YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Türkiye'nin halleri

Çoğumuz, koşullar ve gelişmeler ne tür sonuçlar verirse versin, Türkiye'ye inanmamakta diretiyoruz. "Türkiye mi?" diyoruz, "Aman canım, uluslararası etki odaklarının, güç merkezlerinin güdümünde debelenip duruyor işte! Şansımıza uluslararası konjonktür uygun da bazı ufak tefek olumlu gelişmeler yaşıyoruz şimdilerde!"

Son dönemin gözde savlarından biri de şu: "Bu hükümet IMF'nin emir kulu! Dikte edilen programı şöyle ya da böyle uygulayacak; iç dinamikler, seçim gereğinin doğması, siyasi istikrarın sağlanması vb. hikaye, hükümet mevcut yapısıyla daha en az iki yıl işbaşında kalacak! Sıkıysa kalmasın!" Bu öyle bir tutum ki neredeyse iktidar ortağı partilerin (MHP ve DSP'yi kastediyorum kuşkusuz!) yakın gelecekte inadına "erken seçim" kararı almasına yol açacak. Bu tür kulis faaliyetine de az rastlanır doğrusu! Bu "büyük sav"dan Türkiye'nin herhangi bir program izleme yeteneğinden yoksun olduğu, hele kendisi için neyin "doğru" olduğunu saptamayı asla beceremeyeceği gibi "önemli bir sonuç" da çıkıyor. Bu da işin cabası! Zaten biz özelleştirmeden kamu kesimi zamlarına, sosyal güvenlikten tarım destek alımlarına kadar pek çok konuda ne yapıp ettiğimizi bilmiyoruz aslında! Eh, öyle diyelim, öyle olsun!

İşin ilginç yanı yukarıdaki türden savları dile getirenlerin önemli bir bölümünün hararetli "demokratikleşme" ve "modernleşme" savunucuları olması! İlk bakışta akla uygun ("değişme isteyenlerin önünde nice eleştiri konusu var!") görünen bu tutum zaman zaman gayet "anlaşılmaz" olabiliyor. Haydi, eleştiriyoruz derken her şeyi yerden yere vurma, "önümüze gelene bir tekme" atma yönündeki "köklü ve köhne geleneğimizi" bir yana bırakalım. Ama yukarıdaki savları dile getirenlerden bazıları şuna da ekliyor: "Siz yine de canınızı sıkmayın! Hükümet ister istemez IMF'yi dinleyecek, Türkiye ister istemez uluslararası güç merkezlerinin göstereceği yönde yol alacak, sonuçta bizim hedeflediğimiz demokratikleşme ve modernleşme ölçütleri varlık kazanacak!" Bunu bir "sömürge aydını" dile getirse kimse yadırgamaz; oysa bunlar Türkiye'de dile getiriliyor, biz bunları (vurgulamak için ülkemizin adını büyük harfle yazalım:) TÜRKİYE'de işitiyoruz.

Demek ben, demokratikleşme ve modernleşme konusunda benzer hedeflere sahip olmakla birlikte, bazılarıyla aynı ülkede yaşamıyorum. Benim baktığım yerden Türkiye basbayağı "büyük bir ülke" olarak görünüyor. Haydi ben yanılıyor olayım! "Burası Türkiye!" diye diye ensonu kendimizi buna inandırmış olalım! Yine de işin bir yanı bana hiç mi hiç "akla uygun" gelmiyor: Eğer şöyle ya da böyle (gözde formülle: "kendi irademiz dışında") arzulanan hedeflere varılacaksa, bunca öfkelenip, bunca savaş çığlığı atıp, bunca aşağılayıp bir an önce yer ile yeksan olmasını beklediğiniz statükonun "direniş noktaları"nı güçlendirmenin ne anlamı var?

Tabii canım, yine unutmuşum: Burası Türkiye! Kimin neyin savunduğunu, hele de neden ve nasıl savunduğunu anlamak hiç kolay değil! Özellikle de "siyasal aktörler"in muhalefetten anladıkları şeyin ne olduğu düşünülürse!

"Neyse," diyorum kendi kendime, "ben bildiğim Türkiye'de yaşamayı sürdüreyim; asıl büyük sorunlarımızla, içine düştüğümüz korkunç düşünsel-dilsel yoksullukla ilgileneyim!"


23 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Hakan ARSLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...