YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Anıtkabir yönergesi

Fazilet Partisi heyetinden Gülten Çelik'in Anıtkabir törenine alınmadığını gazetelerde okuyunca, çok canım sıkıldı.

Hem, "başörtüsü laik cumhuriyeti yıkma arzusunun bir siyasi sembolü" diyeceksiniz, hem de laik cumhuriyeti ilân eden Atatürk'e saygılarını sunmaya gelen genç bir hanımı, tesettürlü diye kapıdan geri çevireceksiniz.

Genelkurmay denetimi

Bütün bu acayipliklerin başlangıç noktası 1981 yılı.

11.9.1981'de Evren'in işbaşında bulunduğu askeri darbe döneminde, Anıtkabir milletin sinesinden koparılarak, Genelkurmay Başkanlığı'na bağlanmıştır. 1981'de kabul edilen 2524 sayılı kanunun 1'inci maddesi, Anıtkabir'deki bütün hizmetlerin yürütülmesinden Genelkurmay Başkanlığı'nı sorumlu tutmuştur.

Bu kanuna göre çıkarılan yönetmelik Anıtkabir'e yapılacak ziyaret ve törenlerle ilgili esasları düzenlemektedir.

Anıtkabir Komutanlığı, tören işlerini yürütme görevini de üstlenmiştir.

Yönetmeliğin 35'inci maddesine göre, Anıtkabir'de, Atatürk'e saygı için çelenk konulabilir, tören düzenlenebilir.

Tören çeşitleri

Madde 45, üç tip tören tesbit ediyor:

1 numaralı tören:

Devlet Başkanı veya temsilcisinin katıldığı milli bayram günlerinde düzenlenen tören.

2 numaralı tören:

Devlet protokolüne dahil kişilerin iştirak ettiği tören.

3 numaralı tören:

Devlet Başkanı ve protokole mensup zevat dışında kalan bütün gerçek kişilerle, tüzel kişilerin temsilcilerinin katıldığı tören.

Törenler arasında farklılıklar şunlar:

Meselâ, sadece 1 numaralı törende İstiklâl Marşı çalınıyor. İlk iki törende, yürüyüş Aslanlı Yol girişinde, sonuncusunda mozole önündeki meydanda başlıyor. Birinde çelengi subaylar, diğerinde erler taşıyor vs...

Görüldüğü üzere, her türlü teferruata özen gösterilmiş. Ama hiç bir törende, tesettüre dair bir kısıtlama kayda geçmemiş.

Öyleyse neden Atatürk'e saygılarını sunmak üzere heyette yer alan FP Genel İdare Kurulu üyesi, Kadın Komisyonları Genel Başkanı Gülten Çelik'in önü kesiliyor?

Ekim 1999

Kanunda yasak mevcut değil; yönetmelikte de bir sınırlama yok.

Kıyafeti düzenleyen kurallar ancak, 4'üncü Kolordu'ya bağlı Garnizon Komutanlığı tarafından bir yönerge değişikliği ile Ekim 1999'da getiriliyor.

"Törende, heyet başkanı tesettürlü olamaz. Törene katılanlar, cüppe, sarık, çarşaf giyemez. Heyetin içinde tesettürlü bulunamaz."

Atatürk, bırakınız başörtüsünü, çarşafı bile yasaklamamıştı.

Bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun sadece, dinî faaliyette bulunanların -papazların, rahiplerin, din adamlarının- giyecekleri veya giyemeyecekleri kisvelerle ilgili.

Sade halkın, normal vatandaşın kılığına kıyafetine karışmamış ki Atatürk.

Ve şapka kanunu bile, yalnız devlet memurları ile milletvekillerini hedef alıyor. Yasanın yazılışında dahi bir nezaket var: "Halkın benimsediği şapkayı bundan böyle milletvekilleri de devlet memurları da takacaktır" şeklinde bir ifade mevcut kanunda.

Şapka, halka dayatılmıyor, bu serpuşu benimsediği peşinen kabul ediliyor.

Atatürk ve millet

Anıtkabir, milletin sinesinden koparıldı, askeri alan oldu. Hiç kimsenin haberi yokken yönergeler çıkarılıyor ve yasaklar getiriliyor.

Anıtkabir yönetimi derhal Meclis'e devredilmeli. Devredilsin ki, halk sevgili Atasını, rahatça kucaklayabilsin. İçinden geliyorsa, ona Fatiha okuyabilsin.

Şimdi heyet ziyaretlerinde o da yasak!

Şu işe bakın! Anıtkabir, netice itibariyle Atatürk'ün mezarı. Mezar başında, başı açık olanlar bile örtünür ve Allah'tan rahmet için Fatiha okur.

Nitekim, Menderes veya Özal için inşa edilen anıt-mezarlarda, anma törenleri düzenleniyor; Kur'an okunuyor, gelen giden dua ediyor. Başı bağlı olmuş olmamış kimse karışmıyor.

Atatürk'ü geri istiyoruz. O, herkesin Atası. Mezarı, orduevi bahçesi gibi yönerge altına alınamaz.

Kaldı ki, yönerge yönetmeliğe, yönetmelik kanununa aykırı olamaz.

Yürürlükteki hiçbir kanun başörtüsünü yasaklamıyor.

Kapsam genişliyor

Ama, başörtüsü yasağının kapsamı genişliyor. YÖK, Fatih Üniversitesi'ne bağlı Hemşirelik Yüksek Okulu'nu kapatıyor. "Öğrenciler, uygulamalı derslerde mesleğin gerektirdiği üniformayı giymek zorundadır" cümlesini kılavuza koyan YÖK, Fatih Hemşirelik Bölümü'nde bu kuralın uygulanmadığını iddia ediyor. Oysa, hemşire, üniformasını giyip de başını bağlasa kime ne zararı var?

Yolsuzluk iddialarının ayyuka çıktığı, bilimsel hürriyetlerin özünün zedelendiği ve istifaların birbirini kovaladığı üniversitelerde sorunlar, başörtüsü ile perdeleniyor.

Anıtkabir dergisindeki fotoğraflara baktım. Tören dışı gelen başörtülü bazı hanımlar, içeriye girebilmiş. Ama çoğu şalvarlı.

Acaba Gülten Çelik, halisane niyet taşıdığını belli etmek için, tesettürün yanısıra, şalvar da mı giyseydi???

İlgililer tören dışı her türlü kılık kıyafetin serbest olduğunu açıkladılar. O zaman bir grup Fazilet Partili hanım Atatürk'ü ziyaret edip, başucunda Fatiha okuyabilecek miyiz? Yoksa, grup ziyaretlerine de, tören muamelesi mi yapılıyor?

Belki, 1999'daki gibi gizlice yeni bir yönerge çıkarılır, bizim teşebbüsümüzü durdurmak üzere, yasak kapsamı genişletilir. Öyle ya, cezaevleri ziyaretlerine veyahut tatil kamplarına bile başı örtülüleri almıyorlar.

Tunus'a benzedik vesselâm!!!

Bence, Zübeyde Hanım'ın başını da fotomontajla veya bir yönerge(!) ile açıversinler.


24 Mayıs 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Nazlı ILICAK

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...