T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Boy aynası

Türkiye'yi kasıp kavurmakta olan kriz esasen siyasîdir; lakin görünür yüzü daha çok iktisadi oldu. Bu kriz sayesinde pekçok; kişi ve kuruluş şöyle bir durup kendine bakma, bir muhasebe yapma imkanı buldu. Biz de yeni adıyla Süper Lig'e şöyle bir bakarak geçen haftaki yazımızda bu krizin mevcut takımlar arasındaki makas farkını daralttığını; bunun da müsbet bir gelişme olduğunu kaydetmiştik.

Bu hafta itibarıyla puan sıralamasına baktığımızda Trabzon, Göztepe, İstanbulspor, Galatasaray, Kocaeli, Fenerbahçe ve Ankaragücü'nün ilk yedi sırayı aldığını görüyoruz.

Trabzon'un çıkışı gözle görülür bir uyumun, bir hamlenin işaretidir.

Elbette ki henüz oynanmış üç maça bakarak ligin istikbali ile ilgili kesin yargılara varmak gereksizdir. Ancak Trabzon'da yönetim-hoca ve takım ile taraftar arasında bir "uyum" sağlandığını görmek o kadar zor değil.

Belirtmek istediğimiz şudur: Bu uyum ve hamle; borca batarak kurulmuş bir şöhretler karmasından ötede; Trabzon'un mali imkânları çerçevesinde inşa edildi. Eğer başarıların devamı gelirse mütevazı harcamalar ile de -ve fakat mutlaka topyekun bir inanç beraberliği ile- iyi neticelerin alınacağı isbat edilecek.

Bu Türkiye'de borçla şişen ve hayli gösterişli olan gövdelerin yapıların kofluğu yanında; ayağını yorganına göre uzatmanın isabetini gösterecek. Hatırlarsanız Cem Uzan böylesi bir denemeye girişerek dünya kadar para döküp İstanbulspor'u bir şöhretler karması yapmış ve sonu hüsran ile neticelenmişti.

Fenerbahçe karşısında seyrettiğimiz Ankaragücü ise dört farklı bir yenilgi almasına rağmen ilk iki maçındaki gol yağmurunu boşuna yağdırmamış olduğunu gösterdi.

Ancak temel bir taktik hata işleyerek. Belki de Fenerbahçe'nin oynadığı savunma emniyetli futbolu A.Gücü'nün tatbik etmesi gerekiyordu. Hücumda olağanüstü çoğalma becerisi gösteren Ankara takımı geri dönüşleri tam sağlayamıyor. Yine de yediği üç gol (ki birincisi ilk dakika içinde gelen bir şok-gol'dür) duran toplardan vücut bulmuştur.

Ankaragücü gerçektende bu hücum yeteneğini savunmayı da güçlendirerek tamamlayabilirse kolay maç kaybetmeyen ve fakat çok gol atabilecek bir ekip olduğunu ilerdeki günlerde gösterecek. Göztepe ve Kocaeli de ligin diri takımlarından.

Beşiktaş'a gelince; Diyarbakır maçında kötü oynadıklarını Daum dahil herkes teslim ediyor. Daum'un takıma bir omurga kurmak, değişmez mevkilere koyacağı futbolcuları tam tesbit etmek için "sıkıştığı" hatta "geciktiği" söylenebilir. Bakınız yol verdiği, "gidebilir" dediği ve bir mânada "küstürdüğü" kaleci Fevzi'ye nasıl muhtaç kaldı.

O Fevzi ki, Türkiye'de bulunan kaleciler içinde ilk üçe girebilecek yetenekte bir genç adam.

Hasılı Ligin geçtiğimiz şu üç haftasında takımlar kendilerini yeşil sahaların boy aynasında şöyle bir seyretti.

Dersini alan aldı, almayana ne söylesen boş.


28 Ağustos 2001
Salı
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED