T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Son İftar ve elveda...

Vakit geldi demek ha!.. Demek buraya kadar... Demek ayrılıyoruz... Oysa daha dün gibi... İpincecik bir hilâlle ne kadar da güzel gelmiştin... İçimiz dışımız gönenivermişti birdenbire... Böyle buruk... böyle me'yus olacağımızı düşünmemiştik bile... Ama hâl bu hâl! Gidiyorsun... Mecbursun ve mecburuz ayrılmaya... Elden ne gelir...

Demek gecenin o kutlu vakitlerinde kalkılıp sahur sofraları hazırlanmayacak... Demek rüzgârların yapraklarla oynaşarak ve kuşlarla elele vererek tabiî bir musıkî halinde bize sonsuzluğu, aşkı ve Allah'ı fısıldadığı o lâhuti demlerde ruhumuzu saran o sabah ezanlarını beklemeyeceğiz bundan böyle... Yok yok! Yine sahur vakitlerinde kalkacağımızı hatırlatarak teselli etmeye çalışma!.. Güne senin sahurlarınla başlamak güzeldi... Diğer sahurlar da güzeldir elbet ama, senin sahurlarındır asıl olan... Büyüklerden çok küçüklerin merak ettiği ve perde aralarından ürkek nazarlarla kolladığı davulcular, gecelerin ve loş sokakların o esrargengiz yolcuları; soluk ve meçhul görüntüleriyle senden bir nişane olarak kalacak küçük muhayyilelerde bir ömür boyu...

Bu akşamdan sonra iftar topu beklemek de beyhude biliyoruz. Sahurlara veda ve iftarlara veda vaktidir biliyoruz. Biliyoruz çünkü sen gidiyorsun, bizi terkediyorsun... Kısa sürdü mutluluğumuz... Lezzetlerini, kokunu ve en önemlisi ruhumuza ektiğin güzelliklerini alarak gidiyorsun... Sen gidiyorsun, biz... biz böylece... işte böylece kalıyoruz... Senden razıyız bunu bil!.. Bize verilen nimetlerin kıymetini hatırlattığın için müteşekkiriz de... İftara yakın saatlerde açlığın, susuzluğun, dolayısıyla fakir fukaranın halini ta yüreğimizde duyurdun... Senden ziyadesiyle razıyız bunu bil!... Aczimizi hatırlattın bize... Senden razıyız... Nefs terbiyesinin ne olduğunu, nasıl bir merhametle kuşatıldığımızı ve bizim de merhamet etmemiz gerektiğini gizliden gizliye bir güzel öğrettin... Hayatı, hayatın asıl manası olan kulluğu öğrettin içten içe.. Senden razıyız bunu bil...

Artık ne teravih kalacak gecelerimizde kandil gibi ışıyan, ne de o muazzam tekbirler, o adı görklü Biricik Peygamberimiz, Efendimiz (s.a.v) için getirdiğimiz salavâtlar... Senden razıyız bunu bil!...

Evet gözlerimiz buğulanıyor bu son günde... Bir başka oturacağız iftar sofrasına... Evet yumruk gibi birşeyler tıkanacak boğazımıza... İhtiyarların; hususiyetle ihtiyarların boğazına bir başka oturacak o yumruk gibi şey... "Ya bir daha kavuşamazsak!" diye yakıcı bir düşünce geçecek zihinlerinden... "Aldığım bu ilk lokma, içtiğim bu ilk yudum su ya son iftarımsa!" diye kuracaklar... Üstelik bu düşüncelerinin yakalanmaması için kederli bakışlarını herkesten kaçıracaklar...

Gün boyu içimizde gezdirdiğimiz o mukabeleler, o ilâhi velveleler de yok bundan böyle... İçimiz yanıyor... Aldığımız abdest suları da ferahlatmaz bizleri... Bize getirdiğin Bin Aydan Hayırlı Gece'nin, bu büyük armağanın altından nasıl kalkacağız? Hakkını nasıl ödeyeceğiz?.. Mecbursun ve mecburuz bu ayrılığa biliyoruz... Ama senden razıyız bunu bil!... Kadrini kıymetini bilemedik yine... Sen unuttuğumuz ne varsa güzellik, iyilik, doğruluk adına hepsini hatırlattın... Hep böyle olmak lazım dedin. Sevgiyi, acımayı, engin bir gönül taşımayı, zorluklara göğüs germeyi ve öteleri hatırlattın... Bizler kadrini kıymetini bilemedik yine de... Biz senden razıyız bunu bil!.. Seni razı edebildik mi bilemeyiz ama biz senden razıyız bunu bil!.. Bunu bil ve bir dahaki buluşmamıza kadar bizi unutma!... Daha şimdiden özlediğimize de inan!...

Biliyoruz mecbursun ve biz de mecburuz bu ayrılığa ama bizi unutma!.. Biz senden güzel bir hatıra olarak yarın Bayram'ı kutlayacağız seni yâdederek, sen de bizi yâdet ne olur! Güle güle git ve tekrar beklediğimizi unutma!.. Bakma sen gözlerimizin dolu dolu oluşuna... Evet aciziz, kederliyiz, hatalıyız ve hakkını lâyıkıyla veremedik ama senden ziyadesiyle razıyız... Şayet bir daha görüşemezsek... bir daha kavuşamazsak... bir daha buluşmak nasib olmazsa bu yeryüzünde... Rûz-ı Mahşer'de herşeye rağmen bizim için, ne olur yine de güzel şehadette bulun! Sen de bizden razı ol!..


15 Aralık 2001
Cumartesi
 
NUSRET ÖZCAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED