YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Üçüncü yaklaşım

ATİNA- Türk-Yunan ilişkilerinde cicim ayları bitiyor ve esas kritik dönemece giriliyor. Gelecek ayın ilk günlerinde, iki ülke dışişleri bakanları, üç günlük bir müzakere maratonu için, New York'ta. ABD dışişleri bakanı Madeleine Albright ile biraraya gelecekler... Birkaç gün sonra da, Kıbrıs üzerinde yürütülen müzakerelerin üçüncü turu başlayacak... Önceki iki turu "Eski tas, eski hamam" biçiminde değerlendiren Yunanlılar, bu iki görüşme maratonunun, Kıbrıs'ta çözümü zorlayark, ılınan ilişkilerin âkıbetini belirleyeceğini düşünüyorlar...

Yıllardır arzu edildiği halde bir türlü gerçekleştirilemeyen "Ege'yi barış denizi haline getirme" niyeti, on ay önce âdeta kendiliğinden başlayan bir süreçle imkân dahiline girer gözüktü. Şimdi, iki tarafın da endişesi, bu defa da işlerin çıkmaza girmesi durumunda daha büyük zorluklarla karşılaşmak... 'Düşmanlık' yerine 'dostluk', 'çekişme' yerine 'işbirliği' politikası. Pasok ve lideri başbakan Kostas Simitis'in lehine çalıştı; son seçimde aldığı başarı da Simitis'in kendi popülaritesi yanında Türkiye politikasının da rolü büyük... Çatlak sesler her yerde çıkar: Yunan halkı husumetten yana değil...

İki tarafta da 'kuşkucular', "Bu süreç karşı tarafın lehine çalışıyor" görüşünde olanlar var. Türkiye'de, Helsinki Zirvesi'yle Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) adaylığının tesciline bile, "Türkiye'nin Yunanistan'la denenmesi" biçiminde bakanlar olduğu, bunların, AB adaylığı karşılığı Türkiye'nin hayati çıkarlarından vazgeçmesinin isteneceğine inandıkları biliniyor. Aynı durum Yunanistan için de söz konusu; üç gündür Atina'dayım, Yunan gazeteleri, hergün "İşler bizim için sarpa sarıyor" anlamına gelen yorumlarla çıkıyor...

Anlaşıldığı kadarıyla, burada, gelişmelere olumlu bakıp sorunların çözüleceğine inananlarda iki farklı anlayış egemen. Birinci yaklaşım, yıllar boyu devleşen sorunların bir çırpıda çözülemeyeceğini, bu sebeple hepsini birden ele almak yerine birerli çözüm peşinde koşulmasını tavsiye edenlere ait. Bunlar, 1996'dan beri mesafe alan ABD'nin arabuluculuğunda. Kıbrıs konusunda bir ilerleme kaydedilmesini, -hiç değilse şimdilik- yeterli görüyorlar. Diğer yaklaşımın sahipleri de belli; bunlar, "Aramızdaki sorunlar ayrılmaz biçimde birbirine geçmiş durumda; eğer iyi ilişki isteniyorsa, Ege'de kıta sahanlığından karasularının uzunluğuna ve Kıbrıs'a kadar bütün sorunlar bir çırpıda çözülmeli" diyorlar...

Türk-Yunan ilişkilerini karaya oturtacak olan, üçüncü bir yaklaşımın, Yunanistan'da henüz ufukta görünmemesidir... Kıbrıs gibi çetrefil ve 'hissi' yönleri olan bir konu bir oturuşta çözüm safhasına gelebilir mi? Ya da, düne kadar 'casus belli' (savaş sebebi) ilân ettiği 'karasularının 12 mile çıkartılması' konusuna, "Bildiğiniz gibi yapın" mukabelesinde bulunabilir mi Türkiye? Sorunlar için "nihâî çözümler", ancak gâliplerin mağluplara dikte etmesiyle gerçekleşir; Türk-Yunan ilişkisinde gâlip kim, mağlup hangisi?

Üçüncü yaklaşım, kronikleşen sorunları dondurup yeni işbirliği alanları peşinde koşmak olmalı. Kıbrıs'ın bütününe huzur ve refahın gelmesi, adanın da Türkiye ile birlikte AB üyeliğine girmesine bağlanabilir pekâlâ. Bunun için Türkiye'nin Kıbrıs tezlerinin daha dikkatlice ve önyargılardan uzak dinlenmesinde yarar var. Yeniden seçileceği artık belli olan Rauf Denktaş'ın Türkiye tarafından sonunda râzı edildiği konum Kıbrıslı Rumlara sempatik gelmiyor; peki de Yunanistan hep onların peşine mi takılmalı?

Türkiye ile Yunanistan arasında 'yeni işbirliği alanları' açılması o kadar zor değil. Sınırdaş iki ülkenin birbirini tamamlayıcı özelliği var. Sadece turizm alanında köstek olmak yerine iş birliğini tercih etmek bile, Yunanistan'ın gelirlerini artırabilir... Temel ihtiyaçlarını çok daha ucuza ve kolay Türkiye'den tedarik edebilir Yunanistan... Türk iş adamlarının kendi ülkesine yatırımlarını özendirebilir...

Kalkınmanın temelinde 'barış' yatıyor, bu unutulmasın. İki ülke, bugüne kadar sürdürülen 'husumet' havası yüzünden dişlerine kadar silahlanarak en hayati kaynaklarını ekonomik kalkınma dışında heder ettiler; o kaynakların üretime yansıması bile yeterince büyük bir kazanç...

Atina'da gözlemde bulunurken, Yunanistan'ı 'üçüncü yaklaşım' üzerinde düşünmeye hazır gördüm; ancak bu gerçekleri yüksek sesle anlatan mı yok, ne?


23 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...