YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

'Sahte belge'

Bilen bilir, 'tasavvuf' ilgi alanıma giren konulardandır. Eskiden daha meraklıydım, siyaseti yakından izlemeye başladığım son yirmi yıldır, bütünüyle yok olmadıysa bile, ilgim törpülendi. Zaten o sebeple değil midir ki, gerçek mutasavvıflar, tarih boyu, hem kendileri siyasetten uzak durmuşlar, hem de bağlılarına "Kurb-u Sultan, âteş-i suzan" (İktidara yakın olmak, kor ateşi elinde tutmak gibidir) tavsiyesinde bulunmuşlardır?

'Zikir' ve 'âyin' örneklerini içeren UNESCO destekli bir uzun-çalar (longplay) plak koleksiyonum da var benim. Balkan menşeli tasavvuf gruplarıyla Türkiye dışı Mevlevi cemaatlerinin çeşitli 'âyin' icralarını da biriktiriyorum. İlgim yerli örneklerle de sınırlı değil; bunu bilen Milliyet'in Washington muhabiri Yasemin Çongar, Jane Houston'un, Amerika'yı sarsan 'mistik' kitabını tavsiye etti bana. Kütüphanemde, dünyadaki tasavvufî ve mistik akımlarla ilgili eser sayısı haylicedir...

Bu bakımdan, bir dostumun, "Hele, oku bir şunu" diye elinde tuttuğu bir tomar kâğıda göz attığımda okuduklarım bana çok 'âşina' göründü. Tasavvufta çokça işlenen, 'enaniyet', 'tefrika', 'makam-mevki hırsı', 'suizan', 'dedikoduculuk' gibi 'menfî' sıfatlar ile, 'sadâkat', 'ihlâs', ve 'kemâlât' gibi 'müspet' sıfatlar birbiri ardına sıralanıyordu. Yazar, tasavvufî metinlerde sıkça rastlanan bir mantık içerisinde işlediği konuları hoş bir güncellik içinde sunmayı başarmış göründü gözüme.

Gerçekten de, mutasavvıflar, 'hırs-ı câh' dedikleri açgözlülükten uzak insanlardır. Değil çocuklarını üstü açık lüks arabalar içinde gezdirmek, ya da yalılarda sefa sürme rüyaları görmek, kendilerini en basitinden bir hayata vakfetmişlerdir. Televizyona çıkmadan önce giyinmek üzere açtığım gardrobun içindeki 'zorunlu zenginlik', bana her seferinde, 'mahviyet' içinde yaşayan o mümtaz insanları hatırlatır...

Tasavvuf ehli için 'itaat' ve 'sadâkat' gibi kavramlar da çok önemlidir. O sıfatları kendilerini güçlendirmek, ya da yanlış görüşlerine destek çıkılmasını, şerde debelenmeyi sağlamak için kullanmaz onlar. İtaat, ancak sahip çıkılması gereken temel esaslara riayette olur; yoksa onları çiğnemeyi de içeren bir dizi hevâ-yı heves ürünü anlamsız tavırlara itaat gerekmez.

Makam ve mevki hırsından uzaktır mutasavvıflar, gözlerini öyle tepelere dikmezler; "Bir kere orayı ele geçirelim de..." diye başlayan cümleler onların ağızlarına yakışmaz. Onlar için öncelikli olan Allah'ın rızasını kazanmaktır; yoksa ellerine geçirdikleri makam ve mevkileri bırakmamak için 'gıybet' yapmazlar... 'Gıybet', onların sözlüğünde, 'kardeş eti yemek' iğrençliğindedir. Onlar için öncelikli ölçü 'liyâkat'tir; "Emanetleri ehline veriniz" düsturuyla yola çıkmışlardır çünkü. Bu yüzden, yanlışta ortaklık, mâsivâya batmışlıkta dayanışma onlar için düşünülmeyecek alçaklıklardır...

Süratle göz attığım daktilo edilmiş sayfalarda siyahlanarak özel vurgu yapılmış bölümler, yalnız çağrıştırdıkları o mükemmel esaslar bakımından değil, siyasete biraz daha uzaktan baktığım ve siyasetçileri daha az tanıdığım kendi geçmişimi aklıma getirdiği için de çok sevimli geldi bana.

Süratle okumanın en büyük sakıncası ustaca yerleştirilmiş tuzak cümleleri gözden kaçırmaktır. Bir ara, "Bin sayfa okuduğum günler oluyor" diye yazmıştım; Atina'da beraber olduğumuz Ankara/Gölbaşı'nın MHPli belediye başkanı Dr. Cevdet Kara o yazımı hatırlattı bana. Benim kastım, insanı sürükleyen ve zihnini ayrıntılara boğmayan gerilim romanlarıydı tabii... Oysa, kâğıtları tek tek elime bırakan dostumun her satırında 'tasavvuf' kokan metnini hızlı okuyunca önemli ayrıntıların tam farkına varamıyor insan...

"Ne güzel bir tasavvufî metin" diye iade ettiğim ilk iki sayfadan sonra baktığım üçüncü sayfada, karşıma 'fazilet' ve 'parti' sözcükleri sıkça çıkmaya başladı. İlk fark ettiğimde, gözlerimi kaldırıp dostumun yüzüne derin derin bakmışım... "Evet" dedi dostum, "Şu sırada Fazilet Partisi'nde elden ele dolaşan, yok satan metin bu..."

Meğer, daktiloyla yedi sayfa tutan bu metni, birileri, "Erbakan Hoca'nın kongreye giden Fazilet Partisi delegelerine tavsiyeleri" olduğu iddiasıyla dağıtmaktaymışlar... Dostum, "Bunu bana veren, burada yazılanları, Hocanın, her akşam ziyaretine getirilen heyetlere bizzat anlattığını da söyledi" dedi...

Şu sıralarda, Ankara'da, sahte belge üretmekte ihtisaslaşmış bir odak, adı biraz öne çıkmış herkesle ilgili akıl almaz iddialar üretiyor. Cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen Ahmet Necdet Sezer, hepsi de aynı odağın ürettiği belgelerin birine göre 'mason' meselâ; bir başka belge Afyonlu Sezer'i 'Kürtçü', bir başkası 'Sabetaycı' olarak sunuyor... Bir iddiaya göre de, Anayasa Mahkemesi başkanı Sezer 'Fethullahçı'... Artık hangi belgedeki iddia size hitap ediyorsa, ondan hareketle, Sezer'e karşı çıkmanız bekleniyor...

"Erbakan'ın tavsiyeleri" diye dolaştırılan belge de aynı odak tarafından üretilmişe benziyor. O belgede anlatılanlar Necmettin Erbakan'ın ağzına hiç yakışmıyor çünkü. Daha da önemlisi, "Erbakan söyledi" denilen satırlar arasında doğru olmayan âfâki iddialar gırla.

Bu kadar siyasete daldığım halde ben bile biliyorum: 'Yalan', tasavvuf ehlinin 'hazer edildiği' büyük günahların başında gelir...

Belgeye biraz daha yakından bakmakta yarar var.


30.NİSAN.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...