T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Düşünerek atın adımlarınızı!..

Arjantin'deki ekonomik krizin vardığı noktayı, eğer bizim 3'lü koalisyonun "sözde liderler"i bilinçle değerlendiriyorlarsa, "zirve" adı verilen muhabbetlerinde, koro yapıp, aynı şarkıyı söylemelidirler..

-Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı..

Onlar da, tıpkı Arjantin'in Başkanı Fernando de la Rua ve Ekonomi Bakanı Domingo Cavallo gibi, Türkiye'yi 1.5 yıl "sabit kur"a teslim ettiler..

Devleti küçültmediler. Bankaların hortumlanmasını ve kamu bankalarının "görev zararı" ile boşalmasını, uzaktan seyrettiler..

Ecevit, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihara teşebbüs etmesini bile, sadece "onurlu davranış" olarak niteledi.

Uluğbay'ın yerine gelen Recep Önal'ın da, ekonominin yönetimini İMF'ci Carlo Cotarelli'ye ihale etmesi, kimsenin ilgisini çekmedi.

Eğer 2000'in Kasım'ında Demirbank ödemezlik durumuna düşürüldüğü gün, 3'lü Koalisyon'un sözde liderleri uyanıp, sabit kurdan vazgeçselerdi.. Küçük kur ayarlamaları yapmaya başlasalardı, "Şubat krizi" patlamazdı..

Bereket, sonra Kemal Derviş geldi..

Beraberinde "Dalgalı Kur" geldi.. Yeni ve gerçekçi dengeler oluşmaya başladı.. İhracat arttı..

Ve İMF'nin zorladığı reformlar, "dış kaynak zoruyla" kuzu kuzu yapılmaya başlandı..

Ama yine direndiler..

"Milliyetçi Damarı" ağır basan MHP'lilerin Telekom krizi yüzünden, Türk ekonomisi minik bir kriz daha yaşadı bu arada..

Ve şimdi hâlâ, Mesut Yılmaz Rize'ye gidip, çay üreticilerine, birilerini şikayet ediyor.. "Ben olsaydım, sizin paralarınız hemen ödenirdi" diyor..

Ekonomik kriz, Arjantin'de sade iktidarı değil, rejimi sarsmaya başladı..

Bizimkiler ise, korumaları, kırmızı plakalı arabaları, özel uçakları ve her türlü tantanaları ile, "iktidar ebed müddet" demekteler..

Mümkün olsa, o saat, Kemal Derviş'i de, yapısal reform paketini de, uzaya şutlarlar..

Baksanıza.. Devlet Bahçeli, İMF ve Dünya Bankası heyetlerine randevu vermiyor..

Ecevit, Afganistan'ı hatırlatıp, "Bize ekonomik destek vermek zorundalar" doğrultusunda, konuşmalar yapıyor..

Mesut Yılmaz da, açık ve seçik "Kemal Derviş'in yaptıkları doğrudur, kaçınılmazdır" diyecek yerde, Rizeli çaycı hemşehrilerine, "Bunlar sizin paralarınızı ödemedi" diye şikayet ediyor..

Arjantin'in Derviş'i Cavallo, istifa etti..

Herhalde onun yerine, onun muhalifi olan Miguel Kiguel veya geçen hafta Cavallo'nun yardımcılığından istifa eden Daniel Marx gelecek..

Ama Arjantin henüz, kaosun başında.. 132 milyar dolarlık dış borçlar için, moratoryum ilan edilebilir.. Büyük oranlı bir devalüasyon yapılabilir.. Sonunda Devlet Başkanı De La Rua da gidebilir.

Arjantin'i, sosyo-politik krizler, işsizlik ve toplumsal huzursuzluk bekliyor.. Emekli maaşları bile ödenemeyebilir, sular akmaz, elektrikler kesilir..

Bizim bu noktaya gelmememiz için, yapısal-reformları aksatmadan yapmamız şart..

Devletin küçülmesi, her çeşit kamu harcamasının azaltılması, idarenin şeffaflaşması, tekel ve kartellerin kurulması, serbest rekabetin önünün açılması gerekiyor..

"3'lü Koalisyon"a gelince..

Havada bozulup kalmış uçak yoktur.. Bütün uçaklar, şu ya da bu şekilde, mutlaka yere iner..

Ayrıca, armut çürük olduktan sonra, ha ağaçta durmuş, ha yere düşmüş..

Ne farkeder ki?

ŞAKA

Yine felek yendi beni!..

Kaderini Mesut Yılmaz'a bağlamış bütün gazetelerde aynı fotoğraf, aynı resim-altı ile var..

Ramazan Bayramı'nda Rize'ye giden Mesut Yılmaz, orada Nazif Zorlu'yla tavla oynayıp, 5-0 yenmiş..

Herhalde kazancı ile, çay üreticilerinin ödemelerini yapmıştır..

Ve herhalde, pulları şaklatırken Dede Efendi'nin "Köçekçe"sini söylemiştir..

-Cihar attım, şeş oynadım!..

RAKAMLAR VE İNSANLIK

Durdurun dünyayı, inecek var!..

Bazı balıklar, denizi bilmez ya.. Acaba biz yaşadığımız dünyayı biliyor muyuz?..

Dünyanın nüfusu 6,2 milyar.. Dünyanın yüzölçümü 510 milyon kilometrekare.. Bunun çoğu sularla kaplı.. Denizlerin yüzölçümü 361 milyon kilometrekare..

İnsanlığa bakalım mı?

Kolay anlamak için, bütün "insanlık", 100 kişiden ibaret olsun ve bu 100 dünyalıyı, bir köy-kente yerleştirelim..

Bakın, ortaya şu tablo çıkardı..

Bu 100 kişinin 57'si Asyalı, 21'i Avrupalı, 8'i Afrikalı olurdu..

Bu 100 kişinin 52'si kadın, 48'i erkek olurdu..

Bu 100 köy-kentlinin 30'u beyaz, 70'i renkli derili olurdu (sarı, siyah, kahverengi, vb.)

100 kişiden 30'u Hıristiyan olurdu..

100 kişinin 11'i eşcinsel olurdu..

100 kişiden 6'sı, bütün servetin yüzde 59'una sahip olurdu ve 6 kişi de Amerikalı olurdu..

100 kişinin 70'i okuma-yazma bilmezdi, 50'si kötü beslenmeden muzdarip olurdu..

100 kişiden 1'i yüksek tahsilli, 1'i bilgisayar sahibi olurdu..

Evet.. Dünya nüfusu, bugünkü yapısıyla 100 kişiye indirgenseydi, bu görünüm çıkardı ortaya..

Nasıl?

Dünyayı biliyor, tanıyor muymuşuz?

Globalleşmenin bugünkü durumu böyle..


21 Aralık 2001
Cuma
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED