T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İlim ve Felsefe mirasımız nasıl katlediliyor? (IV)

Bir cümlede ne dendiğini anlamak için, evvelemirde o cümleyle neyin kastedildiğini anlamak gerekir. Meselâ, aşağıdaki cümlede ne dendiği anlaşılabiliyor mu?

- "Bu ilimlerle ilgilenen kişilerin, tasavvur (tanım) yolu ile bu konuları sınırları ile bilmeleri gerekir." (s. 100)

Cevap olumsuzsa, bir düşünelim bakalım bunun gerçek sebebi ne olabilir? Acaba Türkçe ifade zaafı mı? Hayır! Arapça ibareyi anlamak zaafı mı? Hayır! Buradaki temel sebep kastedilenin ne olduğunu anlamak zaafından ibaret; yani sorun dili değil, konuyu bilmemekten kaynaklanmaktadır. Dilerseniz şimdi de benzer bir cümlenin -hem de bir sayfa sonra- nasıl Türkçeleştirildiğini görelim:

- "Her bilimin girişinde öncelikle özsel ilintilerin, tanımlarıyla birlikte tasavvur yoluyla anlaşılmaları gerekir." (s. 101)

Muhtemelen -benim gibi- bu cümleyi sizler de anlamamış olmalısınız. Sebep yine aynı... Çünkü mütercim Türkçe'ye çevirmek cüretine kalkıştığı kitabın muhtevasından bîhaber bulunduğundan, metni kendisi anlamamış ki biz onun çalakalem yaptığı çeviriyi anlayabilelim. Anlasaydı acaba mütercim hudûd terimini ilkinde "sınırlar", ikincisinde "tanımlar" kelimesiyle çevirir, tasavvur'u da gereksiz yere "tanım" kelimesiyle açıklamaya kalkışır mıydı?! [Bir de şu cümleye bakınız: "İşte bunlara terimler (hudud) denir." s. 67]

- "... basitleri (kıyası oluşturan tikelleri) ve basitin cüzlerini...." (s. 44)

Bu ibareden bir mânâ çıkarmak için boşuna kendinizi yormayınız; çünkü tamamen (hem lafzen, hem ma'nen) yanlış çevrilmiş... İlk suâlimiz mütercime: Basit'in cüzleri olur mu? İkinci suâlimiz ise sayın Alparslan Açıkgenç'e: Mütercimin ilim hayatımıza böyle mi katkıda bulunduğunu düşünüyorsunuz?

- "Meşhur saçmanın çelişiği değildir. Meşhurun çelişiği iğrençtir. Saçmanın çelişiği ise hakk'tır. Oysa nice hak olan şey vardır ki iğrençtir. Nice batıl şey vardır ki sevimlidir, meşhurdur." (s. 91)

Mütercimin ne demeye çalıştığını anlamakta zorlananların, herşeyden önce kendisine bâtıl kelimesinin yerine niçin "saçma" sözcüğünü koyduğunu sormaları gerekir! (İğrenç'in karşılığını da siz tahmin edin bakalım)

- "Belirsiz önerme: konunun bütün fertlerine veya bir kısmına hükmün yüklendiğini açıklayan bir çerçeve ile çerçevelenmemiş önermedir." (s. 61)

Mantık İlmi'ne has ıstılahât bilinmeyince, böylesi gülünç hatalar yapmamak mümkün mü? Anlamayınca uydurmak kolaydır! (Birileri mütercime, Mantık'ta sur teriminin "çerçeve" anlamına gelmediğini söylemeli. Yoksa "nicelik edatları"na yazık olacak!)

- "Özsel'i ve özselin ait olduğu şeyi anlarken, özselin kendisi için var olduğu şeyi anlamadan, özselin içinde yer aldığı şeyi (mevzu) aklına getirmen ve anlaman mümkün değildir. İnsanı ve hayvanı anlarken, hayvanı anlamadan insanı, aynı şekilde sayıyı (aded) ve dört sayısını anlarken; sayıyı anlamadan dört sayısını anlaman ve zihindekilere katman imkansızdır." (s. 50)

Sözlerinin bu hale getirilmesi karşısında İmam Gazalî'nin ruhu kimbilir şimdi ne kadar muazzeb oluyordur!?

- "Duvar terimi, kaplam yoluyla isimlendiği şeyin konusudur ve bu yolla ev'e delalet etmektedir. Ev terimi de ev'e delalet etmektedir." (s. 46)

Ne diyeyim, Allah yardımcınız olsun!

- "Öyleyse insanın insan olabilmesi için ilk önce ruhunun bedenine ulaşması gerekir." (s. 51)

Çeviri sadece yanlış değil, saçma da! (Acaba "ittisal" kelimesi "îsal" diye okunduğu için mi?)

- "Terim: fiil, isim ve edat (harf) olmak üzere üçe ayrılır. Mantıkçılar fiili terim olarak isimlendirirler. (s. 47)

Bilmek gerekir ki üçe ayrılan terim değil, lafız'dır ve arada azîm bir fark mevcuttur. İkincisi Mantıkçılar fiil'e terim değil, kelime derler. (Ne tesadüf değil mi, Latince'de verbum hem kelime, hem de fiil anlamına gelmektedir!) Burada lafız, kelime ve ıstılah arasında büyük farklar olduğu, terim'in ise bu siyakta sadece ıstılah'ı karşılayabileceği muhakkak iken, mütercim hepsini birbirine karıştırmış ve cânım kitabı tek kelimeyle selülöz yığınına dönüştürmüştür.

Bu kadar örneğin yeterli olduğuna inanıyor ve bu vesileyle kitabı neşreden Yasin Aktay ile Ercan Şen arkadaşlarımdan -aramızdaki hukuka istinaden- bir ricada bulunmak istiyorum:

Lütfen -hiç değilse müellifin hatırasına hürmeten- bu hatalı çeviriyi hemen piyasadan geri çekiniz!


15 Aralık 2001
Cumartesi
 
DÜCANE CÜNDİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED