T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Üzeyir Garih ve itibarlı olma konusu

Bu yazıyı yakın dostum Üzeyir Garih'in ölümü nedeniyle gittiğim Alarko Holding dönüşü yazıyorum. Çok üzgünüm.

Üzeyir Garih'e herkes, benim gibi "yakın dostum" der. Gerçekten de öyledir. Herkesin yakın dostudur.

Ama benimle dostluğu benim açımdan çok daha farklı idi. Görüşüne değer verdiğim, zaman zaman akıl danıştığım, moralimin bozuk olduğu zamanlarda, onunla konuşup moral aldığım bir "kötü gün dostu" idi.

Gazetede köşe yazısı yazması için onu ilk ikna eden bendim. Onun için beni birisi ile tanıştırırken "İşte benim patronum Can Aksın" derdi. "Estağfurullah, patronların patronunun nasıl patronu olurum" derdim ama yine de "ona ilk köşe yazısı yazdıran gazeteci" olmanın keyfini sürdürürdüm.

Holdingteki odasına bir taziye defteri koymuşlardı. Daha kısa bir süre önce aynı odada birlikte oturmuş, "Türkiye'nin nasıl daha iyiye gidebileceği" konusunda görüş alışverişinde bulunmuştuk. Maalesef bu yakın dostumuz artık yoktu. Hain eller tarafından katledilmişti. İçi insan sevgisiyle dolu olan bu değerli insan kim bilir hangi karanlık güçlerin seçtiği, "toplumu infiale sokacak, gelecek umutlarını karartacak, insanları korkuya ve umutsuzluğa sevkedecek en ideal hedef" oldu.

Allah gani gani rahmet eylesin, nur içinde yatsın.

Kanun zoruyla itibar kazanılmaz

Bir şey ya itibarlıdır ya da itibarı yoktur. Emirle ya da kanan zoruyla itibar kazanıldığı hiç görülmemiştir.

Türkiye'de birçok "olumlu" harekete imza atan Ankara Ticaret Odası'nın "Türk Lirası'na itibar kazandırma" kampanyası nedeniyle bir yazı yazmış ve "Ben Türk Lirası'na itibarı geri verilmesin demiyorum. Ama öncelikle 'Türk Hükümetleri'nin itibarı' geri verilmeli. Hükümet etmesini bilmeyenlerin, ekonomiyi IMF'ye, dış politikayı, Avrupa Birliği'ne, Ortadoğu ve Orta Asya politikasını Amerika'ya 'havale' edip, 'fındık, fıstık, kuru üzüm sorunlarıyla' uğraşmayı hükümet etme sanan bu hükümetin çekilip, yerine 'Türk halkının güvenini sağlamış', Türkiye'nin onurunu, IMF ve Amerika karşısında sonuna kadar koruyacak bir hükümetin gelmesi 'daha öncelikli' çözümdür.

Halkından güven almayan, itibarı olmayan bir hükümetin olduğu ülkede, o ülkenin parası asla itibarlı olamaz" demiştim.

Bu görüşümü aynen koruyorum. Doların aynı seviyelerde kalmasının, en azından yeniden "tırmanmasının durmasında" elbette bu kampanyanın da etkisi vardır. İnşaallah daha da fazla olur ama "piyasalar emirle, kanunla yürümez. Piyasaların kendi kanunları vardır."

Türk Lirası'nın yerlerde sürünmesinin nedeni de yıllardır katlanılan "yüksek enflasyon" konusunda yapılan fedakarlıkların hepsinin boşa gitmesidir. Türk Lirası "parasal faaliyetlerinin" çoğunu yerine getiremiyor. Hele hele bir "yatırım aracı" olarak Türk Lirası'na asla güvenilmiyor.

Türk Lirası'na itibar Başbakan Bülent Ecevit'in elinde. Ecevit eşi Rahşan Ecevit'le Meclis Parkı'nda değil, örneğin Kuğulu Park'ta, halkın içinde yürüyüş yapsa, halka "Önümüzdeki günlerde şöyle şöyle yapacağız ve ekonominin dengelerini yerli yerine oturtacağız" dese belki daha da etkili olur.

Vatandaştan kaçmak için Başbakanlığa giden yolları bile kapattıran bir Başbakan'ın, ekonomiden habersiz, "güvenilmez" bürokratlarıyla "Türk Lirası'na itibar kazandırması" mümkün olmaz.

Yine söylüyorum, kendisine güvenilmeyen, itibarsız hükümetlerin paraları asla itibarlı olamaz.


28 Ağustos 2001
Salı
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED