YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

Kemal Gürüz'ü mazur görelim

Adam diyor ki, "Kanun benim." Hukuku ben tayin ederim. Yasama da benden sorulur, yürütme ve yargı da...

İnsanların nasıl yaşayacaklarına, nasıl giyineceklerine, neye hangi ölçüde inanacaklarına ben karar veririm.

Herkes benim gibi düşünmelidir.

Herkes benim kutsalıma tapmalı, benim kutsalıma biat etmelidir.

Herkes benim değer tercihlerime göre hayatını düzenlemelidir.

İyi de, sen kimsin, norm koyma, standart belirleme hakkını nereden alıyorsun?

Ben bu ülkede biricik yasa koyucuyum, devletin tek sahibiyim. Gücümü ise "Anayasa" ve "laik cumhuriyet" ilkesinden alıyorum.

Hani Anayasa'ya göre "laiklik" kamu alanını pozitif akla göre yeniden tanzim etmek, farklı ve karşıt olanın hukukunu korumaktı? Hani, yasalar öncelikle "meşru" olmak zorundaydı?

"Hayır, laiklik aynı zamanda sosyal hayatın eğitim, aile, ekonomi, hukuk, görgü kuralları, kıyafet vb. gibi cephelerinin din kurallarından ayrılarak zamana ve yaşamın zorunluluklarına, gereklerine göre saptanmasıdır."

Evet, aynen böyle diyor.

Laiklik aynı zamanda insanlara görgü dikte etmektir.

Daha doğrusu, insanların hayatına norm koymak, zamanın şartlarına göre nasıl yaşayacakları konusunda "standart" geliştirmektir.

Artık gizleme gereği de duymuyorlar:

"Bu ülke bizden sorulur..."

Karşılarındaki güç ne kadar geniş taban bulursa bulsun, "sahiplik" iddiasından vazgeçmiyorlar. Bunu, üstelik, bir de "anayasal zorunluluk" olarak sunuyorlar.

Yani yüzde 95 çoğunluğu da oluştursanız, vaz'edilen standardı benimsemek zorundasınız.

Vergi vermek, askerlik yapmak, parlamento üyelerini seçmek kendi hayatınızı düzenleme, inandığınız gibi yaşama, düşüncelerinizi özgürce ifade edebilme hakkını vermiyor size.

Bir avuç bürokrat azınlığın ve gemi azıya almış "seçkinci" oligarşinin çizdiği çerçeveye mahkûmsunuz.

Seçimler göstermelik, parlamento dekoratiftir.

Parlamentodan çıkacak hiçbir yasa ve kararname "Millî Güvenlik Siyaset Belgesi"nde öngörülen esaslara aykırı olamaz. Siyasi partiler, ancak dikte edilen yasa tasarılarını komisyona sunabilirler...

Türkiye Cumhuriyeti ölçülerine göre, bu vasatın adı "laik, demokratik hukuk devleti" oluyor.

Siz ne sanmıştınız?

Ee, böyle olunca, en çok oy alan rektör adaylarının üzerine çarpı çekip, en az oy alan (içlerinde bir oy alanlar da var) üç adayı Çankaya'nın onayına sunan YÖK Başkanı Kemal Gürüz'e kızmamak; kamu işlerini tedvire memur bir "atanmış"ın çıkıp "312. maddeyi değiştirirseniz asker darbe yapar ha..." diye Başbakan'ı tehdit etmesine, aynı şahsın, mensuplarını "habis ur" ve "kandan beslenen vampirler" diye aşağıladığı bir siyasi partiyi kapattırabilmek için "telekulak çeteleri"yle işbirliği yapmasına şaşmamak, hatta bu arkadaşları mazur görmek gerekiyor.

Onlar görevini yapıyor.


11 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...