YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Geleceğin karabasanları-2

 
Varolmayan yaşamlar üzerine kendi yaşam deneyimini kurmak çabası kişiyi varlığın yittiği eşikten başka nereye sürükleyebilir?

 

Çarşamba günü yaklaşık üç yıl önce kaleme aldığım ve "internet"in "karanlık" yanına değinme savındaki uzunca bir yazımın ilk bölümünü aktarmıştım. Yazının geriye kalanı ise şöyle:

"İnternet salt yayılımı düşünüyor, ama geçmişte rastlanan türden bir Usdışının Sağlığı'na yer açmıyor içinde, ereğini yitirmiş bir girdap o. Yeni bir seçenek olarak Us ile Ereksellik'in bitiştiği, çakıştığı tuhaf bir tarih tasarımından söz etmiyorum. 'Episteme' bir kukla artık, 'özdeş' saydığına karşı gösterisini sürdürüyor ekranlarda -ve bir izleyiciye gereksinim duyuyor, 'farklı' olanı arıyor, buluyor da. Bir gölge, yanlış bir tasarımın gölgesi olduğunu anlamıyor, bütün alkışlar kendine sanıyor.

'Episteme'nin 'özdeşlik' ve 'ayrım' ikilisine göre kurulduğu çağdan bu yana (yani neredeyse Descartes'tan beri) böyle bu. Usdışının sağlığını yitiren Batı Ussal bir Erek'in, salt onun olanaksızlığıyla yaşamaya çalıştı, yaşamaya alıştı; bir çözülme anına varacağını düşünmedi (herşeyi 'özdeşlik' ve 'ayrım' düzeyinde okuduğundan, aslında hiç kendi üzerine düşünemedi). Bugün 'modernizm sonrası'na ilişkin tüm tartışmalar bu amaçsız çözülmenin şamatacı bir gösterisinden başka bir şey değil.

'Özdeşlik' ve 'ayrım' ikilisine göre çalışan her düzenek yavaş yavaş, acı vermeden çözülüyor; çünkü yaşamlar hafifleşti, varlık alanını yitirdi, artık varolmayan yaşamlar uçuşuyor internet koridorlarında. Peki soralım öyleyse, varolmayan yaşamlar üzerine kendi yaşam deneyimini kurmak çabası kişiyi varlığın yittiği eşikten başka nereye sürükleyebilir? Deneyimlerin, daha kesin söyleyelim, özdeneylerin paylaşılmazlığı doğrudur; ancak 'özdeşlik' ve buna bağlı olarak 'iletişim' kavrayışını bu 'özdeneyin paylaşılmazlığı' üzerine kuran kişinin yazgısı gerçekdışı bir enformasyon yumağı olmaktan başka nereye varabilir? Bu gerçekdışı enformasyon yumağı tam karşımızda duruyor, sesi yitmiş, düşüncesi sallantıda, tuşlara dokunuyor, yazıyor, dokunuyor, ulaşıyor -varolmayana!

Kendilerini bu tutkuya kaptıran aydınlar (günümüzde zar zor korudukları) konumlarını yitirme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Amaçsız gidişin amaçsız bilgeleri olarak yeni bir çağın yalvaçlığına soyunmaktan başka bir rolleri yok, onları gereksizleştirecek bir çağın!! Kendi yitimine bu kadar özenen varlıkların 'varlık konumu' ne olacaktır, kendi yitimine bunca direnen bir dünyada? Geleceğin düşünürleri yıkımı kendi içlerinde aramamak durumundalar; bu sanal saçmalığın panzehiri gür bir kahkaha olacaktır, kendi varlık konumundan güç kazanan, erk devşiren gürbüz bir kahkaha! Yoksa 'gelecek'in internette açılan bir site olmaktan öteye hiçbir işlevi kalmayacak. Ben, kendi payıma, acı bir kahkaha salıyorum bu varlık yoksulu karabasana, onun ölü gövdesi üzerinde dansetmek istiyorum!"

Kuşkusuz bu yazıdaki bakışı örttüğünce "karanlık" değil pek çok şey. Kendi payıma bugün de söz konusu yazıdaki bakışı korumakla birlikte, eğer birkaç hafta boyunca izini süreceğimiz uğraş "siyasa" ağırlıklı bir "bilim-kurgu alıştırması" olacaksa, bu uğraşa belli bir "gerçeklik" katarak bakmak gerekiyor: Gerçeklik çoğu kez bakışı, hatta kişinin törel duruşunu aşan bir "bütünlük", karşıt görünen öğeleri "bir arada barındıran" bir yan taşır.

Tam da bu nedenle, gelecek tasarımlarının "aydınlık" ve "karanlık" yanlarının iç içe geçtiği bir senaryoyu okumaya çalışacağız önümüzdeki yazılarda. "Dünyanın bütünleşmesi" tasarısıyla "ulus-devlet"in aynı yankısız (hiçbir şeyi yineleyemeyeceğimiz, hatta herhangi bir yinelenmenin izine bile tanıklık edemeyeceğimiz) koridora açılan iki kapı olduğunu görmek ilginç bir deneyim olabilir. Çok yakında yanı başımızda boy gösterecek olan bu "uzak düşler"i yorumlamayı sürdüreceğiz: Eğer "uzgörü"den gittikçe uzaklaşan, kimilerine "seçenek" üretmeden siyaset yapmayı bir erdemmiş gibi gösteren, "pazarlık"ın siyaseten konum kazanmak için en kötü yol olduğunu unutturan ve böyle giderse bu oyunun baş aktörü olmayanlara soyunanları hiç de amaçlamadıkları bir "seçenek"le yüz yüze bırakacak olan "Cumhurbaşkanlığı Seçimi" izin verirse!


2 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Hakan ARSLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...