YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Ağırdan alan aday sendromu!..

 
Halkın da, milletvekillerinin de, Süleyman Demirel'in Çankaya'dan inip, Güniz Sokak'a gitmesini istediği belli..

 

Aylardır aynı plağı çalıp, dinlettiler.

Süleyman Demirel demek, istikrar demektir.. Süleyman Demirel bir kez daha cumhurbaşkanı olmazsa, istikrar tehlikeye girer.

Kadere bakın..

Şu anda Süleyman Demirel'in bir kez daha cumhurbaşkanı olmak için ısrar etmesi, "istikrarın en büyük tehdidi"dir..

5 Nisan'daki ikinci oylamada, milletvekilleri yine direnip, Anayasa değişikliğine yine "hayır" derlerse, koalisyon da, İMF'nin ekonomik paketi de, dolayısıyla bütün unsurları ile "istikrar" da, tehlikeye girer..

Halkın da, milletvekillerinin de, Süleyman Demirel'in Çankaya'dan inip, Güniz Sokak'a gitmesini istediği belli..

Yani, 5 Nisan'daki ikinci oylama da, birincisinden farklı olmayacak..

Bizim Antep'in özdeyişindeki gibi durum:

-Adamın Ömer diyeceği, ağzını büzmesinden belliydi!..

Bu durumda, ülkedeki siyasal istikrarın korunabilmesi için, Süleyman Demirel'in "artık yeter" demesi şart..

-Vazgeçin Anayasa değişikliği çabasından.. Ben yeniden göreve talip değilim.. Ben bu koltukta biraz daha oturayım diye, istikrarın tehlikeye atılmasına razı olamam!..

Ama galiba Demirel, böyle davranmaya pek niyetli değil.. "Faruk Gürler'in dramı"nı, bir kez de kendisi yaşamak istiyor galiba.

Amerika'da bu duruma düşen politikacıların davranışları için, "ağırdan alan aday sendromu" (reluctant candidate syndrome) deyimi kullanılır..

"Ağırdan alan aday sendromu" gösteren politikacılar, ağızlarıyla bir göreve talip olmadıklarını söylerken, bütün davranışları ve vücut dilleri ile, "ben bu görevi çok istiyorum" diye feryad ederler..

Bu "sendrom" kavramını hepimiz biliyoruz.. Örneğin Amerika'nın, Körfez Savaşı zaferi ile "Vietnam Sendromu"nu yendiği, çok yazılıp, söylendi..

"Sendrom" tıpta, belirli bir patalojik durumla ilgili olan ve tümü birden değerlendirilince, bir hastalığın teşhisine imkan veren işaretlerin ve belirtilerin toplamına verilen isimdir.

Mesela zayıflamak için sürekli diyet yapan, yediklerini zorla çıkartan güzellik meraklısı hanımlarda, bakarsınız birgün "Anorexia Nervosa Sendromu" belirtileri görülür.. Durdurulamaz bir kilo kaybı başlar.. Yemek yiyemezler.. Ve bazan beslenememekten ötürü ölürler bile..

Siyasette ve insan ilişkilerinde ise, "sendrom" kavramı, daha kapsamlı kullanım alanı bulur.

Bazan insanlar yalan söylemeye öylesine alışır ki, hiçbir gereği yokken ve kendilerine hiçbir yarar sağlamayacakken bile, yalan söylerler... Bu durumda, "patalojik yalancılık sendromu" gelir gündeme..

Bir politikacının da, "ben bu göreve talip değilim" deyip, sürekli, bir görevi elde etmek için herkesi anasından doğduğuna pişman etmesi de, bu tür bir "sendrom"dur işte..

Ama her belirti, her davranış ve her işaret, bir "sendrom"un göstergesi olmayabilir..

Bazan belirtiler (semptom), bir hastalığın habercisidir de..

Mesela bir insan dikkati çeken şekilde kilo kaybeder ve bu sırada sürekli idrara çıkarsa, bu şeker (diabet) hastalığının semptomu (belirtisi) olabilir..

Siyasette de, "istikrarsızlık"ın bir "kriz"e dönüşebileceğini gösteren "semptom"lar vardır..

Örneğin, bir kritik siyasi karar noktasında, birileri bir yerde bombalar patlatıp, ajitasyona falan geçerse, anlarsınız ki bunlar pompalanmış bir "krizin semptomları" olabilir..

Bunun gibi, kamu görevlerine gösterilen ilgi azalır ve yetişmiş genç kuşaklar, politikaya olan ilgilerini kaybederlerse, bu durum, "demokrasideki kriz"in semptomları (belirtileri) olabilir.

Akıllı toplumlar ve bilinçli politikacılar, krizlerin semptomları kamuoyunu rahatsız eder hale gelmeden, belirti-öncesinde (pre-semptom) olayları değerlendirip, çözüm üretebilirler..
Aksi halde, Öcalan'ın yargısı başlayınca Anayasa değiştirilip, DGM'den askeri yargıç çıkartılır.. Cumhurbaşkanının görev süresi bitince, Anayasa değişikliği gündeme getirilir..
Böylece "kriz semptomları" artarken, ortaya, "ağırdan alan aday sendromu" sergileyen insanlar çıkar.

ŞAKA

Hint rüyası..

Her ülkenin "kutsalı" ve "istikrar"ı farklıdır..
Şimdi Bülent Ecevit, bu gerçeği iyice görüyor Hindistan'da..
Örneğin Hindistan'da kutsal olan şey, "inekler"dir..
Hindistan'da "istikrar" denilince, farklı etnik grupların, farklı dillerin ve dinlerin, özenle korunması akla gelir..
Bakalım Ecevit etkilenecek mi bunlardan?..
Bakarsınız Türkiye'deki bazı insanlar ve görüşler, Hindistan'ın inekleri kadar saygı ile ele alınır sonunda..

İSTİKRAR

Bu düzen değişmesin mi?

Yeniden-yapılanmaya ve temel reformlara bu kadar ihtiyacı olan ve buna karşı olayı, bir "makyaj meselesi"nden öteye göremeyen siyasi anlayış, açıkçası şaşırtıcıdır..
-Acaba irademiz mi zayıf, ya da enerjimiz mi yok?
Avrupa Birliği adı verilen "büyük demokrasi projesi"nin normlarına, hukukta da, ekonomide de, siyasi ahlakta da uymuyoruz..
İnsan hakları ve özgürlükler konusunda, gerçekten çağın gerisindeyiz.. "Düşünce suçu", Türkiye için doğal bir olgu gibi..
Devlet, kendi halkından ve kendi insanından ürküntü içinde.. Herkes "bölücü", "yıkıcı", "şeriatçı", "anarşist", "terörist" olabilir mevcut ceza yasalarına göre..
Buna karşı, ayyuka çıkmış rüşvet söylentileri, ihaleye fesat karıştırmalar, çeteleşmeler, adeta keyifle izleniyor.. "Şaibeli" olmak, politikada rütbe kazanmayı sağlıyor..
Türkiye'de yasaların bir daha cumhurbaşkanı olmasını yasakladığı tek kişi için, Anayasa değiştirilmek isteniliyor..
RTÜK Kanunu'na göre, kamu ihalelerine girmeleri yasaklanmış medya sermayesinin katılımı olmadan, hiçbir ihale yapılmıyor..
Bu düzen değişmeyecek mi?
Değişmemeli mi?
"İstikrar" demek, "bozuk düzenin devam etmesi" mi demek?


2 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...