|
|
|
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
'Siyasal İslam'a cesur bir bakışYaşamakta olduğumuz kavram ve olgu tüketiminin temel gerekçesi, yaratıcı düşünce eksikliğinden başka bir şey olamaz. Hem bu eksiklik, hem de "farklılıklara ve değişime açıklık ve tahammül" tartışılırken bile temelde egemen olan yeniliğe kapalı yapı; var olanın tükenmesine, yeni olanın da soluk alamamasına yol açıyor. Böyle olunca da kaçınılmaz olarak en ciddi, en hayati konulardaki sözler bile kısa sürede popülizmin esiri olmaktan kurtulamıyor. Çünkü, objektif ve bilimsel değerlendirmenin dışlandığı bir ortamda aydınlara yönelik baskı herkesi bir emniyet alanına sığınmaya mecbur ediyor. Oysa, Türkiye'nin de; sağcısı, solcusu, İslamcısıyla bütün kesimlerin de, en fazla ihtiyaç duydukları şey içinde bulundukları durumu cesaretle masaya yatırabilmektir. Elimde, ne yaptığını ve ne yazdığını bilen genç bilim adamlarımızdan Dr. Yalçın Akdoğan'ın bir kitabı bulunuyor. Akdoğan, "Siyasal İslam... Refah Partisi'nin anatomisi" kitabında çoktan beridir üzerinde tartıştığımız bütün konuları enine boyuna inceliyor. Bilim adamı özelliği ile dönemin tanıklığını yapan titiz bir gözlemci kimliğini birleştirdiği bu çalışmasında önce Siyasal İslam olgusuna hak ettiği yeri veriyor, ardından da "eleştiri-özeleştiri" hassas dengesinde bir dönemi sorguluyor. Kitap, Türkiye'nin yanısıra İslam coğrafyasının siyasal tecrübelerini de ele alıyor. Yalçın Akdoğan'ın Refah Partisi'nin Siyasal İslam kategorisine yerleştirme gerekçesi hepimizin için aydınlatıcı bir tarif. "Refah Partisi, dini taleplerin siyasete yansımasını ve dini kimlikle siyaset yapmayı isteyen, dini değerlere göre siyasal alanın revizyona tabi tutulmasını öngören, kamusal alan, iç siyaset ve uluslararası ilişkilerde dinin rolünü arttırmak amacını taşıyan, siyasal alanda meşruiyet sağlamayı önemseyen ve genel anlamda da dindarlaşmayı destekleyen bir parti olarak Siyasal İslam kategorisine girmektedir." Bu, hem RP'nin parti kimliğini hem de Siyasal İslam'ın tahakkuk ettirebileceği unsurların limitini anlatan bir tanımdır. Böyle olduğu için de bu hareket, merkez sağ ya da muhafazakar sağdan ayrılmakta ve her iki akımın dinsel talepleri karşılamadaki yetersizliğine alternatif oluşturmaktadır. Ancak, elbette ki bir alternatif olmak ve bu özelliğe dayalı sayısal iktidar desteği temin etmek siyasal planda gerçek başarıyı getirmeye yetmemektedir. Dr. Akdoğan bu durumu da şöyle değerlendiriyor: "RP'nin verili düzenle ve devlet kurumlarıyla ilişkisi ideolojik bir çelişki eksenine oturmaktaydı. Merkezkaç bir parti ve çevrenin temsilcisi olarak RP, bir yandan varlık sebebini devletin çatışmacı ve dayatmacı boyutlarını eleştiri konusu yapmak olarak ortaya koyuyor, diğer yandan eleştiri konusu yaptığı kurumsal yapı içinde meşruiyet sağlayabilmenin zorluğunu yaşıyordu." Peki, Akdoğan tablonun bütününe yönelik bu tesbitlerden sonra o cevabı en çok merak edilen "Siyasal İlma bitti mi?" sorusuna ne cevap veriyor. Şu pasajın altını çiziyorum: "Bugün, halen İslami değerlerle siyaset yapmak, İslami kimlikle kamusal alanda bulunmak, uluslararası düzende dinlere sosyo-kültürel veya siyasal misyonlar biçmek isteyenler olduğuna göre siyasal İslam kavramı da farklı bir içerik ve üslupla devam edecektir." Özetle, "Siyasal İslam bitmedi..." diyen ve en önemlisi de bunu mantıklı gerekçelerle ortaya koyabilen bir Siyasal İslam uzmanı ile karşı karşıyayız. Son olarak, 'Siyasal İslam'ın, "bu kitap çok konuşulur" türünden özenli ve cesur bir çalışma olduğunu söylemeliyim. (Siyasal İslam. Şehir Yayınları 0 212 519 17 28)
mkaraalioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|