T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Cinayeti kim işledi?

Üzeyir Garih cinayeti, öyle anlaşılıyor ki, 'tinerci çocuk' senaryosunu devre dışı bırakıyor. Kâtil veya kâtillerin başka yerde aranması gereği ortada, ama nerde?

Cinayet günü ve saati ile yer ve kullanılan silâh 'taammüt' (planlı olma) ihtimalini gözardı etmeyi getiriyor. Kabirlerin ziyaretçilerle dolu olduğu cumartesi günü, öğle namazına yakın bir saatte, Eyüp Mezarlığı'nda, daha çok kıskanç âşıkların kullandığı, kin ve öfke kusan bir silâh olan bıçakla işlenmiş bir cinayeti, eğer fâil(ler) iz şaşırtmak için özel tertiplere başvurmamış ise, önceden planlı saymak bayağı güç.

Buna karşılık, cinayetin, soygun amaçlı olmadığı da, arkada kalan birbirinden kıymetli eşyalardan belli. Sadece telefon ortada yok; oysa cüzdanla çok değerli Rolex marka kol saatine dokunulmamış bile. Bir tek cep telefonuna tamah eden bir hırsızın, 'tinerci çocuk' veya 'mezarda dolaşan meczup' türü biri olması gerekir. Bu durumda da, cinayet silâhının kayıp, çalınan telefonun suskun olmasını anlamak zor...

Üzerinde duruldukça içinden çıkılmaz hal alan bir cinayet bu.

Öte yandan, cinayetin ardından maktulün kişiliği ile ilgili olarak öğrenilenler, kendisinin 'özellikli bir kurban' olduğunu düşündürüyor. Musevi Cemaati üyesi olmak yeterince önemli bir özellik; oysa, başkalarından farklı olarak, 'diyaloga açık' bir kişiliğe de sahipti Üzeyir Garih. Öğrendikleri, geniş kamuoyunu, Üzeyir Garih'in 'gizli din' taşıdığına inanma noktasına götürecek kadar çarpıcı. Makaleleri ve televizyon programlarıyla kitlelere seslenmeyi seven Garih'in, kendi yakın çevresi dışında da sevenleri olduğu anlaşılıyor.

Bu noktada durup, "Acaba bu özelliği kendisini ortadan kaldırmak için bir sebep teşkil edebilir mi?" diye sormak şart.

Benzer olaylarda fâiller hep ters köşelerde arandı bugüne kadar. Öldürülen kişinin hâkim özelliklerinden hareket edilip önyargılı sonuçlara varmakta fazla zorlanılmadı da. Prof. Muammer Aksoy'dan Prof. Ahmet Taner Kışlalı'ya kadar 'terör' elinde hayatını kaybeden bir dizi aydına yönelik cinayetler, bazıları "Kâtiller bulundu" sansa da, biraz da bu yüzden, hâlâ çözülemedi. Üzeyir Garih, eğer tesadüfî bir ölümle hayatını kaybetmediyse, sonradan ortaya çıkan özellikleri manzarayı değiştirse bile, benzer önyargıları depreştirebilecek bir hedefti: Musevi asıllı bir işadamını Türkiye'de kim(ler) öldürür?

Cinayet günü, saati, mahalli ve silâh ile ilgili çekinceler iz şaşırtmak için alınmış tedbirler değilse ve cinayetten elde edilmek istenen amaç siyasî sonuç devşirmek ise, cinayet odağının, hedefini sonradan ortaya çıkacak gerçekleri bilmeksizin seçtiğini kabul etmemiz gerekiyor. O odak, muhtemelen, "Kendilerine yakın olan birini bile ortadan kaldırdılar" diyebileceği türden bir kurban seçmiş, ancak yakınlığın tahminden öte olduğunu hesap edememiş... Dışa yansıyan tepkilerden hareket ederek şunu söylemekte bir mahzur yok bugün: Üzeyir Garih'in ölümü en az üyesi olduğu cemaat kadar (belki daha da fazla) ülkenin çoğunluğunu teşkil edenleri üzmüş bulunuyor...

Dahası, 'diyaloga açık' ve 'uzlaşmayı zorlayan' girişimci kişiliği düşünüldüğünde, Üzeyir Garih'in vücudunun ortadan kalkması, en fazla, diyalog kanallarının tıkalı olmasından zarar gören inançlı kesimin aleyhine... Bilindiği gibi, karmaşık cinayetleri çözmek için, "Olay kimin lehine, kimin aleyhine?" sorusunu sormak gerekiyor... Kimin aleyhine olduğunu artık biliyoruz.

Polis, delilleri değerlendirerek, herkesi tatmin edecek bir sonuca kısa sürede ulaşmalı. Kâtil diye yakalanıp bırakılanlar cinayeti işlememiş olabilirler; ama o kişilere ve o gün o çevrede bulunan herkese, gerçek kâtil(ler)i gizlemede bir rolleri olup olmadığı yönüyle yaklaşmakta yarar var. (Bir okur, zanlı çocuğun evinde çekim yapan bir tv'de ambalajları açılmamış kıymetli mobilyalar görüldüğü notunu yolladı sözgelimi).

Dış görünüşü itibariyle 'tesadüfî' veya siyasî-olmayan bir cinayete benziyor; ancak Üzeyir Garih'in kişiliği hiçbir ihtimalin gözardı edilmemesini gerektirecek önemde...


28 Ağustos 2001
Salı
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED