YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Gizlendikçe büyüyenler, büyüdükçe gizlenenler (!)


Gizli bir örgüt gizliliğini, ancak eylem yapmamakla muhafaza edebilir ki bu durumda da eylemsiz bir örgütün gizli olup olmamasının bir anlamı kalmaz.

 

Örgüt sözcüğünün başına gizli (illegal) sıfatı getirildiğinde, yasal (legal) örgütlenme şekillerinin dışında farklı bir örgütlenme tarzına îmada bulunulmuş olduğu varsayılırsa, gizli örgüt terkibinin "yasal olmayan (yasa koruyucularından gizlenen) örgüt" anlamına geldiğini mi kabul edeceğiz? Niçin olmasın? Ancak bu arada gizli polis dendikde, yasal olmayan (illegal) bir polis örgütünün mensubunun değil, bilâkis yasal ve fakat buna rağmen gizli (sivil) bir memurun kastedildiğini unutmayalım. İstihbaratçılar yasal ve fakat gizli bir faaliyette bulunmuyorlar mı? O halde bir örgüt için kullanıldığında gizlilik, yasal olan ve olmayan şeklinde farklı bir muhteva kazanıyor; zira yasal gizli örgütler olduğu gibi, yasal olmayan gizli örgütler de var. Yasal olmayan gizli örgütlerin gizlilikleri, salt yasal olmayışlarından değil, aynı zamanda güvenlik güçlerinin denetiminden (takibinden) bağımsız hareket etmelerinden de kaynaklanıyor.

Yasal olmayan gizli bir örgütle onları takib eden güvenlik güçleri arasında -kuruluş aşamasında- 1 yıllık bir süre olduğu varsayılır. Bu bakımdan yasal olmayan gizli örgütlerin gizliliklerinden (ve dolayısıyla başarılarından), bu 1 yıllık süreyi muhafaza ettikleri ölçüde söz edilebilir. Güvenlik güçleri ise, bu 1 yıllık süreyi (mesafeyi) hızla kapatabildikleri takdirde başarılı olurlar. Çünkü aradaki mesafenin (gizliliğin) azalması, ilk aşamada örgütün eylemlerini denetleyip tâkib etmenin, ikinci aşamada eylemcileri yakalamanın, üçüncü aşamada yeni eylemleri engellemenin, en nihayet dördüncü aşamada -arzu edilirse- eylemleri yönlendirmenin mümkün hale gelmesi demektir. Mesafe azaldıkça, örgüte ulaşmak, militanlarını yakalamak ve hatta eylemlerine önceden engel olmak kolaylaşır.

Peki örgütün gizliliği, hep azalan istikamette mi seyreyler? Her ne kadar tecrübeler böyle gösteriyorsa da gizlilik artabilir; zira gizli bir örgütün -hiç değilse teorik olarak- güvenlik güçleriyle arasındaki mesafeyi artırabileceği ve mesafenin uzaklığından güç alarak eylemlerinin miktarını ve etkileyiciliğini katlayabileceği düşünülebilir. Bu durumun, güvenlik güçlerinin zayıflığına, gizli örgüt'ün ise -gizliliğini muhafaza edebilmeyi başardığı için- gücüne delâlet edeceği açıktır.

Bu açıklama, ilk bakışta tutarlı gibi görünüyor. Fakat güçlenen (gizliliği artan) gizli bir örgüt, -eylem kendisinin varlık sebebi olduğundan ötürü- güçlendikçe daha çok ve daha etkileyici eylemler yapmak ihtiyacı hissetmez mi? Hissetmesi gerekiyor; zira güçlü olanın, gücünün gereğini yapacağını düşünmek kadar tabii bir durum olamaz.

İmdi, bu durumda şu suâlin cevabını bulmalıyız: Güçlenen (gizliliği artan) bir örgüt, eylemlerinin miktarını ve etkileyiciliğini artırmak amacıyla girişimlerde bulunmakla, bir yandan güvenlik güçlerine kendisi hakkında bilgi edinme imkânı verirken, diğer yandan gizliliğinin azalmasına bizzat katkı sağlamış olmaz mı? Ortada hem bir örgüt olacak, hem bu örgüt gizli olacak, hem de eylemlerinin hacim ve miktarı arttıkça da gizli kalmayı başaracak?!?

Şahsen böyle bir durumu düşünmekte zorlanıyorum; çünkü eylemlerinin miktarı ve hacmi artan gizli bir örgütün gizliliğinden kısa bir sürede eser kalmaz. Gizli bir örgüt gizliliğini, ancak eylem yapmamakla muhafaza edebilir ki bu durumda da eylemsiz bir örgütün gizli olup olmamasının bir anlamı kalmaz.

Bu durumda şu itiraz gelebilir: "Gizli bir örgüt eylemlerini de gizli yaparsa; yani örgütün kendisi de gizli, eylemleri de gizli olursa? Bu durumda güvenlik güçleriyle arasındaki mesafe artmaz mı? Mesafe arttığında örgüt büyümez mi? Örgüt büyüdükçe kendisinin de eylemlerinin de gizliliği ve gücü eşzamanlı olarak büyümez mi?"

Bu suâle, suâl sûretinde bir cevapla karşılık vermeyi deneyebiliriz: "Büyür büyümesine de bu kadar uzun bir süre içerisinde açılan onca mesafe birkaç günde küçülür mü?"

NOT: Siyasî aktüaliteden uzak durmaya alışmış kalemim, televizyon kanallarındaki haberlerden etkilenen kayınpederimin ısrarlı baskılarına daha fazla dayanamayarak herkes gibi birşeyler karalamaya itilince, -görüldüğü üzere- kağıdın üzeri bir sürü lüzûmsuz soruyla doluverdi. Bu yazıyı okuması için kayınpederime verdiğimde, bu sefer gülmekten gözlerinden yaşlar gelmedi; sadece şöyle demekle yetindi: "Evlâdım, inan bana artık gülmeye mecalim kalmadı."


28 OCAK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Dücane Cündioğlu

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...