| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Mesut Yılmaz'ın sınavıHükümette her kafadan farklı ses çıkıyor. Demokrasi konusunda MHP ile ANAP arasında kolayca kapatılamayacak bir uçurum olduğunu gören görüyor. Asayiş ve adaletle ilgili bakanlıkların insan haklarına yaklaşımları da farklı. Son zamanlarda Türkiye'nin sistemini 'Kopenhag kriterleri'ne yakınlaştırma görevini üstlenmiş görünen Mesut Yılmaz ile içişleri bakanlığı koltuğunda oturan Saadettin Tantan arasında da olaylara yaklaşım farkı büyüyor. Mesut Yılmaz kendisinin de bir ara aktif aktörü olduğu '28 Şubat süreci' ile bağlarını bütünüyle kopardı mı? Başbakan iken değiştirmekten vazgeçtiği TCK 312. maddeyi elden geçirme niyetinde samimi görünüyor. Temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesinden, YÖK türü anti-demokratik kurumların değişikliğe uğratılmasından yana. İdam cezasına yaklaşımı da bu yeni misyonu bakımından tutarlı. Güneydoğu sorununa da artık geleneksel formüllerin dar açısından bakmadığı izlenimini veriyor. Buna karşılık, ANAP'lı içişleri bakanı, 28 Şubat'ın dayattığı yasa değişikliklerinden en önemlisini, Meclis'ten geçmeyeceği anlaşılınca, 'kanun kuvvetinde kararname' (KKK) biçimine sokup gerçekleştirmek niyetinde. Meclis'ten alınan yetki yasasına dayalı KKK yolu kısaltıyor; bakanlar imzalayınca cumhurbaşkanı onayıyla yürürlülüğe giriyor... Sonradan Meclis'e de sunulması gerekiyor KKK'nin, ancak yıllardır Meclis'e gelmediği halde uygulanan KKK'ler var... İçişleri bakanı Tantan'ın yasa gücü kazandırmaya çalıştığı yeni düzenleme, 'irtica' ve 'bölücülük' gibi soyut kavramlarla somut sonuçlar alınabilmesini imkân dahiline sokuyor. Devlet memuru olmak isteyenlerin önü, "Bölücüdür", ya da "İrticâî faaliyete karışmıştır" türü soyut iddialarla kesilebiliyor. Halen memur olanlar ise, basit bir teftiş raporu ile meslekten ihraç edilebiliyor. Devletin valisi, kaymakamı, yargıcı, savcısı ve polisi, 'gözü dönmüş muhbirler' ve politik davranabilen teftiş mekanizması arasına sıkıştırılmak isteniyor... Amaçlanan, görev alma ve göreve son vermede 'yargı' kurumunu aradan çıkartmaktır. Oysa, belleklerimizde hâlâ taze olan bilgi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, Yüksek Askeri Şura kararları ile Cumhurbaşkanının tek başına tasarrufları gibi anayasal sistemde mevcut az sayıdaki istisnanın bile 'yargı denetimine tâbi tutulması' görüşünde olduğudur. İçişleri bakanı ise, yargıçların ve savcıların meslekten atılmalarını yargı denetimi dışına çıkarmanın peşinde. Soyut ithamlarla meslekten uzaklaştırılan memurun çalışma özgürlüğünü bütünüyle gasp etmeyi hedefleyen kısıtlamalar da var imzaya açılan KKK'de... Bunu sağlamak için yasa yerine KKK yolunu seçmesi kolaylığı yüzünden... Bakanlar kurulu, Meclis tatile girmeden hemen önce, bazı konularda Meclis'i 'by-pass etme' yetkisini veren bir yasa çıkardı. İçişleri bakanının dayanağı o yetki yasası. Ancak, Meclis'ten alınan yetki 'mâlî' konularla sınırlı olduğu halde, Saadettin Tantan, "İdarenin yargı denetiminde bulunması" ile ilgili bir temel hakkı KKK mârifetiyle kaldırma çabasında. Yetki yasasına aykırı bu tasarrufun hukukî temeli de bulunmuyor. 10 Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi sonrası, Türkiye, sistemini AB'ye yakınlaştırmaya kararlı görünüyor. Hiç değilse, bu konuda siyasi sorumluluğu üstlenen Mesut Yılmaz'ın verdiği izlenim bu. Ancak, 28 Şubat'ın abarttığı 'irtica tehdidi' üzerine oturan bu KKK, demokratik hak ve özgürlükler anlayışıyla taban tabana ters düşüyor. İhbar mekanizmaları çalıştırarak 'irtica' veya 'bölücülük' ile suçlanacak devlet görevlilerinin, 'tarafgir' davranabilen müfettişlerin insafına terk edilmesi akla zarar. Bu KKK yürürlüğe girdiğinde, vali vali olmaktan çıkacak, polis devletin değil hükümetin polisi haline dönüşecek, yargı bağımsızlığı da zedelenecektir. Oysa, Türkiye, yetki karmaşası ve siyasete âlet olan devlet memuru görüntüsünden çok çekti. Cumhurbaşkanı Sezer için vaadlerinin sınanması YÖK'ün rektör listesi dayatmasıydı; o sınavı, şu aşamaya kadar, yüz akıyla verdi Cumhurbaşkanı Sezer... AB ile uyum konusunu üstlenen ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın tavrında samimi olup olmadığının ilk sınavı da, partisine mensup içişleri bakanının çaba sarf ettiği, hukuku devreden çıkartıp keyfî uygulamaları yaygınlaştırmayı amaçlayan KKK'nin âkıbeti olacak. O kararnamenin, kendisi imza koymadığı taktirde, yürürlüğe girmesi mümkün değil çünkü... Gözümüz Mesut Yılmaz'ın üzerinde.
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|