YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Sağduyu cumhurbaşkanını çıkaracaktır

 
Türkiye, tarihin önemli bir dönemeç noktasında bugün ve kendisine zorla giydirilmiş kalıpları zorluyor...

 

Hz. Ömer'e atfedilen bir olaydır sanıyorum. Şam'a atadığı vali, şâibe iddialarına rağmen eski dönemin bir görevlisini yerinde tutuyormuş... Merkezden gelen tâlimatlara da, "O giderse istikrar bozulur" anlamı taşıyan cevaplar gönderiyormuş vali... Bir gün, Medine'den kısa bir mesaj ulaşmış Şam'a: "Tut ki adam öldü..." Vali mesajı almış ve vazgeçilmez sanılan görevliyi değiştirmiş...

Dilimizde, "Duvara dayanma yıkılır, insana dayanma ölür" diye bir söz var. Yüzyılların imbiğinden geçerek günümüze ulaşmış o söz, toplum hayatının hemen her alanı için hâlâ geçerli. Bireylerin birilerine ve bir yerlere 'dayanma' güdüsü, eğer dayanılan şey yıkılıp yokolabilir cinsten ise, yanlışlara sürükleyebilir. Kaldı ki, toplumların kişiye dayanma lüksü de yoktur; bir devleti ayakta tutan evrensel geçerliliği olan esaslar, toplumları omuzlarında taşıyan kurumlar ve kurallardır... İnsanlar fânidir, bugün olmasa bir başka gün mutlaka ölürler...

Cumhurbaşkanının görev süresini uzatmayı amaçlayan anayasa değişikliği tekliflerinin TBMM tarafından reddedilmesi üzerine duyulan bazı tepkiler, 'kişiler kültü' denilebilecek yanlışlığın bazı çevrelerde bugün bile sürdüğünü gösteriyor. Oysa, onların da üzerinde düşünmeleri gereken basit bir gerçek var: "Eğer Türkiye'nin geleceği bir kişiden bu denli etkileniyorsa, bugün görev süresini uzatsak bile, beş yıl sonra ne yapacağız?" Bu soruya, "O zamana kadar birini çıkartırız" cevabını vereceklere yeni bir soru: "Neden bugün değil de beş yıl sonra?"

Türkiye, tarihin önemli bir dönemeç noktasında bugün ve kendisine zorla giydirilmiş kalıpları zorluyor... TBMM'nin, bütün baskılara ve şantaj kokan dayatmalara rağmen özgür iradesini kullanmakta tereddüt etmemesi de bunun işareti. Aksi olsaydı üzülmemiz gerekirdi.

Yönetici durumunda bulunmuş, ya da yönetimleri gözlemlemiş herkesin anlatacağı gerçek hayat öyküleri vardır. Bende yığınla var onlardan... Kendisini 'vazgeçilmez' tanıtan, o olmasa işlerin ters gideceğine inanmamızı isteyen nicelerinin, bıraktıkları boşluğun çok daha üretken ve ufuk sahibi yeni yüzler tarafından doldurulduğunu az görmedim... Bazen 'vazgeçilmez' sanılanlar bulundukları konumun daha verimli hale gelmesinin önündeki en büyük engeldirler... Tıkacı açtığınızda su nasıl gürül gürül akarsa, onların yerlerini terk etmeleri, ortama öylesine olumlu bir etki yapabilir...

Geçen gün bir dost hatırlattı: Hırvatistan devlet başkanı Tudjman ülkesi için 'vazgeçilmez' bilinen bir devlet adamıydı; bir kaç ay önce Tudjman'ı toprağa verdi Hırvatlar... Ancak korkulan olmadı; tersine, Hırvatistan, onun ortadan çekilmesinden sonra daha katılımcı, daha refah getirici bir sistemi kucaklayıverdi...

Toplumlar ve ülkeler için 'vazgeçilmez' kişiler yoktur...

Türkiye, uzun zamandır ilk kez, sistemin en önemli unsurlarından biri olan cumhurbaşkanlığına kimin seçileceği konusunu, sistem dışı mülâhazaları bir tarafa bırakarak tartışıyor. Çabuk unutuyoruz; 1989'da Turgut Özal cumhurbaşkanı seçildiğinde, "İçime sindiremiyorum" telgrafı çekenler olmuştu. Yedi yıl önce, Süleyman Demirel'i Çankaya'ya taşıyan seçim sırasında, geçmiş performansına bakıp onu Atatürk'ün koltuğuna yakıştıramayanlar çıkmıştı. Hem de Bülent Ecevit'in yakın çevresinden... Bugün, görev süresi uzatılmazsa ülkenin kaosa sürükleneceğini, istikrarın bozulacağını aynı çevre adına Ecevit dile getiriyor...

Demek ki, telâşa mahal yok.

Gerçekten de telâşa mahal yok; çünkü, bugünkü Meclis'in sağduyusu, Avrupa Birliği ile bütünleşme sürecine girmiş, etrafındaki ülkeler için 'model' haline dönüşmesi beklenen Türkiye'yi gerçekten temsil edebilecek bir cumhurbaşkanı seçmekte zorlanmayacaktır. Yeter ki, dayanılması gerekenin duvar ve insan olmadığını, kurumlar ve kurallara itibar edilmesi gerektiğini hatırlayalım.

Unutmayalım, kabristanlar 'vazgeçilmez' sanılan insanların mezarlarıyla dolu...


2 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...