| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İp ucu, ipin ucu
Hepimiz bir şeyden sıyrılmaya çabalıyoruz. Bunun için zekâya değil, kurnazlığa; bilgiye değil safsataya baş vurmak gerektiğinin gayet iyi farkındayız. Hiçbir ip ucu yok. Herhangi bir ip ucuna da ihtiyacımız kalmadı sanki. Kendimizi bir bilmece karşısında kalmış gibi hissetmiyoruz. Öte yandan millet olarak ne bir adlî, idarî, kanunî vakıanın, ne de bir toplum meselesinin çözümünü sağlayacak bir usûl keşfetmemiz isteniliyor bizden. Halbuki son kırk yıl boyunca hepimiz ip ucu arar haldeydik. Eğer ip ucu aramıyor idiysek adamdan sayılmamız mümkün değildi. Bir ip ucu aramak ve bulmak zorundaydık. Sosyalist idiysek işçi sınıfı iktidarının mümkün olabileceğine dair bir ip ucu bulmalıydık. Liberal idiysek sermaye hakimiyetini mazur gösterecek gerekçelerin ip uçlarını yakalamalıydık. Türkçü isek Türk töresinin başatlığını kanıtlayacak ip ucu gerekti bize. Şeriatçı isek dine ne sebepten itiraz edilmeyeceği hususunda bir ip ucu ele geçirmeliydik. Neden şucu bucu olduğumuzu önce kendimize, sonra bir başkasına açıklamak gereğini duyuyorduk. Geride bıraktığımız dönemde adam olduğumuz yaptığımız açıklamadan belli oluyordu. İp ucu bulamamışsak açıklamayı yapamazdık. Bu arada adamlık da güme giderdi. Şimdi ise adamlığın güme gidip gitmediği ve birinin gerçekten adamdan sayılıp sayılmadığı Türkiye'de yaşayan insanların konusu olmaktan çıktı. Daha doğrusu adamdan sayılabilmek için gerçekten adam olma şartı ortadan kalktı. Kim kimi adamdan sayacak? Adamlığı tartışmalı olanın birini adamdan sayışının ne değeri var? Adamdan sayılabilmek için sanıldığı derecede sosyalist olmamak, sanıldığı kadar liberal olmamak, sanıldığı kadar Türkçü olmamak, sanıldığı kadar şeriatçı olmamak ölçü alınıyor. Hayatımızın akışında bir görüş, giderek bir inanç sahibi olmanın hesaba katılır bir yanı kalmadı. Hepimiz ipin ucunu kaçırdık mı yoksa? Hayır, böyle bir şey de söz konusu değil. Çünkü bir dönem önce (bu dönem tam kırk yıl devam etti) ip ucu bulmuş olmamız o dönemde ipin ucunu tuttuğumuz anlamına gelmiyordu. Başlangıçta adamdan sayılmaya bir işi üstlenmekten daha çok önem verdiğimiz için toplumun iyileştirilmesi konusunda taşı taş üstüne koyma çabası göstermedik. Bilakis hep bir şeyleri ihlâl etmek dikkati çekti. Geçen zaman içinde birileri sırf bu yüzden adamdan sayılmak talihine erdi. Adamdan sayılmak adam olmakla ters orantılıydı. İşi üstlenen çıkmadığı için adam olmayı önemseyenlerin adam olmayı önemseyen muhatapları da yoktu. Böylece sadece ortamın şartlarına uyarak adamdan sayılanlar ortamın şartlarına boyun eğerek adamdan sayılanların muhatabı olabildi. O makule adamcıklar ipin ucunu tutabilecek yeterlikte dün de değildi, bugün de değil. Dolayısıyla şimdilerde kimseye ettiğini buluyorsun diyemiyoruz. Onlarla iki kelâm etme fırsatı bulsaydık, desek desek "etmediğini bulamıyorsun" derdik. Türkleri ip ucu bulmayı umursamaz duruma sokan ve ipin ucunu tutmaktan aciz hale getiren nedir? Kendi varlıkları hakkında bilinç sahibi olmayı ısrarla reddedişleridir. Türkler yüz yüze kaldıkları her konuda, içinde yer aldıkları her toplum katmanında bilinçten kaçıyor, efsaneye sığınıyorlar.
iozel@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|