T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bin Ladin kaseti mi, meselenin ruhu ve bedeni mi?

Bin Ladin'le ilgili kaset yayınlandı... Böyle bir kasetin ortaya çıkmasının, 11 Eylül konusunda daha önce alınmış pozisyonları değiştirebilme yeteneği zayıf olacaktır.

Kasetin, çoğunlukla, olayların arkasında Bin Ladin'in olduğu gerçeğinin ispatı olduğunu öne sürecek olanlar da, kasetin tipik bir Hollywood prodüksiyonu olduğunu iddia edecek olanlar da, genelde daha önceden alınmış siyasi pozisyonlarını tahkim etmek üzere olaya bakacaklardır.

Belirlenmiş pozisyonlarda sadece çok küçük değişiklikler olacağı tahmin edilebilir.

Çünkü 11 Eylül'ün askeri, stratejik ve polisiye yönleri üzerindeki yoğunlaşmaya rağmen, 'siyasi değerler' temelinde ne ürettiği konusunda bir tartışma hala zayıf yürüyor.

Bu nedenle de 11 Eylül'ün önümüze koyduğu gerçek, çıplak bir analize tabi tutulamıyor.

Kasetin Ladin'in bir parçası olduğu anlaşılan 'küresel terör ağı'nın bir ucundan yakalanmasına imkan vermesi karşısında bile birilerinin, kasetteki görüntülerde Ladin'le konuşan kişinin şeyh kılığına girmiş bir CIA ajanı olduğunu söylemeleri mümkündür. Olay böyle de olabilir. Veya kasetteki görüntüler Ladin'in 11 Eylül'ün baş sorumlusu olduğunun ispatıdır. Tüm bunlar mümkündür. Fakat mesele bu aksların etrafında dönmüyor. Meselenin ruhu ve bedeni başka bir zeminde konumlanıyor.

ABD kaseti ve başka delilleri veya argümanları Afganistan veya bir başka yerde sadece askeri operasyonlarla sınırlı bir eylemlilik içinde olmasının haklılaştırılması için kullanmaya çalıştığı müddetçe, yaptığı, 'terörle mücadelenin meşruiyeti'ne katkıda bulunmaktan 'geriye' düşen etkiler yaratacaktır. Çünkü 11 Eylül, ABD'nin önüne dünya barışını korumak için sadece askeri gücüne güvenmemesi gerektiğini, dünya barışı için 'yeni ve küresel ölçekte ortak siyasi değerler'i operasyonelleştirmesi gerektiğini koymuştur.

Bunun yanı sıra kasetin gerçek olmadığına enerji harcayacakları belli olan kesimler için de, bu çaba, meselenin ruhunu ve bedenini ıskalayan sonuçlar doğurmaya devam edecektir. Batı'nın Bin Ladin'i suçlu göstererek İslam dünyasını cezalandırmak için bahane bulmaya çalıştığını, bunun için de yüksek teknoloji kullanarak malum kaseti ürettiğini peşinen söyleyecek bir 'hazır kütle' var dünyada. Bu hat üzerinde işleyen çabalar da sadece olayın askeri ve polisiye tarafında kalıyor ve meselenin ruhuyla ve bedeniyle temas etmeyen bir pozisyon üretiyor.

11 Eylül'ün İslam dünyasının önüne koyduğu sorular ise gündemde derinleşiyor. Tüm İslam dünyasında terörün yaygın biçimde kınanmasına rağmen, İslam adına yerleşikleşen totaliter yapılarla hangi siyasi değerler ekseninde ayrışıldığı konusunda sisli görüntü verilmeye devam ediliyor. Bunun için 11 Eylül'ün olumsuzluklarını üzerine çekmek için adeta gönüllü bir konum alıyor İslam dünyası. Ve bu yüzden kasetin inandırıcı olmadığını 'peşinen' söyleyen kesimler 11 Eylül'ün asıl meselesi ile temassız bir düzleme yerleşiyor.

ABD'nin teröre karşı verdiği mücadelenin meşruiyeti için kasete ihtiyaç duymaması veya sadece aksesuar düzeyinde ihtiyaç duyması, bunun yerine asıl olarak Filistin'de Şaron'u durduran bir etkinlik üretmesi gerekirdi. Böylece ABD 11 Eylül'ün ortaya çıkardığı gerçeğin ruhuna ve bedenine temas etmiş olurdu. İslam dünyası ise kasetin veya bir başka delilin çürütülmesi üzerinden bir yere varamaz. İlk günden Taliban ve benzerlerinin 'Şaron'lu İsrail'in 'siyasal simetrisi' olduğunu ilan eden ve bunlarla ayrışan bir siyasal ve stratejik etkinlik üretmeliydi.

Meselenin ruhu ve bedeni budur, gerisi sadece fantazidir...


15 Aralık 2001
Cumartesi
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED