| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Yönetme sanatıYönetme sanatı ilk insanla başlar. Adem Peygamber, ilk insan, Habil ve Kabil'le birlikte bütün insanlığın babası ve ilk yöneticiydi. Birden fazla insanın olduğu yerde yönetici ve yönetim sorunları vardır. Bu yüzden bizim kültürümüzde, bir yerde üç kişi varsa, aralarından birini yönetici olarak seçmeleri tavsiye edilir. Her toplumda, bir çoban gibi, herkes birlikte olduğu kişilerin eylemlerinden sorumludur. Hiç kimse günahı başkalarına yükleyerek, sorumluluktan kurtulamaz. Sorunların olduğu gibi, çözümlerin kaynağı da insandır. İslam Kalkınma Bankası geçen hafta sonunda burs verdiği öğrencilerin, yönetim yeteneklerini geliştirme amacıyla bir program düzenledi. Üç gün süren eğitim programı Prof. Dr. Cahit Baltacı'nın, büyük bir gayretle bugünlere getirdiği "İslam Medeniyeti Vakfı"nda yapıldı. Yönetimin hayatımızdaki yeri ve önemi giderek artıyor. Kamu ya da özel kurum ve kuruluşlar gibi, devletin de yönetimi bir ülkede yaşayan herkesi çok yakından ilgilendiriyor. Yeri ve zamanı gelince kendilerini değiştirmesini bilmeyenler, yöneticileriyle birlikte yönetimlerini de değiştiremiyorlar. Her kişi gibi, her kuruluş ve her ülke hak ettiği şekilde yönetiliyor. Son yıllarda işletme yönetiminde en çok tartışılan, en çok araştırılan konuların başında "insan yönetimi" yer alıyor. Bir kurum ya da kuruluşun, en büyük, en etkin ve en güçlü sermayesi çalışanlarıdır. İnsanına hak ettiği değeri vermeyen kurum ve kuruluşların uzun ömürlü olmaları mümkün değildir. Intel, Sun, Dell, Oracle gibi, bilgi toplumunun, bilgisayar teknolojisine dayalı, öncü kuruluşlarının, her birinin borsa değeri, yüzlerce milyar doları buluyor. Sözkonusu kuruluşların her birinin sahip olduğu bina, makina ve techizat gibi, fiziksel varlıklarının toplam değeri ise on milyar doları aşmıyor. Sanayi toplumunda kurumların fiziksel değerleri önemliydi. General Motors, Mercedes, Toyota gibi işletmelerin değerleri fiziksel varlıklarından geliyordu. Bilgi toplumunda ise, işletmelerin değerleri, çalışanlarının sahip olduğu "entellektüel" sermayeden geliyor. Şirketler için geçerli olan, günümüzde ülkeler içinde geçerli. Bilgi toplumunda ülkelerin gücü, topraklarının büyüklüğünden ve silah altındaki askerlerinin sayısından gelmiyor. Şirketler gibi, ülkeleri de güçlü kılan, entellektüel sermayeleridir. Entellektüel sermayelerine önem vermeyenler, fiziksel sermayelerini de koruyamazlar. Entellektüel sermayenin korunması ise, bir yönetim işidir.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|