| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bu ne yaman çelişki Mehmet Ali Erbil?.."Sinema sanatı"nı icra eden Mehmet Ali Erbil'in, hem 'sanat'ta torpil olmaz deyişi, hem de gazetecilerden iltimas, torpil beklemesi anlaşılır gibi değildi.
Ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil'i herkes tanır. Övüne övüne anlattığı tiyatroculuk geçmişinden değil belki ancak, 'hafifmeşrep, müstehcen komiklik'lerle izleyenleri eğlendirmeye çalıştığı Çarkıfelek sunuculuğundan... Bir süre önce milyonların gözü önünde yaşanan küfür rezaleti üzerindeki şaibe hâlâ akıllardayken, şimdi de başka bir densizliğe sahne oldu Çarkıfelek. Etrafa "topluma faydalı sosyal içerikli mesajlar" dağıtmak sadece Reha Muhtar'ın tekelinde değil ya, Mehmet Ali Erbil de (nadir de olsa) bazen ciddileşiyor ve insanlığa "saygı, doğruluk, adalet, iyilik" gibi evrensel dersler vermeyi ihmal etmiyordu. Ancak önceki akşam hafifçe tarz değiştiren Erbil işi, bir gazeteciye başrol oynadığı film, Kahpe Bizans'ı övmedi diye hiperaktif, agresif ve depresif saldırılarda bulunmaya kadar vardırdı. Mehmet Ali Erbil, Kanal D ile aynı medya grubuna bağlı, yani kardeş gazete olan Milliyet'in çalışanlarından biri olan Ayça Atikoğlu'nu Kahpe Bizans filminin galasındaki arabesktelevolevari havayı eleştiren yazısı nedeniyle "Sen nasıl bunları yazarsın" yollu azarladı. Erbil, işi o raddeye vardırdı ki, Ayça Atikoğlu'nun (soyadına binaen) Türk olup olmadığını bile sorgulama yöntemiyle onu aşağılama hakkını bulabildi kendinde. Manifestosunun son bölümünü de, bu yazarı Milliyet yetkililerine ve Çarkıfelek izleyicisine şikayet ederek bağladı Sayın Erbil. Yine aynı programın ilerleyen saatlerinde bir konuğuna gayriihtiyari "Sanatta ve eğitimde torpil olmaz" diyerek ders veren Erbil, kendi bindiği dalı kesen Hoca'ya o kadar da benziyordu ki... "Sinema sanatı"nı icra eden Mehmet Ali Erbil'in, hem 'sanat'ta torpil olmaz deyişi, hem de gazetecilerden iltimas, torpil beklemesi anlaşılır gibi değildi. Ve akla o ünlü dizeler geliyordu. Bu ne yaman çelişki Mehmet Ali Erbil?.. Etik denen konseptin artık esamesinin bile okunmadığı ekranlarda bu tür manzaralara alışık Türk izleyicisi... Ancak, "Milliyet'te yazıyorsan, beni ve filmimi öveceksin. Ben Milliyet'in reklamını yapıyorum" mantalitesiyle, tekelci, baskıcı zihniyetlerle bu kadar yüzyüze hiç gelmemişti... Olur, olur, buna da alışılır!
oalbayrak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|