![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Seçebilenlerin seçtiğiKenan Evren seçemeyenlerin cumhurbaşkanıydı. Türkiye 1982'deki Anayasa oylamasının yüz suyu hürmetine bir cumhurbaşkanına kavuşmuş ve fakat daha önce TBMM düzenlediği tur üstüne turlar neticesinde bir türlü cumhurbaşkanı seçememişti. Ahmet Necdet Sezer ise olursa (Bu yazı cumhurbaşkanı seçimi başlamadan yazılmıştır) seçebilenlerin cumhurbaşkanı olacak. Artık TBMM seçebilen unvanına müştaktır. TBMM idrak ettiğimiz bu son cumhurbaşkanı seçimi arifesinde görev süresi 16 Mayıs 2000 tarihinde sona erecek zatın bir dönem daha makamda kalmasını öngören formülün uygulanmasına fırsat vermedi. Böylece seçebilenlerin seçtiği bir cumhurbaşkanına kavuşmanın yolu açıldı. Hem seçemeyenlerin hem de, seçebilenlerin kavuşabildikleri cumhurbaşkanlara sahip bir ülkede yaşıyoruz. Ne mutlu bize! Politik istikrarla ekonomik istikrarın birbiriyle sıkıca irtibatlı olduğunu söylüyorlar. Yine söylendiğine göre cumhurbaşkanlığı seçiminin kazasız belâsız geride bırakılması istikrarı temin edeceği için değil, istikrarın bozulması tehlikesini bertaraf edeceği için gereklidir. Bu seçim gailesi biter bitmez salim kafayla ekonomik durumun hal yoluna girmesi işi üzerinde yoğunlaşılacak. Demek ki Ahmet Necdet Sezer'den istikrara katkıda bulunması beklenilmiyor. Doğrusunu isterseniz ondan hiçbir şey beklenilmiyor. Onu cumhurbaşkanlığı makamına yaraşır duruma kendisinden hiçbir şey beklenilmemesi getiriyor. Kısa bir süre içinde istikrar sağlama başarısına erenler seçebilme başarısına da ermiş bulunacaklardır. Mesele burada. Seçebilenler seçemeyecek olursa istikrar bozulur. Önce politik istikrar güme gider. Ardından ekonomik istikrarın yerinde yeller eser. Halbuki istikrar sayesinde Türkiye'nin neler kazandığı gün gibi aşikâr. Herşeyden önce farklı gelir grupları arasındaki uçurum istikrarı sağlayanlar bakımından feda edilemeyecek bir değer ifade ediyor. İstikrar içinde olduğumuzdan dolayı kan tükürenler fütursuzca kızılcık şerbeti içtiklerini söyleyebiliyor. Türkiye'de yürürlükte bulunan eğitim düzeni millet varlığı nezdinde hiçbir anlam ifade etmiyor. Sağlık hizmetleri gelir dağılımına koşut olarak toplum dokusunu nasıl çürütebilecekse öyle yerine getirilebiliyor. İstikrar sayesinde yığınlar halindeki insanlara popüler kültürün yerini başka hiçbir şeyin tutamayacağı kabul ettirildiği için ahmaklara hamakatın hamakat olduğunu izah etmek mümkün olmuyor. Seçebilenler seçebileceklerini seçiyor. Onlar yalnızca seçemez hale düşmekten korkuyorlar. Ahmet Necdet Sezer'in bütün bu olan biten karşısında yapacağı bir şey yok.
iozel@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|