YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Filmler aldatıcıdır

Kendisinden 'Dokuzuncu Cumhurbaşkanı' diye sözettirmeyi seven Süleyman Demirel'e inanacağım elbette. Mehmet Eymür'ün, İnternetteki sitesinde, "Yeşil'in Çankaya Köşkü'ne de uğradığı ve kendisine üzeri cumhurbaşkanlığı forslu bir altın kalem hediye edildiği" ifadesini yayımladığı hatırlatılınca, Süleyman Bey, "Oraya gelip gidenlerin kaydını ben tutmuyordum ya" cevabını vermiş ve eklemiş: "Neden gidip ziyaret ettiği kişiye sormuyorsunuz?"

Radikal "Köşk'teki karanlık adam" başlığıyla verdiği haberde, Yeşil'le görüşen Hayrettin Gökdemir'in ortadan kaybolduğunu bildiriyor... Arayanlara, Güniz Sokak'tan, "Kendisinin burayla ilişkisi kesildi, bulabileceğiniz bir telefonu da yok" cevabı veriliyormuş... Eğer doğruysa, kırkı yıldır o çevrede bulunan 'Hayri Baba'ya ayıp ediliyor...

Hayrettin Gökdemir'in Demirel irtibatı 1970'li yılların öncesine dayanıyor. Süleyman Demirel'e verilen Emniyet görevlilerinden biriydi o ve bir daha da yanından ayrılmadı. İyi gününde olduğu kadar kötü gününde de Güniz Sokak'taydı. 12 Eylül sonrasında, kimselerin kapısını tıklamadığı günlerde, Hayri Baba, 'eski dostlar' ile temas kurup 'Beyefendi' ile görüştürürdü. Güniz Sokak sâkinlerinden 'Baba' lâkabıyla anılan ilk kişi Demirel değildir; kendisini tanıyanlar, en az yirmi yıldır, Hayrettin Gökdemir'den 'Hayri Baba' diye söz ederler...

Türkiye'de siyasi gerilim romanı yazacaklar için malzeme çok; 'Hayri Baba' eksenli bir roman, dünyada 'çok satanlar' listelerine tırmanır, emin olun. Gününün büyük bölümünü geçirdiği Güniz Sokak'taki 'küçük oda' nelere tanık olmadı ki? Ailenin en mahrem ortamlarında bile yer alması yadırganmazdı. Demirel'in "Dâvâ arkadaşım" dediği kişilerin ancak tahmin edebildiği türden ilişkilere vâkıftır Hayri Baba...

Hayri Baba'nın Yeşil ile Çankaya Köşkü'nde görüştüğü haberinin neden bu kadar paniğe yol açtığını anlamakta gerçekten zorlanıyorum... Yeşil, muhtemelen o görüşmenin yapıldığı tarihte 'devlet görevlisi' sıfatını taşıyordu. O sıfatla kendisini tanıyanlar, kılık kıyafetinin pejmürdeliğine, konuşmasının lâubaliliğine bakmadan önlerini ilikliyorlardı. 1995 Ocak ayında Ankara'da gözaltına alındığında, üzerinden, tam 17 ayrı "Bizim adamımızdır" belgesi çıkmıştı; Jandarma'dan MİT'e kadar pek çok devlet birimi onunla çalışmakta hiçbir beis görmüyordu... Henüz kimse bunu iddia etmedi, ama söz temsili, Hayri Baba, böylesine güçlü referanslara sahip bir 'devlet görevlisi'ni, Çankaya Köşkü'ne çağırıp Cumhurbaşkanı ile görüştürmüş, o da 'devlete değerli hizmetler gören' Yeşil'e bir altın kalem hediye etmiş olsaydı çok mu garip kaçardı?

Unutulan bir gerçeği burada hatırlatalım: Yeşil'in devlet adına üstlendiği operasyonel görevler, sıradan memurların arzusuyla girişilecek basitlikte değildi. Adamın yurtdışında ASALA ve PKK karşıtı operasyonlarda çalıştığı anlaşılıyor. Bu tür görevler, silsile-i merâtip halinde verilen onaylarla hayata geçirilir. Yeşil adını Emniyet'teki memurlar Susurluk öncesinde duymamış olabilirler, ama Süleyman Demirel ve Emniyet kökenli danışmanı Hayrettin Gökdemir onu iyi tanıyor olmalı...

"Susurluk'la ortaya çıkan ilişkiler MGK'da alınan bir karara mı dayanıyor?" soruma, Demirel, "1984'e kadarki kararlarını inceledim, MGK'da bu konu görüşülmemiş" cevabını vermişti. Bu cevap üzerine, "İpucu 1980-1984 arasında olmalı" diye düşünmüştüm... 'Devlet hizmetine alınmış memur olmayan görevliler' ile ilgilenmeye başladığı o sohbetten anlaşılan Süleyman Bey, herhalde Yeşil adını biliyordu...

"Yeşil Çankaya'ya çıktı" iddiasından paniğe kapılınması ilginç. Çünkü, Demirel'in Köşk'teki süresi içerisinde 'Cumhurbaşkanlığı başdanışmanı' sıfatını taşıyan Hayri Baba'nın adı, Susurluk ile ilgili yayınlarda sıkça anılmıştı. Adının kamuoyuna yansıdığı ilk yazının 12 Eylül 1980 tarihinde Uğur Mumcu tarafından yazıldığı da biliniyor. Hüseyin Baybaşin adlı uyuşturucu kaçakçısının itiraflarında da Hayrettin Gökdemir adıyla karşılaştığımı hatırlıyorum. 'Ülkücü Baba' lâkaplı Kürşat Yılmaz'ın da dostu olduğu, onu Burdur Cezaevi'nde ziyaret ettiği öğrenildiğinde anlaşılmıştı.

Geçen akşam, yönetmen Renny Harlin'in bir kaç yıl önce sinemalarda gösterilmiş "The long kiss goodnight" (İyi geceler öpücüğü) filmini yeniden seyrettim. Geçmişini unutan bir kadın (Geena Davis) vardır o filmde; genç kadın bellek kaybına uğramış ve küçük bir kasabada öğretmenliğe başlamıştır... Ancak geçmişi bir gün karşısına çıkar: Vaktiyle CIA adına çalışan bir suikastçıdır kadın ve karanlık planlarına engel teşkil ettiği için âmirleri ölümünü istemektedirler...

CIA o tür tetikçileri hangi yaygınlıkta kullanmaktadır, bilmiyorum; ancak filmi şimdiki bilgilerimle izlerken -nedense- Amerika'da geçen ve tiplerin Amerikalı olduğu filmin senaryosu, bana, çok yerli gibi geldi. Geena Davis'in canlandırdığı tetikçi Charli'yi erkekleştirdim kafamda ve Yeşil kodadını verdim. Filmde, onu yönlendiren kıdemli CIA ajanı Nathan J. Waldman tipi de, Mehmet Eymür'e mi benziyordu ne? Filmin sonlarına doğru, Beyaz Saray ile Langley arasındaki mükâlemeler sırasında, Hayri Baba bile karanlıklardan çıkıp filmdeki yerini aldı gibime geldi...

Filmlere mi inanacağım, yoksa 'Dokuzuncu Cumhurbaşkanı' Süleyman Demirel'e mi?


26 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...