YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Ekonomi

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 


Enflasyon 2. Susurluk

'Krizin de enflasyonun da önemli bir ayağı bankalar. Siyasal yönetime kadar hakim olan çok köklü sorun ve ilişkiler var. Bu ilişkilerin "Susurluk tarzı" ekonomik ilişkiler olduğu devlet raporu ile ispatlandı'

"Hükümetin "enflasyonla mücadele" çerçevesinde başlattığı program tutacak mı?", gibi birçok kesimin cevabını merak ettiği soruları ekonomist Dr. Cahit Deniz'le konuştuk. Deniz, uygulanan programın başarıya ulaşması konusunda karamsar. Deniz'e göre enflasyonun oluşum nedenleri üzerinde konan tanı yanlış.

Biliyorsunuz enflasyonla ciddi bir savaş başlatıldı ve iddialı bir program uygulandığı ileri sürülüyor. Bu gelişmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu iddialı programlar, son 10 yılda birçok kez ortaya kondu ancak bir sonuç alınamadı. Sonuç alınamamasının nedenleri de doğru dürüst irdelenmemesi. Ben bugün de iyimser değilim.

Bu karamsarlığın nedeni nedir?

Türkiye'de bir kere enflasyonun oluşum nedenleri üzerine konan tanı yanlış. Bu nedenle çözüm de alınamıyor. Enflasyonun temel nedeni kaynak ve üretimsizlik sorunu. Kaynakların kullanım yerleri düzenlenip denetlenmeden ve üretimi ayağa kaldıracak büyümeyi oluşturmadan enflasyonu aşağıya çekemezsiniz.

Bu koşullar hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye'nin bir kaynak sorunu olduğu söyleniyor. Bu kesinlikle yanlış. Asıl sorun, var olan kaynakların doğru olarak kullanılmaması ve mevcut olanların da saklanması. Bunu Demirel de, IMF de, Dünya Bankası da, Avrupa Birliği de biliyor. Bu nedenle eğer Türkiye sorununu kendi olanaklarını harekete geçirerek çözmezse, çözecek büyüklükte uluslararası kaynak bulamaz. Kısacası uluslararası kuruluşlar Türkiye'ye kaynak vermez. Özelleştirme de bu ilişkilerde yozlaştı, siyaset de bu ilişkilerde tıkandı. Zorlamalarla gelinecek nokta bu. IMF Başkan yardımcısı Stanley Ficher'in "Uzatmaları oynuyorsunuz" söyleminin nedeni de bu.

IMF'nin bir başka saptaması daha var. 1998-1999 yılı kalkınma raporunda, "Türkiye'nin zengin, insanlarının fakirliği....." tanımı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Türkiye'de kişi başına son 10 yıldır değişmeyen paylaşım düzeyi 3 bin 250 dolar olarak açıklanıyor. Bu devletin resmi ekonomik görünümü. Ayrıca bir de bunun dışında 6 bin 500 dolarlık dağılımı ortaya çıkaran ikinci bir ekonomik güç daha var. İşte bu olgu tanımlı ama tarifsiz ve denetimsiz. Bu tüm sorunların temel kaynağı. Bu görüşler MGK gündeminde de kabullenildi. Bu gerçek, Türkiye'nin resmi olarak bilinen ekonomik gücüne eş değerde bir ekonomik büyüklükte ikinci bir ekonomik güce ve imparatorluğa dönüştü.

Bu imparatorluk denetlenemiyor mu?

Evet. Resmi devlet kayıtdışı imparatorluğu ekonomik ve yasal olarak denetleyemez durumda. Suç ilişkileri dahil her ilişkide etkili ve belirleyici bir etkinlik ortada. Bu imparatorluğun, hiçbir şekilde denetlenmemiş yapısı, tüm ülkeye ve ülke içindeki ilişkileri denetler, düzenler ve belirler olmuştur. Türkiye'deki siyasal yapı da, büyük ölçüde kayıtsız şartsız bu güç ve ilişkide belirlenir olmuştur. Bu denge çözüm değil çözümsüzlüğün kaynağı olmuştur. CHP'yi de çözen ve çökelten ama irdelenmeyen süreç budur. Bu süreç aynen işlemektedir ve bu sürecin katalizörlüğünü bilerek veya bilmeyerek Sayın Ecevit üstlenmiştir.

Meslek odalarının başlattığı "enflasyonla mücadele" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Enflasyonun hedef kitlesini yanlış seçtiler. Keşke kampanya, muhatabı olan siyasal otoriteye ve üretici olmayan yatırım fonlarına hakim olan kesime yönelseydi.

Peki, Türkiye'nin kamburu durumundaki enflasyonun nedenleri neler?

Birincisi kamu harcamaları, ikincisi özelleştirmenin oluşan yapısı, üçüncüsü askeri harcamalar, dördüncüsü üretim dışı fonların kullanıcısı olan sermaye kesiminin siyaset lobisi oluşturmak için yaptığı harcamalar, beşincisi anarşi dahil suç ilişkileri ve devletin yasal tanımına karşı olan ilişkilerin finansmanına yönelik harcamalar, altıncısı yolsuzluk ve usulsüzlük ile oluşan rantlar, yedincisi spekülatif amaçlı kullanılan tasarruf fonları gelirlerinin kullanım biçimi ve sonuncusu ülke ekonomisinde, ekonomi dışına kaçırılan veya ekonomi dışında tutulan kaynaklar.

Bankalarla ilgili ilginç saptamalar yapıyorsunuz.

Evet. Çünkü krizin de enflasyonun kaynağının da önemli bir ayağı hatta birincil nedeni bankalar. Burada sorun ve ilişkileri çözücü, siyasal yönetime kadar hakim olan çok köklü sorun ve ilişkiler var. Bu ilişkilerin sonuçlarının resmi raporlarla "Susurluk tarzı" ekonomik ilişkiler olduğu bir dizi devlet raporu ile en üst makamların bilgilerinde denetimsiz ve önlemsiz.

Bu ilişkileri halk yorumlayabiliyor mu? Medyanın bu ilişkideki işlevi nedir?

Bütün bunları IMF biliyor, Dünya Bankası biliyor, halk ise ancak off shore gibi sonuçlar ile etkilendiği sınırlarda algılıyor. Medya bu konuda halka karşı büyük bir sorumluluğu yerine getirmiyor. Bu da banka-medya ilişkisinin doğal bir sonucu. Bu siyasilerce de benimsendi. İşte bu nedenlerle enflasyonun inmesi çok zor ve hatta macera.

 

Murat KELKİTLİOĞLU


Kağıda basmak için tıklayın.


Enflasyonla mücadele için ne yapılmalı?
Burada en önemli olan siyasi otorite. Siyasi otorite, krizin finans kesimi ilişkileri ve bankacılık kesimini korumaktan vazgeçmeli. Bu noktada kesin bir tercih krizin de, enflasyonun da aşılabilmesinin vazgeçilmiz şartı. Ancak uygulama bu yönde değil. Tercihimizi ya kriz ve enflasyonun devamı ya da finans kesimi ilişkilerinin ve bankaların korunmasına son verilmesi şeklinde yapmamız gerekli. Halen sürdürüldüğü gibi, ben tüm boyutları ile ikinci ayağı koruyacağım ve ıslah vs. programları ile düzenleyeceğim derseniz bunu yapabilme olanağınız olmaz. Bunu bir yılda yapabilmek için 100 milyar dolar kaynak bulmanız lazım.
İlk uygulama deprem bölgesinde Çocuk işçi çalıştırılmayacak
Sosyal hizmetlerden sorumlu Devlet Bakanı Hasan Gemici ile Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü Türkiye Temsilcisi Gülay Aslantepe, "Marmara Deprem Bölgesinde Yer Alan Gölcük ve Adapazarı'nda Çocukların Rehabilitasyonu ve Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi" projesine ilişkin protokolü imzaladılar. Çocukların ailelerinin yanında, sağlıklı ve mutlu bir şekilde yetişmelerini istediklerini ifade eden Gemici, proje ile çocukların çalışma hayatından uzak yetişeceklerini belirtti. Gülay Aslantepe de, ILO'nun Marmara depreminden sonra bölgeye yönelik olarak acil bir yardım programı gerçekleştirmeyi öngördüğünü bildirdi. Aslantepe'nin verdiği bilgiye göre, proje ile bu bölgelerde kurulacak çocuk merkezleri aracılığıyla, depremden etkilenen ve ailelerinin bulunduğu güç koşullar nedeniyle çalışmak zorunda kalabilecek çocukların çalışmasını önlemeye yönelik tedbirler alınacak. Kurulacak merkezlerde, proje süresince 500'er çocuğa ulaşılarak hizmet verilecek. Bunun için merkez içinde bir öğrenim birimi kurulacak ve çocukların eksiklik duyduğu konularda kendilerine uzman eğiticiler tarafından destek sağlanacak. Projede ayrıca ailelerin gelir getirici faaliyetlere katılımı da sağlanacak. Bu projeler için ayrılan 481 bin doların 281 bin doları Adapazarı ve Gölcük'te SHÇEK ile yürütülen projede kullanılacak.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...