![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yenilenme ihtiyacıBizler cumhurbaşkanlığı seçimine odaklanmışken, bir başka alternatif gelişme de kendi yatağında akıyor: FP'nin 14 Mayıs günü yapılacak büyük kongresi... MNP ile başlayıp en son FP ile devam eden çizginin kongreleri, çekişme âdetten olmadığı için, fazla heyecanlı geçmez; ancak bu defa, yer yer cumhurbaşkanlığı seçimini dahi gölgede bırakacak bir farklılık söz konusu... Kolaylık olsun diye 'gelenekçiler' ve 'yenilikçiler' biçiminde takdim edilen bir saflaşma oluyor FP'de ve bunun 'olumlu' etkisi kongre öncesinde hissediliyor... FP'liler bir önemli gerçeğin herhalde farkındalar: Parti içindeki bu yarış, kuruluşundan beri FP'nin yaşadığı 'tek' heyecanlı gelişme... RP'nin kapatılmasının etkisiyle, FP, daha doğuştan 'sinmiş' bir parti görüntüsü verdi. Recai Kutan, sevimli, hoş, bilge bir kişilik olarak 'kapatılma-sonrası' döneme uygun bir genel başkandı; ancak seçimde kitleleri peşine düşürecek bir karizmadan yoksun olduğu da açıktı (FP'nin o sırada seçimi düşünecek hali mi vardı?) FP'nin bir büyük şanssızlığı da, 'değişim' ve 'gençleşme' üzerine oturmaya başlayan siyaset arenasında, en genç taraftara ve yaşlı bir genel başkana sahip bir parti görüntüsünü vermesidir... Gençlik elbette tek başına 'belirleyici' bir unsur değildir; 'değişim' fikri de, içi doldurulmazsa, boş bir slogan olarak kalmaya mahkumdur. 'Yenilikçi' denilen kadro, 'yeniyi' belli sınırlar içinde tutma yolunu tercih ettiği için, verdiği çelişkili sinyallerle, ilk başlarda yadırgandı; ancak, FP tabanının, Abdullah Gül ve arkadaşlarında aradıkları 'heyecanı' buldukları anlaşılıyor. Bunu sadece gittikleri illerde gördükleri hüsn-ü kabulden anlamıyoruz; ilk başlarda sessizliği tercih eden parti merkezinin şimdilerde 'klasik yöntemlere' başvurma ihtiyacı duyması da, tedirginliğin boyutlarını gözlere sokuyor... Abdullah Gül tek başına davranan bir 'yalnız silâhşor' değil; partinin en güçlü temsilcileri de onun yanında yer alıyorlar... 'Yenilikçi' denilen hareket bir 'ayrılıkçı' çıkış da değil; çünkü bugüne kadar sürdürdükleri söylem partinin 'gelenekleri' içinden tanıdık bir ses. Esasen, Gül ve kadrosu, neredeyse ilk çıkışından beri hareketin bir yerlerinde bulunmuş insanlar; kendileriyle aynı dili konuştukları için taban onları dinlemekte zorlanmıyor... FP merkezindeki tedirginliğin had safhaya vardığı, birbiri ardına aldıkları fevrî tavırlardan da belli. Merkezdeki çekirdek, anlaşılmaz bir biçimde, '5+5 formulü' ile Demirel'in beş yıl daha Çankaya'da oturmasına arka çıktı. Şimdi de, kaşarlanmış siyaset esnafı dışından bir isme karşı manevraları yine onlar sergiliyor. Hem de, ilk tavrı alırken, "Demirel seçilmezse öcüler meydanı sarar" deyip akla zarar bir kaç ismin arkasına saklanırken, şimdi ilk defa 'demokrat' ve 'sivil' bir cumhurbaşkanına sahip olma ihtimalini yine onlar berhava etmeye çalışıyorlar. Bu tavır 'ilkeli' bir yaklaşımdan kaynaklanmıyor; tersine, 'yenilikçi' bilinenlerin 'ilkeli' tavırlarını bozmaya dönük bir taktik bu. Ancak, ucuz taktiklerin eseri olan zigzaglar yüzünden FP'nin 'ilkelilik' imajının ve destekçi kitlenin moralinin bozulduğu da bir gerçek... Merkezdeki çekirdeğin, önümüzdeki günlerde, bir 'topyekün savaş' başlatacaklarına dair duyumlar alınıyor. Taban üzerinde etkili bütün şahsiyetlerin cepheye sürülmesinden, teşkilâta "Tek aday çıksın" temennisini içeren bir ültimatom yayınlatmaya kadar bir dizi girişimin düşünüldüğü söyleniyor. 14 Mayıs'taki kongrenin merkezdeki çekirdeğin kenara çekilmesiyle sonuçlanması ihtimali büyüdükçe, başvurulacak yöntemlerin hırçınlığı da artıyor gibi... Oysa, kendi içinden ve partiye en sâdık kadroların başlattığı bu 'yeni yürüyüş', üzerine ölü toprağı serpilmiş görüntüsü veren FP'yi silkelemeye ve hayatiyet belirtileri vermeye sevk etti. Eşitlikçi bir yarıştan 'gelenekçiler' önde çıkarsa, bu, onların iktidar iddialarını daha da güçlendirecektir. Eşitliği engelleyerek, ya da muhalefeti dizginleyerek gidilecek kongreden gâlip çıkmanın bedeli, ilk seçimde daha da kötü sonuç almak olabilir... FP, çizginin tarihinde ilk kez, gerçekten âdil bir düzenin temel yapısını teşkil eden hayırda rekabetçi ve üyeler arasında eşitlikçi bir yarışa sahne oluyor. Bu görüntüyü bozmanın vebali, bozanlar açısından, yüklenilemeyecek kadar müthiş olacaktır. Abdullah Gül ve arkadaşlarının önünü kapamak yerine, daha da açın, bu genç ve idealist insanların dağarcıklarını FP'nin geleceği için kullanmalarına izin verin. Türkiye'nin içinden geçtiği şartlarda ve yepyeni imkânları içinde barındırdığı şimdiden görünen yarınlarda, en fazla FP'nin yenilenmeye ihtiyacı var çünkü.
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|