YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Daha mutlu yarınlar için...

Bir yandan, 'hukukun üstünlüğü' ilkesini hayata geçirme sözü veren bir yargıcı cumhurbaşkanlığına seçtiği için umutları kabarmış bir Türkiye, öte yandan hukuk kavramıyla birarada düşünülmesi asla mümkün olmayan yasakçı uygulamaları yaygınlaştıran bir Türkiye... Bir yandan, fâili meçhul cinayetler dönemini geride bırakacağı izlenimi alınan 'umut' verici gelişmeler, öte yandan 'umut' adına başlatılan operasyonun ilgili-ilgisiz çok sayıda kişiyi içine alacak biçimde genişletildiği bir 'polis devleti' görüntüsü...

Türkiye, yalpalayarak, iki ileri bir geri yöntemiyle, hantallığını geride bırakmaya çabalıyor...

Seçilmiş bir milletvekili, başörtülü olduğu için (ama başörtüsü dışında bir gerekçeyle) koltuğundan edildi. Şimdi de, bir partinin yöneticilerinden biri, yine başörtülü olduğu için, Anıtkabir'e çelenk bırakma törenine sokulmadı. Gerekçe, tören mahallinin kamusal alan kabul edilmesi. Herkesin katılması zorunlu olmayan bir törene başörtülü parti yöneticisinin alınmaması, sonuç itibariyle, fazla bir sorun teşkil etmiyor; ancak, yasakçı uygulama mahzur teşkil edecek alanları da içine alacak biçimde genişletiliyor...

Askeri garnizonlara, lojman bölgelerine çoktandır başörtülüler giremiyor; orduevleri düğün vesilesiyle bile başörtülü konuklara kapalı. Silâhlı kuvvetlerin hassasiyeti sebebiyle bu tür uygulamalara alışkanlık peyda edildi. Ancak, benzer bir uygulama, son zamanlarda hiç akla gelmeyecek yerlerde de karşımıza çıkmaya başladı. Bir süredir bazı cezaevlerine başörtülü ziyaretçi alınmıyor; değişik kamu kuruluşları, yaz kamplarına, başörtülü gelenlerin kabul edilmeyeceğini daha şimdiden ilân etmeye başladılar...

Kamu kuruluşu kamplarına başörtülü konuk kabul edilmemesinin bir mantığı olabilir mi? Ya da, cezaevine yakınlarını görmek için gelen ziyaretçilerin başlarını açtıktan sonra içeri girmelerine izin verilmesinin? Basit bahanelerle bu tür yasaklamaların 'olabilirliğini' düşünmeye başladığımız andan itibaren, yasağın sınırlarının genişletilebilmesini de mümkün görmüş oluyoruz. Askeri lojmanla DPT tatil kampı arasında fark görmeyen siviller, herhalde birilerine yaranmak amacıyla, varolan boşluktan yararlanıyorlar...

Türkiye, öngörüldüğü gibi, Avrupa Birliği üyeliğine doğru yol alan, hak ve özgürlüklerin daha geniş biçimde kullanıldığı bir ülke haline dönüşecekse, bunu, vatandaşları arasında ayrımcılık yapmadan gerçekleştirmesi gerekiyor. Sivili ve askeriyle, memuru ve esnafıyla bir bütün olarak, Türk insanı, demokratik hak ve özgürlüklerden yararlandırılmak zorunda. Bir zamanlar 'siyasal İslâm' simgesi olarak görülen başörtüsü, bu yeni dönemde, özgürleşmenin, demokratikleşmenin işareti olmalıdır.

Bunun sebebi şu: Geçtiğimiz uzun yılları yasaklanması için gerekçe üretmekle tükettiğimiz başörtüsü, söylenenlerin aksine, bir 'siyasal simge' haline dönüşmedi; eğitim özgürlükleri ellerinden alınmak istenen genç kızlar, kimi hayallerini kendi elleriyle yıkmayı göze alarak üniversite kapılarından çekildi, kimi de 'zorunluluk hali' olduğu düşüncesiyle, inançlarına ters bir davranışı benimsemek zorunda kaldı. "Siyasal simgedir, yasaklanmalıdır" diyenler haksız çıktılar...

Herhalde aynı mantığa sığdırılarak daha da genişletilmeye çalışılan başörtüsü yasağı, şimdilerde, yasakçıların kasıtlı niyetini dışa vuran bir mâhiyet kazandı. Daha önce, geleneksel biçimde baş örtmeye karşı olmadıklarını, başörtüsünün 'siyasal simge' haline getirilmesini istemediklerini ileri sürenler, cezaevi ziyaretçilerine, tatil kampına gelenlere de yasağı genişleterek, açıklanması mümkün olmayan bir zihniyet sergilemeye başladılar. Tatilçi DPT'liler arasındaki başı örtülü anne ve eşlerin, cezaevi ziyareti yapan anne, eş ve bacıların başörtüsüne yan gözle bakmak için sebep ne olabilir?

Hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi gibi kavramların egemen olacağını umduğumuz önümüzdeki dönemde, kırgınlıkların ortadan kalkması için, yanlış kabuller üzerine oturan zararlı uygulamaların sona ermesi şarttır. Bunların başında da, bazılarının her alana yaygınlaştırılmaya çabaladıkları başörtüsü yasağı geliyor. Eğitim affı yoluyla üniversite kapıları masum genç kızlara açılmalı, cezaevlerinde ve tatil kamplarında yürürlüğe sokulmak istenen yasaklardan vazgeçilmeli, siyasetteki ayırımcılığa da son verilmelidir.

Özlemle beklediğimiz önümüzdeki dönem, bu ülkeyi seven her eğilimden insanın işbirliğiyle gerçekleşecektir çünkü.


24 Mayıs 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...