YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

Randevu: 2007, Türkiye...

"Yeryüzündeki ağırlığın ne?" diye sormazsanız, size, diğer gezegenlerde ne çektiğimi söylerim. Mars'ta 37, Venüs'te 82, Jüpiter'de 223, Merih'te 27 birim geliyorum. Ayda yaşasaydım ağırlığım sadece 16.1 birim olacaktı... Kilomla ilgilenenlere, bundan böyle, "Ne şişmanlığı yahu, 16 kg çeken birine şişman denir mi?" cevabını verebilirim... Expo-2000'deki Çin pavyonunda bulunan tartı âletinin üstüne çıkınca değişik gezegenlerdeki ağırlığınızı şippadak öğreniyorsunuz...

Kısa süreli bir fuar ziyaretçisinin Expo-2000'in bütününü idrak etmesi mümkün değil; gez gez bitmeyecek bir alana kurulu fuar. Master planı 1994 yılında hazırlanmış Expo-2000'in ve kapalı alanlardan daha büyük önem doğayı canlandıran dış mekânlara verilmiş... Fuar alanına tepeden bakıldığında, göze en çok beton, metal veya ahşap değil yeşil çarpıyor... Ancak hüda-yı nâbit bir yeşillik değil söz konusu olan; açılan yarışmada birinciliği kazanan Cezayir asıllı Berlinli mimar Kamil Louafi'nin tasarımı olan proje uygulanmış boş mekânlarda...

Türkiye'nin, turizm bakanı Erkan Mumcu'nun ağzından "Ben de yaparım" diye tâlip olma arzusunda bulunduğu 'Expo', sadece katılan ülkelerin pavyonlarında sergilenenler aracılığıyla değil, özel konulara tahsis edilmiş salonlarda da dünyanın geldiği düzeyi gözler önüne seriyor... Bu dev proje için yaklaşık on yıl boyunca çalışanlar, bütünlüğü ve farklılığı ayrı ayrı değerlendirmişler...

Zaten, Hannover'deki Tür pavyonunun değeri de buradan geliyor. Türkiye, klasik bir yaklaşımla, 'olanı' sunsaydı belki yine ilgi çekerdi; ancak şimdiki haliyle pavyon Türkiye'nin mimarlıkta kaydettiği atılımı mükemmel bir biçimde yansıtıyor. Bunu geleneksel bir mimarlık firmasının bayağı genç yöneticisi Murat Tabanlıoğlu'nun başardığını bilmek gönlümü okşadı doğrusu... Ahşap, cam, köprü, duvar, merdiven, kubbe, oda gibi kavramlar, Türk pavyonunda, modern mimarlık literatüründen güzel birer örneğe dönüşmüşler... Beni "Seçilen temel kavram yanlış" düşüncesine sevk eden de, mimarinin sımsıcak kavradığı mekânla, o mekânda sergilenenler arasındaki tezat oldu...

Ev sahibi Almanya kendi pavyonu için 262 milyon mark sarfetmiş. Bizim pavyonun inşasının başlamasıyla bitmesi 80 günlük bir süreyi kaplarken, Alman pavyonunun tamamlanması 14 ay sürmüş... Bazı mimari denemeler ilk kez Almanya pavyonunda uygulanmış. Yük taşıyıcı statik bir eleman olarak 14 adet dikmede cam kullanılmış sözgelimi... Pavyonun mimarı Josef Wund masrafın neredeyse yarısını cebinden yapmış; sırf denemelerini böylesine dünya önünde bir olayda sergileyebilmek için...

Kısa günde kaç pavyon gezilir ki? "Hırvatistan'a mutlaka girin" dediler; dışında ülke adı bile yazmayan, içeri girildiğinde suyun üzerinde yüründüğü hissini veren dar bir mekânla karşılaştım... Uzaktan "Beni gez" mesajları gönderen Yemen pavyonunun incik boncuk satılan "San'a sûku" havası dışında bir özelliği olmadığını fark ettim. Sürdürülebilir kaliteli bir dünya düşüncesini ağaca kıyamayan bir yaklaşımla ele alan İspanya'nın mantar ağırlıklı pavyonunu bir büyük 'metro istasyonu' olarak algıladım... İngiltere'nin basit, ancak anlamlı bir pavyonu tercih etmesi dikkatimi çekti. İşin uzmanlarının "Görmeseniz olmaz" dedikleri Japonya ve Fransa pavyonları önündeki kalabalıklar beni korkuttu, içlerine giremedim.

Heyetimizin bir üyesinden, içeriye girebilmek için, Japon pavyonu önünde tam 45 dakika beklediğini duyunca, "İyi ki, heves etmedim" diye düşündüm. Ahşap ve camın bu yüzyılda en fazla kullanılacak inşaat malzemesi olacağını anlamam bizden sonraki nesiller adına umutlandırıp sevindirdi beni. Mimaride doğaya ve doğala dönüş yaşanıyor...

Hannover'de gördüklerim, Türkiye'nin, böylesine büyük bir dünya sergisini kendi toprakları üzerinde gerçekleştirme niyetini yüksek sesle telâffuz etmeye başlaması bakımından umut verici. Erkan Mumcu'nun rüyası hayata geçerse, Expo-2007'nin Türkiye açısından müthiş bir prestij olacağı kesin; fuara duyulacak ilgi, o ilginin turist sayısına dönüşmesi, Expo vesilesiyle Türkiye'yi ziyaret edecek işadamlarının kalıcı dost haline gelmeleri ihtimali... Bunlardan daha önemlisi, Expo fuarına katılan ülkelerin pavyonlarını birer mimarlık hârikası biçiminde tasarlamaları sonucu, İstanbul'daki muhtemel Expo'nun, ziyaret edecek bizlerin estetik anlayışımızı etkileyecek olması ihtimali bile sevinmek için yeterli...

Hannover'deki Expo-2000'de geçirdiğim bir kaç saat içerisinde ziyaret ettiğim pavyonlar, üzerinde dolaştığım sokaklar, gözlerimin değdiği boş mekânlar, aydınlatma ve karartma teknikleri, yüzümü ve gönlümü açmaya yaradı... Mimarları zaten takdir ederdim, mimarlık sanatına hayranlığım Hannover'deki Expo ziyaretinden sonra daha da büyüdü...

Expo'ya katılan 171 ülke ve 19 uluslararası kuruluş arasında "Dünya ekonomisinde söz sahibi dini kuruluşların pavyonları da bulunuyor" bilgisini Hannover'den döndükten sonra edindim... 'Dünyanın en büyük medya kuruluşu' olarak bilinen ve İncil basıp satarak işe başlamış bir dindarın eseri Bertelssman şirketinin görkemli binasını dışarıdan gördüm; demek başkaları da varmış...

Size bir sorum var: Diğer gezegenlerdeki ağırlığımı söyledim; bilin bakalım, yeryüzünde kaç kg çekiyorum?


11 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...