YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Kültür

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama


REFİK ERDURAN: Susurluk olayının çözülmesi istenmiyor
'Maymun oluyoruz'

"Kurum içi çatışmaların ayyuka çıktığı, özerklik tartışmalarının artık her zamankinden daha yüksek sesle dillendirildiği bir dönemde İstanbul turnesinde perde açan Seher Vakti, bunca gürültü arasında kaynadı gitti. 'Susurluk'u konu alan ve derin devleti eleştiren bu önemli oyunun yazarı Refik Erduran'la 'asıl' meseleleri konuştuk.

Seher Vakti adlı oyununuz Susurluk 'olayı' ile ilgili. Susurluk'la ilgili herşey de ayan beyan ortadayken, neden hâlâ çözülemiyor?

Türkiye'de artık anlaşıldı ki Susurluk olayı gibi şeyleri aydınlatmaya gerçekten gücü yetecek olan kişilerin veya odakların böyle bir niyeti yok. Aydınlatmak isteyenlerin gücü yok. Aydınlanmamış olması şaşılacak bir şey değil. Tersi şaşırtıcı olur.

Nasıl bir süreç sonunda ortaya çıktı oyun?

Bütün kaynakları, yerli, yabancı basında çıkan herşeyi taradım. Hatta Amerikan senatosunun zabıtlarını bile okudum. Türkiye'de bu işlerle uğraşmaya görevlendirilmiş olan kişilerle konuştum. Gerçeklere bakınca birtakım şeyler meydana çıktı. Birtakım işler yapılmış, dönmüş. Bunu yapan insanlar nasıl insanlardır acaba, sorusuna gelince, orada tiyatro yazarının görevi başlıyor.

Oyunda koruma görevlisi olan kontgerilla seyirciye çok da sevimli gelen bir tip...

Tüm bu rezalete ve çarpıklıklara rağmen temiz kalmış insanlar da var. Bembeyaz değiller belki ama açık gri... Bayır tipi de öyle bir insan. Onu da topluma gösterelim ki biraz da topluma umut vermek lazım.

Seher Vakti'nde derin devlete çalışan arkadaşlarını savunan bir kahraman da var. Ve köşeye sıkıştığında Emniyet birimlerindeki bazı isimlerin neden böyle bir yola girdiğini anlatırken aslında sistemin insanları zorladığını söylüyor...

Türkiye'de inanılmaz bir gelir dengesizliği var. Bunun Susurluk'la doğrudan doğruya bir ilgisi yok ama ilgisi çok. Susurluk, İsveç'te niçin yaşanamazdı? İsveçliler bizden daha iyi insanlar olduğu için mi? Daha akıllı, daha dürüst insanlar oldukları için mi? Hayır. Ama İsveç'teki birikim ve olaylar işi bu noktaya getirmezdi.

Patron oyunu skandalına ne diyeceksiniz?

Devlet Tiyatrolarının yüzde yüz özerk olması, hiçbir dış etkiye kapılmamış olması, ideal budur... Ama açıksözlü olmak lazım: Tiyatroda demokrasi olmaz. Demokrasi tiyatronun başına kimlerin getirileceği kararlaştırılırken işleyen mekanizma içinde olur. İdeal bir düzende toplumun çoğunluğunun istediği kişiler siyasal iktidarı eline geçirir. Onların görevlendirdiği bir kişi bakan olur. Orada demokrasi işler. Sonra bakan, kendi sorumluluğuyla bir yerlere, örneğin DT'ye bir genel müdür atar. Ondan sonra bu genel müdürün yönetimi kendi sorumluluğu altındadır ve yalnız topluma hesap verme durumunda olur. Kendi içinde disiplini olmazsa tiyatro işlemez. Çünkü tiyatro, egoların çakıştığı bir alandır. Herkes kendini dahi, büyük sanatçı sayar, vazgeçilmez sanatçı sayar. Orada çok net çizgilerle herkesin görevi ve yetkisi belli edilmez ve buna uyulması sağlanmazsa tam bir anarşi olur.

GÜLCAN TEZCAN


Kağıda basmak için tıklayın.


Haydi gelin Allah aşkına...
MUĞLA- Türkistan'ın kuruluşunun 1500. yılı nedeniyle, Muğla Üniversitesi tarafından "1. Türk Dünyası, Çağdaş Lehçe ve Edebiyatları" konulu sempozyum düzenlendi. Muğla Üniversitesi Rektörü Ethem Ruhi Fığlalı, milliyet konusunun, bilinçli bir ülkü konusu olduğunu, Türk davasının da, böyle bir hedefle ele alınması gerektiğini kaydetti. Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu, Türk dünyasında önemli bir yeri olan Hoca Ahmet Yesevi'nin, insanlara daima hoşgörü ile yaklaştığını kaydetti. Sempozyumun açılış bildirisini sunan Kültür eski bakanlarından Namık Kemal Zeybek, Hoca Ahmet Yesevi'ye göre, en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu, Allah'a giden yolun insandan geçtiğini, en büyük ibadetin de insana yapılan hizmet olduğunu kaydetti. Ahmet Yesevi özel oturumunda konuşan Kazakistan Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Abdimalik Nisanbayev, Ahmet Yesevi, İbni Sina ve Farabi'ye kadar, Türk dünyası felsefesinden söz etti. Prof. Dr. Şakir İbrayev de, Yesevi'nin temel düsturunun insan olduğunu, onun Tanrıyı insanda aradığını söyledi. üç gün süreli sempozyumda beş oturumda 22 bildiri sunuluyor. Bu gün, sempozyuma katılanlar için, Muğla ve yöresinin doğal güzelliklerini ve tarihi zenginliklerini içeren bir tanıtım gezisi de düzenlenecek.
Yer sarsıldığında
Türkiye'de 17 Ağustos'ta meydana gelen depremin yaralarını sarmaya çalışan dünya yazarlarının kitap, şiir, mektup ve desenlerinin yer aldığı "Yer Sarsıldığında... Deprem Dayanışmasında Dünya Yazarları" sergisi, Beyoğlu Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde açıldı. Sergide, aralarında Umberto Eco, Paul Auster, Jeffrey Archer, John Berger, Susanna Tamaro ve Doris Lessling gibi yazarların da bulunduğu 26 sanatçının mektupları, imzalı kitapları, deprem için yazdıkları şiirler ve çizdikleri desenler bulunuyor. Sergi, 27 Mayıs tarihine kadar gezilebilecek. Sergi, 17 Ağustos depreminin hemen ardından dünya yazarlarına çağrıda bulunarak, depremin yol açtığı manevi yıkımın ortadan kaldırılmasına kendi olanaklarıyla katkıda bulunmalarını isteyen TYS tarafından diğer şehirlerde ve deprem bölgesinde de tekrarlanacak.


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...