devam edecekler." Uğur Dündar'ın bu 'tezgâhı' kasten kurduğu iddiasında; yazısının bol nida işaretleri yüklediği bölümünde bunu açıkça dile getiriyor: "Arena ve onun mökkem (herhalde 'muhkem' olacak, TK) araştırmacı gazeteciliğinin üstadı (!) Uğur Dündar bu kasetleri ele geçirdiğinde tarihlerinin 1993 olduğunu bilmiyor muydu? Ele geçirirken (!) bu şahıs hakkında dâvâ açıldığını bilmiyor muydu? Bundan yaklaşık bir yıl önce kasetleri ve Milli Görüş iddianamesini yayınlarken bu bilgileri ve konuşmaları görmemiş, kendi programını da mı izlememişti?... Bu ne menem bir oyun?.." Gördünüz mü? Ben, "Eski kasetler yeniden piyasaya sokularak ne yapılmak isteniyor?" diye düşünürken, Ergün Poyraz, "Uğur Dündar İmdat Kaya ve Ömer Vehbi Hatiboğlu ile elele tezgâh kuruyor" iddiasını seslendirmekte... Demek ki, önyargılar her zaman doğru olmayabiliyor... Ergün Poyraz, Refah Partisi'nin kapatılmasında, Necmettin Erbakan ve arkadaşları hakkında açılan soruşturmalarda merkezî bir rol oynamıştı. Bir süreden beri, Ankara DGM'de bir başka dâvânın açılması için de çaba gösteriyor. Uğur Dündar'ı, hem de çok hassas olduğunu sandığım bir konuda, böylesine suçlaması, pek akıl alır gibi değil... Sebep, sadece, Ankara DGM-İstanbul DGM farkı mı, yoksa başka bir şey mi? Pek basit bir sebep gibi görünse de soracağım: Acaba, 'Arena', Ergün Poyraz'a para ödemek yerine, 'bilâbedel' hizmet verdiği DGM'ye sunulmuş kasetleri kullandığı için mi 'kötü' oldu? Yazısında şu tür cümleler yer alıyor da: "DGM'ye verdiğim kasetlerin Arena'ya servis yapılmasının ardından..." "DGM savcılığına bu video bantlar ile diğer belgeleri teslim etmiştim; daha sonra araştırmacı gazeteciliğin bir örneği olarak bu kasetlerin hepsinin Arena programına verildiğini gördük..." "DGM'ye verdiğim bu kasetleri de diğer kasetlerle beraber büyük bir gazetecilik başarısı göstererek (!?!?) elde eden Uğur Dündar..." Uğur Bey, 'büyük koleksiyoncu' Ergün Poyraz'ın suçladıkları arasına hoşgeldin!
tkivanc@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|