YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

 

 

Başlangıç iyi

Türkiye'nin en önemli kentlerinden bin kadar iş adamı uçaklara binip Atina'ya geldiler, Yunanistan'ı tanıdılar ve cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde zihinlerini boş şeylerle meşgul etmediler... Çok da iyi oldu.

İlk gün gözleri ve kulakları Türkiye'deydi iş adamlarının, ikinci gün Galatasaray maçı araya girdi, gevşediler, üçüncü gün ise, "Agâh Oktay Güner adaylığını koymuş" haberini ilettiklerim, "Ya, öyle mi?" bile demedi... Birkaç gün daha buralarda kalsak, öyle sanıyorum ki, iş adamlarımız, cumhurbaşkanlığı seçimini dert etmekten bütünüyle kurtulacaklar.

Ankara Ticaret Odası (ATO) Yunanistan'la ılıman hale gelen ilişkileri ısıtmak amacıyla düzenledi bu geziyi. İstanbul ve İzmir ticaret odalarıyla birlikte, alanında bir ilk teşkil eden, 'Türk-Yunan dostluk ve işbirliği fuarı'na katılanlara destek vermek iyi bir fikirdi gerçekten. Amaca ulaşıldığının en güzel göstergesi gezinin en üzücü olayıydı: Bu girişimden rahatsız olan birileri, yirmi kadar fanatiği kışkırtıp kaldığımız otelin önüne gönderdiler ve anlamadığımız bir dilden "Türkler dışarı" diye bağırttılar...

Benim açımdan, habercilik reflekslerimi kaybetmediğimi anlamama yaradı bu sevimsiz olay. Bayrak yakma olayını, üzerimde taşıdığım digital fotoğraf makinası sayesinde, ânında tespit edip gazeteye ulaştırabildim. İnsan hayati bir refleksin yerinde durduğunu görünce bir hoş oluyor...

ATO başkanı Sinan Aygün, bu geziye sadece kendi yöneticileri ve Meclis üyelerini getirmedi; bayağı geniş bir katılımcı listesi var gezinin... Sanayi ve ticaret bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu fuarı açmaya bizimle geldi. Dış ticaret müsteşarı Kürşat Tüzmen, bayındırlık müsteşarı Ali Helvacı, Elazığ milletvekili Mustafa Gül, bazı bürokratlar, Ankara büyükşehir belediyesi yönetiminden isimler, Çankaya, Sincan, Gölbaşı, Edremit belediye başkanları... 40 kadar da gazeteci... Gezinin en dikkat çekici dâvetlisi ise Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı Nuh Mete Yüksel'di... Bir meslektaş, Nuh Bey'in iş adamlarıyla birlikteliğine bakıp, "Savcı halka açılıyor" tespitini yaptı...

Yunanistan, mâlum, on milyon nüfuslu, yüzölçümü Türkiye'nin beşte birinden küçük bir ülke... Nüfusunun yarısı başkent Atina'da yaşıyor... Bir çok iş adamı, her yönüyle gezip gördükleri Atina'dan pek etkilenmedi; trafiğin yoğunluğu, evlerin sıkışıklığı, çarşı-pazarıyla, Atina, 'sıradan' bir başkent göründü gözlerine. İş adamlarından, "Yunanistan'dan bizim neyimiz eksik?" sorusunu işitip durdum. Bazısı, 2004 yılında Atina'da yapılacak olimpiyatların fiyaskoyla sonuçlanabileceği endişesine bile kapıldı.

Yunanistan'ı kabul eden Avrupa Birliği (AB) sınırlarını buradan çekmek niyetindeydi. Doğuya açılan kapı olduğu için de, adaylık ve üyelik sürecinde müthiş mali yardımlar yaptı buraya; yardımlar hâlâ devam ediyor. Bu bakımdan, Yunanistan'ın milli geliri Türkiye'nin neredeyse dört katı... Ancak, o yardımlar daha çok altyapıya gittiği için halk üyelikten fazlaca yararlanamamış; aksine anti-enflasyonist sıkı para politikaları yüzünden ciddi sıkıntılar yaşanıyor Yunanistan'da... İşsizlik had safhada, iş bulabilen talihli gençler düşük ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar...

AB'ye 'sihirli değnek' gözüyle bakanlara Yunanistan göz açıcı bir örnek. Yeni mezun bir öğretmenin maaşı 150 bin drahmi (yaklaşık 300 dolar); Atina'nın orta halli bir semtinde iki göz bir dairenin kirası bu. Ekmek aslanın ağzında; lise mezunu, en az bir yabancı dil bilen gençler boğaz tokluğuna mağazalarda çalışmak zorundalar... Bereket işler yoğun değil, az parayla bir de ölümüne çalışsalardı herhalde hayal kırıklığı büyük olurdu...

"Bereket işler yoğun değil" derken kast ettiğim buradaki mağazaların esnek çalışma saatleri. Haftanın üç günü öğleden sonra mağazalar kapalı; diğer üç gün akşam üzeri açıklar, ama uzun bir öğle tatilinden sonra... çalışma saatleri yazları daha da gevşiyor... Yunanlılar birbirleriyle sohbet etmeyi de çok seviyorlar... Girdiğimiz mağazalarda, ağız ağıza vermiş konuşan tezgâhtar kızların dikkatini çekebilmek için bayağı gayret etmemiz gerekti. Biz de konuşkan bir milletizdir, ama Yunanlılar bir başka...

Söz konuşmaktan açılınca, hepimizin hayranlığını kazanan bir noktaya da dikkat çekmekte yarar var. Türkiye'nin Atina büyükelçisi Ali Tuygan yaklaşık iki yıldır burada; bu süre içerisinde Rumca hitap edecek kadar misafir ülkenin dilini öğrenmiş... Sabah fuarın açılışında Rumca konuşunca, "Nezaketinden ezberlemiştir" diye düşündüm; ancak akşamki moda defilesinde de Rumca performansını tekrarladı. Yunanistan'ın Ankara büyükelçisi Ionanis Corantis esprili bir diplomat; o da, "Gelecek yıl, böyle bir etkinlikte, sizlere Türkçe hitap edeceğim" sözünü verdi...

"İş adamları buralara kadar geliyor, fuarlar açılıyor, peki bir etkisi var mı bütün bunların?" Bu sorunun cevabını 95 kişilik bir heyetle fuara katılan Edirne/Keşan heyetine mensup iş adamlarından aldım. "Allah bereket versin" dedi biri, "Biz neredeyse aradaki sınırı kaldırdık..."

Turgut Özal, bir defasında, "Türk-Yunan anlaşmazlığını bitirecek olan ticarettir" demiş ve eklemişti: "İki ülke arasındaki ticaret öylesine artacak ki, sınır kendiliğinden kalkıversin..." Henüz o noktada değiliz, ama her şeyin bir başlangıcı vardır... Bu gezi de öyle başlangıçlardan biri işte...


23 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...