![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Basın toplantıları ve sorularÖzel televizyonların devreye girmesiyle yaşanan medyatik 'bing bang', birçok şeyin dengesini bir daha düzeltilemeyecek biçimde bozdu. Bu gözlemimi medyatik olma niteliği tartışma götürmeyecek pekçok "durum"la kanıtlayabilirim. Bu "durum"lardan biri de basın toplantıları... "Durum" diyorum, çünkü artık basın toplantılarına sadece basın toplantısı diyebilmek pek mümkün değil! Aslında ne denebileceğini de tam olarak bilemiyorum ve tanımlamakta zorlandığım herşeyi geçiştirmekte kullandığım "şey" kelimesini yardıma çağırmamak için mecburen "durum" diyorum. Günümüzde insanların basın toplantılarını sadece kamuoyuna birşeyleri duyurmak ya da açıklamak amacıyla düzenlemediği biliniyor. Bunun basın toplantılarını tanımından ve içeriğinden epeyce uzaklaştırdığı da ortada. Ancak benim asıl üstünde durmak istediğim; muhabirlerin genel olarak sordukları evlere şenlik sorular ve takındıkları tuhaf tavırlarla basın toplantılarını "durum"laştırmaktaki fonksiyonlarıdır. Bu konudaki gözlemlerimi birkaç maddede toplayarak sizlerle paylaşmak istedim: 1. Basın toplantısı hangi konuda yapılıyor olursa olsun, muhabirlerin en az üçte birinin konu hakkında herhangi bir fikri olmuyor. 2. Basın toplantısının konusu hakkında fikri olan muhabirlerin bile, konuyla ilgili soru sormakta oldukça zorlandığı gözleniyor. 3. Hem basın toplantısının konusu hakkında fikri olan, hem de bu konuyla ilgili soru sorabilen muhabirlerin bir kısmının da karşısındakini terbiye etmek filan gibi takıntıları oluyor. 4. Basın toplantılarına katılan bazı muhabirler, kendi yanlarında da bir kamera olduğu halde bununla yetinmeyip oradaki bütün kameraların ilgisini üstünde toplamak gibi enteresan kaygıları ve buna uygun kostümleri oluyor. 5. Bazı muhabirler muhatablarının karizmasını baştan kabul ederek özür diler gibi soru soruyorlar. Böyleleri, eğer konuşan kişi soru sorarak gösterdikleri bu cür'ete karşılık, yüksek oktavlı ve hafiften fırçalı bir cevap verirse, hemen pısıp kıpkırmızı bir yüzle yerlerine oturuyorlar. 6. Bazı muhabirlerin orada bulunmaları da, basın toplantısında konuşan kişiye pas atmak dışında bir işe yaramıyor. Öyle ki konuşmacı bazen o kişinin sorusuna "Evet evet, çok haklısınız!"gibi cevaplar vermek zorunda kalıyor. 7. Bir de toplantıya geç kalan muhabirler var. Onlar kendi zekalarından hiç şüpheye düşmediklerinden, sordukları sorunun basın toplantısının kaçırdıkları bölümünde sorulmuş olabileceği ihtimaline hiç ihtimal vermiyorlar. 8. Kimileri de basın toplantılarında soru sormayı kesinlikle akıllarına bile getirmiyor, sadece arkadaşlarının sorularına verilen cevapları not almakla yetiniyorlar. Hem de bütün kariyerleri boyunca... Daha başka gözlemlerim de var, ama şimdilik bu kadar... Kimse kızmasın ve alınmasın! Ben basın toplantılarını izleyen bütün muhabirlerin böyle olduğunu söylemiyorum. Sadece böylelerinin sayısının basın toplantılarını bir "durum"a çevirmeye yettiğini söylüyorum. İnanmayanlar, bir de bu gözle baksınlar basın toplantılarına!..
gozcan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|