|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Meclis, alkışlamaya hazırlandığımız 'anayasa değişiklikleri paketi' üzerinde çalışırken hiç de yakışık almayan birkaç büyük hata yaptı: Sadece iki siyasetçiyi ilgilendiren 'siyasi yasak' konusunda ayak sürüdü ve yasakların devamından yana tavır aldı; bu bir... İkinci büyük hata hepimizi ilgilendiriyor: Hak ve özgürlükleri daha da genişletme fırsatı elindeyken hasis davrandı, bu arada uluslararası antlaşmaları iç hukukun üzerine çıkaran değişikliği de reddetti... En son büyük hata ise, kendi maaşlarına zamla sonuçlanacak bir maddeyi pakete ekleyivermesiydi Meclis'in... Yasama ve denetleme görevinin sahibi olan TBMM'nin her türlü meşruiyet tartışmasının ve etkilenmenin dışında kalması gerekir. Bu sebeple, TBMM üyelerine, dıştan bakıldığında 'ayrıcalık' anlamı taşıyan özellikler tanınması doğaldır. Milletvekilinin işlediği âdi suçlardan yargılanmasını da engelleyen 'dokunulmazlık' sözgelimi, "Adam, hırsızlık yaptıysa, milletvekili de olsa gitsin, yargı önünde hesap versin" kolaycılığıyla bazıları tarafından yadırgansa bile, yargının tam anlamıyla bağımsız olmadığı ülkeler için doğal karşılanması gereken bir 'zırh'tır... 'Muhalif' gazetelerin sahiplerini hiç yoktan cezaevine gönderen bir sistem, 'aykırı' davranan milletvekilinin hayatını da karartır... Milletvekilinin maddi açıdan bağımsız olmasını sağlayacak bir geliri bulunması da yadırganmamalı. Siyaset üzerinde varolduğu bilinen müteahhit ve işadamı ağırlığı, milletvekillerinin az maaş aldığı bir sistemde daha da koyulaşacaktır. Bizde milletvekilliği daha önce yapılan işleri bırakmayı gerektiren 'tam-gün' bir uğraş alanıdır da. Bu sebeple, milletvekillerinin, en yüksek maaşlı memur kadar (hatta daha fazla) maaş almasına itirazımız olamaz. Ancak, bilen biliyor, anayasaya eklenen bir maddeyle yapılmak istenen son zamma itiraz edenler arasında ben de vardım. İki sebeple: Birincisi, maaş zammının anayasa değişikliği içine sokuşturulması hatalı bir üsluptu... İkincisi de, ülkenin içinden geçtiği derin ekonomik krizde, işsizlik ve fukaralık yaygınlaşırken, milletle birlikte fedakârlığa katlanması gereken milletvekillerinin sadece kendilerini düşündükleri görüntüsü vermeleri şık değildi. Nitekim, herhalde benzer sebeplerle, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de aynı görüşü benimsemiş olmalı ki, 'anayasa değişikliği paketi' içerisinden sadece milletvekiline zam maddesini, elindeki tek yetkiyi kullanarak, halkoyuna sunma kararı aldı. Türkiye, sistem oluşturmada çok önemli bir hizmet görebilecek 'halkoylaması' kurumunu, baştan beri, maalesef boşa harcıyor. 1987'de siyasi haklar için kullanıldı bu kurum, 1989'da seçimlerin üç ay erkene alınması için... Şimdi ise, insanların, olağanüstü masraflı bir süreçten sonra, sandık başına gidip, "Milletvekili maaşlarına zam yapılmasını istiyor musunuz?" sorusuna cevap vermeleri gerekecek. Oysa, 'halkoylaması', geniş yığınları yakından ilgilendiren, sisteme ilişkin konularda yapıldığında hayırlı sonuçlar verir... Bu defa sonucun hayırlı olmasına imkân yok. Tersine, süreç, esasen yaralı parlamenter sistemi vurgun yemişe döndürebilecek tuzaklarla dolu. Halkın doğal tepkisinin sivil siyasete karşı bir kampanyaya dönüşmesi pekâlâ mümkün. Temel hak ve özgürlüklerin ABD'de bile daraltılmak istendiği günümüz ortamında, Türkiye, böyle bir yersiz konu üzerinden sivil siyaseti yaralayacak bir girişime sahne olmamalıdır. Cumhurbaşkanı Sezer'in 'yakışıksız' maaş zammını geri çevirmek için elindeki tek anayasal yetkiyi kullanması yerinde olsa bile, böyle bir sorunun çözüleceği yer sandık değildir. Eğer maaşları, kimin ne kadar kazanması gerektiğini tespit görevi halkınsa, o taktirde, sadece milletvekili maaşlarını değil, devlet adına görev yapan herkesin aylığını halkoylamasına götürmeli. Bu yolla dünyaya bir 'örnek' sunabiliriz. Meclis, kendi 'büyük hataları' içerisinde belki de bu 'en küçük büyük hata'yı halkoyuna gitmeksizin temizlemenin yolunu yine kendisi bulmalıdır. Anayasa değişikliği ile gerçekleştirilebilecek bu temizleme sürecinde öteki hatalarını da telâfi etmeye çaba göstermeli, düzenlemeyi dışarıdan üflemeler dinlendiği için dar tutulan fikir özgürlüğü ve yasaksız siyaset alanlarına da taşımalıdır. Maaşlarını hak eden milletvekillerini, bu millet, balla börekle beslemeye hazır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |