| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Küresel paralar can yakıyorKüresel ekonominin 'ağır' paraları can yakmaya devam ediyor. Önde gelen iki para birimi (Dolar ve DM) arasındaki parite son 15 ayda 1.65 ile 2.05 arasında sürekli gidip geldi. Böyle bir ortamda, özellikle dış kaynakla yatırım yapabilen ülkelerde ekonomik istikrar sağlamak mümkün olabilir mi? Avrupa, euro ile rüşdünü ispat etmeye çalıştı, ama şimdilik çok başarılı olduğu söylenemez. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ikiye bölünen, doğu kısmı Moskova'ya, batısı Washington'a bağlanan kadîm kıtanın en büyük eksiği, bir Avrupa ordusu. NATO'nun (yani Pentagon'un) pençesinden kurtulduğu gün, dünya sistemimizi yeni bir hegemon şereflendirmiş olacaktır. Euroya dair gelişmeler pek içaçıcı değil. 1 Ocak 1999'dan itibaren, 11 AB ülkesi tek para sistemine geçtiler. (Dört AB üyesi şimdilik yan çiziyor: İngiltere, İsveç, Danimarka ve Yunanistan.) Ortak para sistemine katılan ülkelerin para birimleri euroya sabitlendi: Bir euro yaklaşık 1.96 Alman Markına ve 6.6 Fransız Frangına eşit. Üç yıl boyunca bu kurlar hiç değişmeyecek; Mark veya Frangın diğer paralara nispeti, euro ile sözkonusu paralar arasındaki parite değişimlerine bağlı olarak dalgalanacak. İlk üç yıl, euro sadece "kaydî" bir para olacak, euro banknotlar ve madenî paralar 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren dolaşıma çıkacaktır. Üye ülkelerin millî paraları (DM, Frang, Florin, vs.) 30 Haziran 2002 tarihine kadar geçerli olacak, bu tarihten itibaren dolaşımdan kalkacaktır. Bu tarihe kadarki işlemlerin euro veya ilgili millî para üzerinden yapılması hiçbir fark meydana getirmeyecektir. Amerikan dolarının dünya ticaret ve finansmanındaki ağırlığı şu anda yüzde 60 dolaylarındadır. Euroland üyelerinin topyekün ağırlığı ise bunun yarısı kadardır. Önümüzdeki on yıl içinde, belki daha da kısa bir zaman içinde, bu iki paranın başabaş gelmeleri, her birinin yaklaşık yüzde 40'lık bir paya sahip olması muhtemeldir. İngiltere ve diğer AB üyeleri uzun süre dışarıda kalmaya güç yetiremeyeceklerinden, onların katılımıyla euro daha da güçlenecektir. Avrupa merkez Bankası, Avrupa'nın siyasî birliğini pekiştirecek; siyasî birlik pekiştikçe de bir Avrupa ordusunun kurulmasına doğru baskılar artacaktır. Aksi halde, Avrupa dünya sistemi içinde "normal" hareket edemez. Kısaca, euro ile başlayan gelişmeler zinciri, önümüzdeki yıllarda AB ile ABD arasındaki siyasî ilişkileri gerginleştirecektir. Bu durum, Doğu Asya ve dünyanın diğer bölgeleri için manevra alanının nispeten genişlemesi demektir. Dünya sistemine yeni bir hegemonik para birimi geliyor. İki kutuplu Soğuk Savaş döneminde, dünya sisteminin biri dolar diğeri ruble şeklinde iki ayrı parası olmamıştı. İçinde bulunduğumuz Soğuk Barış dönemindeyse, artık en az iki hegemonumuz ve iki hegemonik para birimimiz olacak. Canımızın fazla yanmaması için, iki hegemon arasındaki çatışmadan en az etkilenecek tarzda konuşlanmamız gerekiyor! HEGEMONİK İSTİKRARIN SONU MU?
Kindleberger, Keohane, Gilpin ve nihayet Ruggie'nin öncülük ettikleri "hegemonik istikrar" kuramına göre, ekonomik bir hegemonun varlığı, işlemlerin onun para birimiyle yapıldığı "liberal" bir uluslararası ekonomik düzene yol açar. Hegemonik üstünlük aşındığı zaman, "açık" uluslararası rejim düzensizliğe meyleder ve rakip otarşist stratejilerin hüküm sürdüğü çatışmacı bir sisteme dönüşür. (İki dünya savaşı arasında yaşandığı gibi.) Kindleberger, dünya ekonomisi ancak son merci makamındaki bir tek büyük borçveren tarafından stabilize edilebilir, diyor. Gilpin'in analizi biraz daha ince: Bir tek hâkim gücün varlığı, istikrarlı bir uluslararası para sistemine dayalı açık bir dünya pazar ekonomisinin gelişimi için gerekli fakat yetersiz bir şarttır. Yeterli şart, uygun kurumsal yapıdır; yetenekli ve güvenilir para piyasaları ve bankalar. Mesela, 1918'den sonra ABD dünya altın rezervinin yüzde 40'ına sahip olduğu halde, Federal Reserve yerel Amerikan bankalarının üçte birinin iflasına engel olamadı. Oysa 1900 yılında Bank of England'ın elinde dünya altın rezervinin yüzde 20'den bile azı bulunduğu halde, uluslararası para sisteminin "dingil çivisi" olabiliyordu. İngiliz ekonomisi, dünya sistemi içinde bir numara olduğu 1870'lere kadar bile, dünya para şartlarına yön verecek büyüklükte değildi. Buna rağmen, tıpkı geçmiş yüzyıllarda Venedik ve Amsterdam'ın yaptığı gibi, Londra, yani Bank of England ve the City, uluslararası para sisteminin orkestra şefliğini icra edebiliyordu. Çünkü, dünyanın dört bir yanından devlet ve diğer kurumların sterlin cinsinden likit hakları büyük hacme ulaşmıştı. Herkes, emin ve maliyetsiz çevrilebilir diye düşündüğü için, ticaret ve kredi işlemlerini sterlin üzerinden yapıyordu. Tıpkı 100 yıl sonra dolar üzerinden yaptıkları gibi. Her iki durumda da, bu iki para birimini ellerinde tutanlar, İngiliz ve Amerikalılara faizsiz borç vermiş gibi oluyorlardı. Yahut, İngiliz ve Amerikan ekonomileri, cari işlem açıklarını diğer dünyalıların onların parasına gösterdikleri ilgi yüzünden maliyetsiz finanse etmiş oluyorlardı. (Malûm, 100 dolarlık bir banknotun kâğıt ve basım maliyeti 10 centi geçmez. Bir Türk vatandaşı 100 dolara sahip olmak için, o değerde bir mal veya hizmet üretip dünya pazarına sunmak zorundadır. Amerikan yurttaşı, dolara küresel iltifat devam ettiği müddetçe, sadece 10 centlik masrafa katılır!) Binaenaleyh, bugün sisteme yeni bir ekonomik hegemonun ve onun para biriminin dahil olması sıradan bir olay sayılmamalıdır. Yani euro ile dünya para sistemine yeni bir para ilave ediliyor değildir. Çünkü euro sadece bir Avrupa parası değil, "küresel para" olmaya adaydır. Kapitalist sistemin tarihinde, sterlin ve dolardan sonra, üçüncü bir resmî dünya parası doğuyor. Euronun kullanılmaya başlanması G7'den tutun da WTO'ya, IMF'e kadar bütün uluslararası ekonomik kurumları ve dünyadaki bütün merkez bankalarını, ticarî banka ve diğer finans kurumlarını etkileyecektir. Muhtemelen en çok da ABD'yi ve doları! Avrupa Birliği parasal işler komiseri Yves-Thibault haklı: Euro, doların hükümranlığına son vererek, daha simetrik çokkutuplu bir sisteme yol açacaktır. Daha önce Sterlin ile Dolar, değerlerini altına nispetle sabitleştirip küresel mübadele aracı olmuş, dünyanın diğer para birimleri için de bir ölçü (numeraire) teşkil etmişlerdi. Sterlin 1870'lerden 1914'e, dolar ise 1945'ten 1971'e kadar "piyasa-yönlü ekonomik mübadelenin temel gereği olan, her zaman ve mekânda değerin rasyonel hesaplanmasını" mümkün kılmıştı. Onlarsız dünya pazar ekonomisi bu denli hızla genişleyemezdi. Altın-Sterlin standardı ile Altın-Dolar standardı (Bretton Woods sistemi) arasındaki temel fark, birincinin ağırlıklı olarak piyasa-yönlü, ikincininse devlet-yönlü olmasıydı. Altın-dolar mübadele kuru politik olarak belirlendi. "Piyasalar" 1971'e kadar, yukarıdan kumanda edilen yeni bir uluslararası para düzeninin tebaası oldular. ABD, Avrupa ekonomilerine kıyasla "kapalı" bir ekonomiyle, dünya para sistemine siyasî-askerî gücüyle yön vermek istiyordu. Dış ticaretin (ihracat + ithalat) gayrı safi milli hasıla içindeki oranı bakımından, Avrupa çok daha "uluslararası" nitelikteydi. Euro, doların tahtını kısa vadede sarsabilir mi? JP Morgan araştırma birimi müdürü Avinash Persaud euronun uluslararası sistemden en az yüzde 35-40 arası bir pay alacağını tahmin ediyor. Zaten ABD'nin dünya ticaretindeki payı (%20) ile doların uluslararası finanstaki payı (%60) arasında bir dengesizlik var. AB, dünyanın en büyük ekonomi ve ticaret birimi olunca, euro doğal olarak doların dünya finans sistemindeki payına ortak olacak, belki de onu ikinci sıraya itecektir. Avrupalıların aksine, Amerikalılar doların gücünden gayet emin. ABD Hazine bakan vekili Larry Summers doların "öngörülebilir bir gelecekte birinci derecedeki rezerv para olmaya devam edeceğini" söylüyor. Columbia iktisat hocalarından Robert Mundell (optimal para bölgeleri kuramının babası) ise Amerikalıların rahatlığını yanlış buluyor: "Doların başat uluslararası para birimi olarak Sterlinin yerini almasından bu yana en önemli uluslararası parasal gelişme euronun ortaya çıkışıdır. 1870'lerde altın standardının kabulünden bu yana görülen en önemli olaydır bu."
Kimler kazançlı çıkar, kimlerin canı yanmaya devam eder? Bunları haftaya cevaplandıralım.
mozel@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|