| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İrtica yasaları ve Kanun Hükmünde KararnameMilli Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 tarihli toplantısından sonra, "irticaya karşı mücadele yasaları" denilen paketi, bir türlü TBMM'den geçirmek mümkün olmadı. Bir önceki yasama döneminde, Anasol-D Hükûmeti, bu konuyu gündeme almıştı; fakat milletvekillerinin itirazı yüzünden, keyfi işten çıkarmalara yol açacak böyle bir tasarıyı yasalaştırmaya cesaret edememişti. Şimdi, Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, Dahiliye Memurları Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile Kamu İktisadi Teşebbüslerinin personel rejimini düzenleyen yasanın ilgili maddeleri değişiyor, "bölücülük veya irtica" dolayısıyla mahkeme kararı bulunmaksızın, müfettiş raporlarıyla memuriyetten atma imkânı yetkili makama veriliyor. Dahiliye Memurları Kanunu
Dahiliye Memurları Kanunu'nun 23'üncü maddesine ilâve edilen kısım şöyle: "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunların açıkça suç saydığı devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ve cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birini değiştirmeye, ortadan kaldırmaya yönelik veya bunlara aykırı eylemleri..... ayrı ayrı iki müfettiş tarafından verilen raporlar ve muhtelif iki amirin gizli sicil raporlarıyla teeyyüt eden memur, hakkında cezai takibat yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, vekalet inzibat komisyonu kararı ve bakan onayı ile meslekten çıkarılır" Evvelce, Dahiliye Memurları Kanunu'nun 23'üncü maddesi, irtikap ile memurluk şeref ve haysiyetine uymayan haller için iki müfettiş raporuyla işten çıkarma esasını benimsemişti. Ama, kapsamın sınırlı olmasına rağmen, antidemokratik bulunduğundan, hiç uygulanmıyordu. Naftalinli dolaplardan çıkarılan söz konusu kanun "Cumhuriyetin niteliklerini değiştirmek, bölücülük yapmak, hatta, bu niteliklere AYKIRI EYLEMLER YAPMAK" gibi unsurlarla donatılarak bizlere sunuluyor. Cumhuriyetin niteliğine aykırı eylem, pekalâ cuma namazına gitmek veyahut başörtülü bir eşe sahip olmak, iftar yemeği vermek, 5 vakit namaz kılmak olabilir. Dahiliye Memurları Kanunu'nun 23'üncü maddesinde yapılmak istenilen değişikliğin, sürekli MGK'de gündeme getirilen "gerici kaymakamları" hedef aldığını, bilmem söylemeğe gerek var mı? Devlet Memurları Kanunu
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesinin (E) bendinin (a) alt bendine de şu cümleler ilâve ediliyor: "Yıkıcı veya bölücü veya Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya veya bunlara AYKIRI EYLEM VE DİĞER FAALİYETLERDE bulunanlar devlet memurluğundan çıkarılır" Mevcut durumda, devlet memurluğundan çıkarılmaları için, memurların ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumlarının huzur ve sükûnunu bozmaları, boykot, işgal, işi yavaşlatma, grev vs. gibi eylemlere girişmeleri gerekiyor. Kanun Hükmündeki Kararname ile, "Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birine aykırı eylem yapmak hatta DİĞER FAALİYETLERDE (?)" bulunmak dahi, bir devlet memurunun kapının önüne konulması için yeterli. Çalışan bir başörtülü telefon memuresine göz yummak bile, pekalâ "diğer faaliyet" kapsamına girebilir. Üstelik, Kanun Hükmündeki Kararname, mevcut düzenlemelerde yer almayan bir hüküm daha getiriyor ve bu şekilde memuriyetle ilişkisi kesilenlerin, belediyeler de dahil kamuya ait hiçbir kurumda çalıştırılamayacağını öngörüyor: "E bendinin (a), (b)(1) ve (ı)(2) bentlerindeki eylemleri sebebiyle devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılanlar, bakanlık, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ile bunların sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu kurum ve kuruluşlarda herhangi bir statüde istihdam edilemez." Bu kısıtlama, Anayasa'nın 48'inci maddesinin teminatı altında bulunan "çalışma hürriyetine" aykırı değil mi? Devlet, hükümlülerin bile her kurumda çalıştırılması mecburiyetini yasalarla getirmişken, yargı kararına dayanmadan memuriyetle ilişkileri kesilenler, sakıncalı bulunup, kamuyla ilgili işyerlerinde ve belediyelerin kurduğu iktisadi teşebbüslerde istihdam edilemiyor. Hâkimler ve Savcılar Kanunu
Aynı Kanun Hükmünde Kararname, Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrasını da değiştiriyor. Anayasa'nın başlangıç bölümünde ve 2'nci maddesinde belirtilen cumhuriyetin niteliklerine, Türk varlığının devleti ve ülkesi ile bölünmezliği esasına, laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine karıştırılamayacağı ilkesine aykırı tutum ve davranışlarda bulunanlara... meslekten çıkarma cezası verilir. Bugün de, Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyetin nüfuz ve itibarını bozan veya ideolojik ve siyasi amaçla hareket eden, din ve mezhep ayırımı yapanları meslekten çıkarabiliyor. Son düzenleme ile uygulama alanı genişletiliyor ve her türlü yoruma açık hale getiriliyor. Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel rejimine de benzer ibareler ilâve ediliyor: "Yıkıcı veya bölücü veya Cumhuriyetin niteliklerinden herhangi birisini değiştirmek veya ortadan kaldırmaya yönelik veya bunlara aykırı eylem ve diğer faaliyetlerde bulunmak..." işten çıkarma sebebi sayılıyor. Ve bu şekilde işten çıkarılanların da, kamu kuruluşlarında, yerel yönetimlerde, bunların sermayenin % 50'sinden fazlasına sahip olduğu kurumlarda çalışması engelleniyor. Hükûmet yetkisini aştı
Hükûmet, yaz tatilinden de yararlanarak, Meclis'e kabul ettiremediği düzenlemeleri Kanun Hükmünde Kararname paketi içinde uygulamaya sokuyor. Oysa, Anayasa'nın 91'inci maddesine göre, çıkarılacak kanun hükmündeki kararnamenin, amacı, kapsamı, ilkeleri açıkça belli olmalı. Verilen yetkinin, Meclis'i aşmak değil, aciliyeti olan düzenlemeler için kullanılması ve sonra da bu kararnamelerin ivedilikle Parlamento'da görüşülmesi lâzım. Hükûmet yetkisini aşmıştır. Daha doğrusu Parlamento'dan çaldığı yetkiyi kılıfına uydurmuştur. Bu kararnamelerin Meclis'te görüşülmesi savsaklanacağı için, millet iradesi tam bir dayatma ve oldu bitti ile karşı karşıya kalacaktır. Bu kararnameyi hangi bakanlar imzaladı? MHP, topluca kıyıma yol açacak böyle bir düzenlemeye nasıl yeşil ışık yaktı? Unutmayınız, hâkim zihniyet veya adına egemen bürokrasi diyelim, irtica operasyonu adı altında mütedeyyin kaymakamları, savcıları, hâkimleri, KİT personelini hedef almağa hazırlanıyor. Oruç tuttun, iftar için erken ayrıldın mesainden. Cuma namazına gidiyorsun... Eşin başörtülü...vs. Aynı YAŞ kararları, diğer devlet memurlarını da kapsayacak biçimde genişletiliyor. Haberiniz olsun. Keyfi tatbikat başlayınca, şaşırmamaları için şimdiden muhafazakâr görüşteki bakanları uyarıyoruz. Bindiğiniz dalı kesmeyin, bastığınız zemini dinamitlemeyin. DİP NOT: (b)(1): "Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasî veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak ve teşhir etmek" (ı)(2): "Siyasî ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek"
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|