YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Bir Terminatör olarak Lozan

Lozan Antlaşması'ın 77. yılı dolayısıyla, yine o bildik içi boş, hayali nutuklar atılıyor: Lozan, "Türkiye'nin bağımsızlık ve çağdaşlaşma mücadelesinde bir dönüm noktasıdır" deniliyor.

"Hangi bağımsızlık" ve "hangi çağdaşlaşma mücadelesi"?

Söylenen şey şu: "Lozan, Türkiye'nin misak-ı milli sınırlarının belirlenmesinde ve devrimlerin temelini teşkil eden, ülkedeki bütün kurumların ve hatta günlük hayatın laikleştirilmesi sürecinde kilit rol oynayan kilometre taşlarından biridir".

Ne demek bu? Şu demek: Osmanlı'yla ve İslam'la bağlantıları kesinkes koparacak bir sürecin başlatılması demek. (Nitekim bu gerçeği dünyaca ünlü sosyal teorisyenlerimizden Şerif Mardin "Türk modernleşmesi" genelinde şöyle telaffuz eder: "Türk modernleşmesi, Türkleri İslam kültüründen uzaklaştırma çabasıdır.")

Peki bunun, "Türkiye'nin bağımsızlaşması"yla ve "çağdaşlaşması"yla alakası ne?

Bir kere, Lozan dolayımında, "Türkiye'nin bağımsızlaşması" ile "çağdaşlaşması"ndan kastedilen şey aynı: Türkiye'nin laikleşme sürecine girmesi, önceden İslam'a göre tanımlanan ve yapılandırılan siyasi, ekonomik ve kültürel iktidar aygıtlarının, sonuç itibariyle Batılıların çıkarlarını garanti altına alan değerlere, dinamiklere göre tanımlanmaya ve yapılandırılmaya başlanmasıdır.

Lozan, Türkiye'nin resmen Osmanlı'dan ve dolayısıyla İslam kültüründen bağımsızlaşması, kopması ve Batı'ya bağımlı hale gelmesinin bir başka adıdır.

İyi de, "bağımsızlaşma" ve "çağdaşlaşma" bunun neresinde?

Tanzimat'la birlikte başlayan süreç, bir savunma psikolojisi'nin ürünüydü ve Osmanlı, İslam'la ilişkilerini koparmaksızın, problemleştirmeksizin onurunu, statüsünü, gücünü korumak amacıyla bir silkinme hamlesi başlatmıştı. Tanzimat'ın silkinme hamlesi, sorunu tam olarak tanımlayamadığı için başarısızlıkla sonuçlandı. Sorun, İslam'ın dinamiklerinin, anlam haritalarının ve kodlarının yenilenmesi, yeniden icat edilmesi sorunuydu. Tanzimat elitleri ve aydınları bu sorunu farkedemedikleri ve ona göre hareket edemedikleri için Tanzimat'ın hamlesi, ülkenin, kendi iddialarından vazgeçerek Batı'ya "teslim olması"yla sonuçlandı. İşte Lozan, bu teslimiyet'in, dolayısıyla yenilgi'nin resmen tescil edilmesidir.

Düşünsenize, bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz, "yedi düvel"i (Batılı sömürgecileri) Müslümanlığın verdiği dinamizm, ruh ve haysiyet'le ülkeden kovuyoruz; ondan sonra da bu galibiyetin ardından Türkiye'yi her bakımdan Batı'ya bağımlı hale getiriyor, Batılı yörüngeye kilitliyoruz! Gelin de çözün bu puzzle'ı ("bilmece"yi)!

O zamana kadar Osmanlı'yı dünyanın gelmiş geçmiş en büyük imparatorluklarından biri haline getiren İslam'ın sunduğu tüm iddiaları, yeni bir ruhla ve dinamizmle yeniden bir imkan, bir dinamik, bir güç haline getirebilmenin yollarını araştırmak yerine, tüm iddialarımızdan vazgeçiyoruz. Söyleyeceğimiz, bağlanacağımız, bize ait hiçbir Söz, hiçbir İddia bırakmıyoruz; her bakımdan başkalarına bağımlı hale geliyoruz.

Gördüğünüz gibi Lozan, bizim için bir teminatör işlevi görmüştür: Bizim iddialarımızı bitiren, bizi, başkalarının iddialarına ve projelerine bağımlı hale getiren bir terminatör.

Söyleyeceğimiz, bağlanacağımız bir şey bırakmamışsak, o halde bir şey söylememizi mümkün kılacak bir iddiamızın varolabildiğini nasıl ve neye dayanarak söyleyebiliriz ki? Dayanacağımız, kendi başımıza ayakta durabilmemizi mümkün kılacak asıl dayanaklarımızın ayaklarımızın altından çekilip alınmasına göz yumuyoruz, sonra da kalkıp bağımsızlaştığımızdan sözediyoruz?

Bu sütunda bıkmadan usanmadan tekrarladığım şeyi, Lozan 'puzzle'ı dolayısıyla yeniden tekrarlamakta yarar görüyorum: Türkiye'nin büyük bir güç, büyük bir ülke olabilmesi, kendine ait bir Söz'ünün, bir İddia'sının olabilmesiyle mümkün. Türkiye, başkalarının iddialarını, sözlerini, projelerini tekrarlamakla bir çıkmazdan ötekine yuvarlanmaktan kurtulamayacak, hep başkalarına bağımlı kalacak yani Terminatör her zaman iş başında olacaktır.


26 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Yusuf KAPLAN

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...