|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Deliye her gün bayram" derler, ama; (Mümin'e yılda 2 kere dini bayram) Yarın, bunlardan biri: Mübarek Ramazan Bayramı. Bayramınızı bugünden tebrik ediyor, Cenab-ı Hak'tan hayırlar diliyorum. Allah nice nice mutlu Bayramlara erişmemizi nasip etsin!.. Dini bayramlar; kardeşlik, sevgi, birlik, beraberlik vesilesi olan kutsal günlerdir. Allaha şükür ki; Bu bayrama terör belasından hemen hemen kurtulmuş olarak giriyoruz. Şimdi; başımızda; ekonomi canavarı var. İnşallah bir dahaki bayramları da, ondan kurtulmuş olarak idrak eder, (manevi açlık)'ı da yeneriz. Yeter ki (manen aç) olmıyalım. MANEVİ AÇLIK
İnsan sadece kan, kemik ve etten ibaret maddi bir varlık değildir. Onu diğer yaratıklara üstün kılan; aynı zamanda, manevi bir varlık da olması, maneviyatla da mücehhez bulunmasıdır. Onun içindir ki insan, yüce dinimiz İslam'a göre; EŞREFİ MAHLUKAT, yani yaradılmışların en şereflisidir. Bu itibarla, fabrika bacaları ile minareleri birlikte yükseltmek görevimizdir. Ancak bu denge sağlandığında huzur ve mutluluk gelebilir. Yoksa; midesi dolu ama gönlü boş kişiden hayır gelmiyeceği gibi, gönlü dolu ama, midesi açlıktan guruldayan kişiden de hayır gelmez. Son zamanlarda örneklerini çokça gördüğümüz banka hortumlamalar, yolsuzluklar, Devleti talanlar...; hep bu manevi açlıktan kaynaklanmaktadır. Çünkü; baktığımızda bu kişilerin hep tuzu kuru, maddi bakımdan durumları çok iyi kişiler olduğunu görüyoruz. Fakat; buna rağmen gözleri doymuyor, saçı bitmemiş yetimin hakkına, beytülmale el uzatıyorlar. Televolelerde görüyor, magazin sayfalarında okuyoruz: Ahlaksızlık, umursamazlık başını almış gidiyor. Kimin eli, kimin neresinde?.. Belli değil!.. Ahlak duvarı, alkol duvarı diye bir şey yok. Niçin?.. Hak-hukuk, helal-haram, sevap-günah bilmediklerinden, manevi duygulardan yoksun bulunduklarından, manevi açlık içinde olduklarından... Bunlar; Manevi çöküntü bataklığının mikrop taşıyan sivrisinekleridir. Ramazanda bir Tv.'deki sahur programında izledim. İslam'ın 2. Halifesi ve adalet timsali Hz. Ömer'in torunlarından Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz, yeni evlendiği eşi Fatma'nın kollarındaki çok fazla bilezikleri görünce, "Bunlar, senin benimle evlenmeden önce kendinin edindiğin helal bileziklerin. Ama, halk bu kadar bileziği nereden edindiler? diye şüpheye düşer.", "Böyle bir olumsuzluğa meydan vermemek için istersen bunları hazineye bağışla, istersen benden ayrıl." diyor. O da bilezikleri hazineye bağışlıyor. İşte, (manevi duygularla mücehhez) kişilerin davranışı: Beytülmale el uzatan, hazineyi talan eden, hortumlayan değil, yeni evlendiği karısının evinden gelirken getirdiği helal bileziklerini bile hazineye bağışlatan bir Emirelmüminin! (Manevi tokluk)'un getirdiği, (maddi tokluk)!.. Bir de bugünün Devlet talancılarına, hortumcularına bakın: (Manevi açlık)'ın getirdiği, cepleri para da dolu olsa (gözü doymazlık), (maddi açlık)!.. MANEVİ AÇLIĞIN GİDERİLMESİ; DİNİ VE MİLLİ BİLGİLERİN VERİLMESİ VE BU HİSLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ İLE OLUR. Buna rağmen; son zamanlardaki yanlış gerekçelere dayanan yanlış uygulamalarla dini eğitim veren okullar kapatılıp, Kur'an öğretimi zorlaştırılarak aksi yapılıyor. "Ağaç yaşken eğilir." Çocukken, gençken eğitmediğiniz, ileride ağaç olunca, işte böyle; kırılır. Kırılırken de, sadece kendisine değil, etrafına ve altındakilere de zarar verir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |