YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Asıl utanç verici olan...

Türkiye'de hukuksuzluk o kadar alıp başını gitti ki, demokrasiye, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir hukuk adamı, Cumhurbaşkanlığı için "uzlaşılan aday" oldu.

Hayır, bugün cumhurbaşkanlığı seçiminden söz etmeyeceğim. Çünkü önümde, iğrenç bir hukuk ihlâli var...

Bu, bizim mesleğin, medyanın içinden çıkan magandaların vasıtalık ettiği bir hukuk ihlâli...

Dünkü Star gazetesinden söz ediyorum. Birinci sayfa tam bir fotoroman görüntüsünde, bu hukuk ihlâline ayrılmış. Konu Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç. Kılıç'ı şöyle vuruyor gazete: "Anayasa Bu kafaya emanet* Altında da şunlar yazılıyor: "Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, 'laik' görüntü verebilmek için bir kocanın eşine yapabileceği en büyük hakareti yaptı. Ön kapıdan çıktı, eşini arka kapıdan çıkardı. Yetmedi. Otomobiline bindi, gitti. Ortada kalan eşi, evine taksiyle döndü..."

İşte bu... Gazete, göbek altı vuruşlarla, bir hukuk adamının önünü kesmeye çalışıyor. Haşim Kılıç'ın, Ahmet Necdet Sezer'den sonra, Anayasa Mahkemesi Başkanı olma ihtimali var, şimdiden o ihtimali ortadan kaldırma girişimi bu... Hem de utanmazca...

Bakın olay, aynı gazetenin iç sayfalarında nasıl farklı anlatılıyor. Gazetenin yazı işleri, Kılıç'ı vurmaya karar vermiş olmalı ki, olayın gerçek mahiyetini, kendi yazarlarına sorma ihtiacını bile duymamış. Star yazarı Taşkın Şenol Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç'a ve başörtülü eşine karşı uygulanan "sürek avı"nı şöyle anlatıyor:

"Bizim meslektaşlar tıpkı ortaçağdaki gibi 'Cadı avı'na çıkmışlar. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç'la türbanlı eşini bir arada görüntülemek için.

Sanki, bir yargıcın eşinin türban takması suçmuş gibi. Öylesine bir terör esiyor ki, Hilton Oteli'nin garajında, evlerine adeta kaçarak ayrı otomobillerle gitmek zorunda kalıyorlar.

Askerliğin, polisliğin, öğrenciliğin kuralları var. Türbanın bir bayrak bir simge gibi kullanılmasına ben de karşıyım. Ama bir cadı avına çıkar gibi yüksek yargı üyesinin tepesinde bulunan birinin eşinin peşine düşmek niye?

Haşim Kılıç'la konuştum dün. Son derece üzgündü konuşurken.

'22 yıldır evliyim. Eşim evlendiğimde nasılsa şimdi de öyle. Ben herhangi bir baskı yapmadım. İnanın kendi tercihi. Onun tercihine ben bile karışmıyorum. 10 yıldır ilk kez birlikte gitmemizi istedi. Ben de sevindim. Resepsiyonda misafirlerle ilgilendiğim için o bir köşede durdu. Böyle bir şey olacağı aklımıza bile gelmedi. Evinde televizyon bile yok, diye yalan haberler yapıldı. Ben 29 yıldır devletin hizmetindeyim. Yargıçlık yapıyorum. Aldığım kararları, muhalefetimi eleştirebilirler ama evimin içine girmeye kimsenin hakkı yok...'

Belli yerler, belli meslekler dışında türban takmak suç değil. Haşim Kılıç ve eşini rahat bırakalım. Çünkü yıpranan Anayasa Mahkemesi, yıpranan demokrasimiz oluyor. (Türban ve Cadı Avı, s.17, 27 Nisan 2000)

Evet, tam bir cadı avı söz konusu...

Oysa, bir yargı adamının özel hayatını bile cehenneme çevirmenin ne kadar ahlâksızca bir şey olduğunu sorgulayabilirdi Star gazetesi, tıpkı kendi yazarı gibi. Ama o, insanların hukukuna tecavüzü tercih etti.

Olay, içinden geçtiğimiz hukuksuzluk ortamının nerelere kadar varacağının tipik bir göstergesi... Eşinin ve çocuklarının hayat tarzı, aile dostlarının niteliği sebebiyle, önü kesilen bürokratlar gerçeği ile karşı karşıyayız... 28 Şubat süreci bu vahim gerçeği pekiştirdi ne yazık ki... Eğer eşiniz, çocuklarınız ve aile dostarınız bile gözaltında ise, ya sizin özel hayatınız ne haldedir?

Bir süre önce, Malatya 2 nolu DGM Başkanı Ali Öztürk'ün sürgüne gönderildiği haberini okudu Türkiye. Sebep olarak da "eşinin tesettürlü olması, hakimin irticai yaşam tarzı süren ailelerle görüşmesi ve bu ailelerle ilişki sırasında haremlik-selâmlık uygulaması" gösterildi... (Sabah, 11. 04. 2000) Eşi veya aile dostları tesettürlü hakimin olmazlığının hukuki zemini nedir? Ya da eşi tesettürlü vali, kaymakam, subay neden olmaz? Hani bunun hukuk tabanı? Hukuk tabanı yoksa, hangi hukuk mantığı ile insanlar cezalandırılır?

Hukuk devleti olmak, sadece yasaları reforme etmekle olmuyor, kafaların daha çok reforma ihtiyacı var!


28 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ahmet Taşgetiren

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...