| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sabra, yiğitliğe ve bilgeliğe bayram tebriğiHayatın azımsanamayacak konforu elimizin altında, sıcak odalarla, zengin sofralarla, yeni kıyafetlerle ve hafiften suni tebessümlerle yeni bir bayramı yaşıyoruz. Hayatın öte yüzündeyse; bir gece vaktinin yer sarsıntılarıyla herşeyini kaybetmiş, yoksullaşmış, azalmış, sarsılmış ve fakat hayata dört elle sarılmayı öğrenmiş, yaşamanın girintili çıkıntılı yüzünü tanımış öteki insanlar var. Çadırlarda, prefabrik konutlarda ve misafirhanelerde sürdürdükleri geçici hayatlarında, kadim bir geleneğin sevincine tutunmaya çalışıyorlar. Kuşkusuz bayram, bizlere ifade ettiğinden çok daha fazlasını ifade ediyor onlar için. Onlar; hayatın uzun kara kışlarını, kaybetmenin hiçbir şeye benzemeyen ıssızlığını, hikâyelerin bir yerlerinden kırılma ihtimallerini hepimizden daha iyi biliyorlar. Onların yaşadığı yer; hayatın en küçük ışıltısına sıkısıkıya bağlanmayı ve buz gibi sabah soğuğundan sıcacık nefesler devşirmeyi, ayakta kalmanın önşartı haline getiriyor. İşte bu yüzden; günlerin çaresizliklerle örüldüğü, zorlukların kat kat katmerlendiği ve bütün gündelik işlerin ana yüreği ile baba şefkatinin fedakar çırpınmalarına terkedildiği bu uzun soğuk sabır mevsiminin sonunda, bahar güneşi kadar tatlı bir sıcaklıkla ısıtıyor bu bayram onların üşüyen gönüllerini. Onlar bu bayramda, bir bayramı gerçekten idrak etmenin şaşırtıcı coşkusunu hissediyorlar damarlarında. Bizim için ne kadar zor yakalanan bir duyguysa bu, onlar için o kadar yakın ve gerçek bir duygu. Bin yılların kadim kurban geleneğinde şiddet arama işgüzarlığına medyatik sirk çadırları kuranların, hayatın sarsıntılı bıçak sırtına sabır çadırı kuranlarla aynı duyguda birleşemeyecekleri açık. Ben kişisel bayram tebriklerimden ilkini, zorlu bir imtihanı sabırlarıyla kolaylaştıran o onurlu çadır insanlarına ayırıyor ve onların mütevazı olduğu kadar samimi bayram sevinçlerini en derin duygularımla paylaşıyorum. Ve bir tebrik de Kafkas dağlarında bu hain binyıla hiç yakışmayacak bir yiğitlikle çarpışan Çeçen savaşçılarına... Varlıklarını, inançlarını, topraklarını derin bir bağlılık ve tükenmez bir aşkla savunmaktan yorulmayan bu yiğit insanların yazdığı destan, bizim bayramlarımızı bile süsleyecek kadar görkemli çünkü. Belki kırılıyor, belki öldürülüyor, belki yalnız bırakılıyorlar; ama geri adım atmayan inatçı ruhlarıyla asla kaybetmiyorlar. Bir kurban bayramı onlardan daha fazla kime yakışabilir? Son olarak da benim için gelenek haline gelen bir kutlamaya geldi sıra: Bilge Kral, densizlerin densizlikleri o keskin hafızandan tamamen çıkıncaya kadar öperim mübarek ellerinden!
gozcan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|