YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Beklenmedik soru

Cumhurbaşkanı adayı Mail Büyükerman, seçim öncesi soruyor: "Burada Anayasa çiğnenirken, Anayasa Mahkemesi Başkanı ve savcılar neredeydi?"
Nasıl, hiç beklemiyordunuz değil mi?

HEEY

İran'da neler oluyor?
Yoksa mutfakta biri mi var?

Ya Güneş batmazsa?

Adamın biri, Ebu Yusuf'un derslerine geliyor ve sürekli susuyordu.

Ebu Yusuf, "Konuşmayacak mısın?" diye sorunca, "Oruçlu ne zaman iftar eder?" dedi.

Ebu Yusuf "Güneş batınca" cevabını verdi. Adam, "Ya güneş batmazsa?" deyince, Ebu Yusuf güldü ve şöyle dedi:

- Sen susmakla doğru yaptın. Ben seni konuşturmakla hata...

Sonra şu mısraları söyledi:

Şaşarım; murâdını anlatamayana

Verir âlim görüntüsü susmakla.

Örter murâdını anlatamamayı

onunla

Çıkar ortaya sırrı konuşunca.

Tâhir ez-Zührî'nin anlattığı bu hikâye, İbnü'l-Cevzî'nin 'Ahmak ve Dalgınlar Kitabı'ndan Serdar Yegül tarafından seçilmiş, bizim tarafımızdan onaylanmış, dizgide dizilmiş, kamerada filmi alınmış, teknik serviste montajı yapılmış, matbaada kalıbı çıkarılarak basılmış ve sizin tarafınızdan okunmuştur.

Dağıtımı, kâğıdı, tashihi ve diğer ayrıntıları söz konusu etmedik ama, epeyce emek harcandığını takdir etmiş olmalısınız. Bunca emek söz konusuyken, herhalde beğenmişsinizdir.

Bütün anlattıklarımız, size beğendirmek içindi. Şayet beğenmediyseniz, murâdımızı da anlatamamışız demektir. Şaşın.

Reisin çözümü

Ailenin reisi olduğunu düşünen adam, hayat şartlarının zorluğu altında ezildiğini söyleyerek "Bu şartlarda geçinmemiz mümkün değil" açıklamasını yapıyor karısına ve kızına. Onlar da sıkıntının farkında. "Bu durumda" diyor adam, "sizi pazarlamaktan başka çözüm yolu yok!"

Böyle bir teklifi hiç akıllarından geçirmeyen kadın ve kızı itiraz ediyor.

Olay büyüyor. Kavga gürültü... Konu komşu araya giriyor ve zor ayırıyorlar.

Kadın, kızıyla birlikte, 'ailecek' rezil olduklarını düşünürken, adam onca patırtıdan sonra bile haklı olduğu kanaatinde. Eşini ve kızını suçluyor:

"İtiraz etmeden kabullenmeleri gerekirdi. Bizde, bir kadının kocasına itaat etmesi şarttır. Hele bir çocuğun babasına karşı gelmesi düşünülemez bile..."

İhale Şartnamesi

Kim olursan ol gel. Ne olursan ol, farketmez... Yeter ki 'komisyonumu' ver.

BRİEGEL REST ÇEKMİŞ! BİRİ GELİR, BİRİ GİDER, NE OLACAK!

Ulaşmak kolay mı?

- Niye aramıyorsun arkadaş!..

Arıyoruz da, ulaşmak kolay mı?

Önce otomatik santral çıkıyor karşımıza... "Şurası için şu numarayı, burası için bu numarayı çevirebilirsiniz... " dedikten sonra, klasikleşmiş açıklama geliyor: "Dahili numarayı biliyorsanız tuşlayın... Bilmiyorsanız lütfen bekleyin."

Biz bilmediğimiz için bekliyoruz. Bir müddet müzik dinledikten sonra, karşımıza santral görevlisi çıkıyor, kurumun adını söylüyor. Biz de aradığımız kişinin adını veriyoruz.

"Lütfen bekleyin."

Lütfen bekliyoruz, müzik eşliğinde. O müzikleri dinlemeye de bayıldığımı belirteyim bu arada. Az sonra aradığımız kişinin sekreteriyle muhatap oluyoruz. Sekreter hanıma derdimizi anlatıp "Filanca ile görüşmek istediğimizi" bildiriyoruz.
Sekreteri aşmak hiç kolay değil. Çok çeşitli cevaplar alabiliriz ondan.
- Toplantıdalar...
- Şu anda burada değiller...
- Az önce çıktılar...
- Şehir dışındalar...
- Yurt dışına gittiler...
- Cenazeye gittiler...

Kimi zaman da "Konu neydi?" sorusu ile karşılaşabiliriz. Bu, en azından, aradığımız kişinin orada olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Yani eğer sekreter hanım 'konu'yu kendisinin halledebileceğine kanaat getirirse, "Beyefendi" ile görüştürme gereği duymadan işimizi çözümleyebilir demektir. Ya da sırf merak saikiyle sormaktadır.

En makul olanı, "Şu anda bir görüşmeleri var"dır. Beklemeye razı olursak, ne âlâ...

Eğer yerinde yoksa aranılan kişi ve biz gaflet anımıza denk gelip "Ne zaman dönerler?" diye soracak olursak, yandık demektir. Çünkü sekreterlerin hiç mi hiç hoşlanmadıkları bir sorudur bu!

İçinden "Nereden bileyim kardeşim, ne zaman döneceğini?" diye geçirse de, nezaketten ayrılmadan, "Saat vermediler efendim" yahut "Belli değil" diyebilirler.

Kimi zaman, bütün bunları aşmış olsak bile, aradığımız kişiyle yine görüşemeyebiliriz; zira biz sekreter hanımı aşmış olmanın gurur verici edasıyla esaslı bir "aloo" dediğimiz anda, karşımıza bu sefer de özel kalem müdürü çıkabilir.

Hele aradığımız vatandaş, "önemli" bir mevkideyse, yandık demektir. O takdirde, ulaşmak için bu anlattıklarımızdan daha fazla bir gayret sarfetsek bile sonuca ulaşamayız. Yahut kendisini durduk yerde "önemli adam" zannedenlerse, sekreterine kesin talimat verilmiştir: "Burada yokum...", "Telefon bağlama..." vs.

Sekreter, telefon bağlamamaktan özel haz alan bir yapıda değilse, gayet zor bir durumdadır. O gün ne tür yalan uyduracağına karar vermekte zorlanır (sanıyorum).

İşte direkt telefonun, ya da cep telefonlarının önemi burada ortaya çıkıyor.

Eğer direkt numarasını ya da cep numarasını bilmiyor ve eski yöntemle aradığımız kişilere ulaşmaya çalışıyorsak, bu anlattığımız olay geliyor başımıza genellikle.

Bir yerde karşılaşıp görüştüğümüz zaman "Niye aramıyorsun arkadaş!" diyenlere, ayaküstü bu hikâyeyi anlatamadığımız için, saf saf yüzüne bakmakla yetiniyoruz. Ve sadece şunu söylüyoruz: "Dostum, sana ulaşmak kolay mı?"

Kendisini milletvekilinin üstünde gören kişi, milletin neresinde görür? Herhalde çok çok üstünde...


Faks: +90 (212) 613 14 92 - 93
28 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...