|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Sezer'in, milletvekili maaşlarını Genelkurmay Başkanı maaşına eşitleyen Anayasa değişikliği, hem halktan, hem de "Devlet"ten gerekli tepkiyi gördü.. Halkı bir yana bırakalım.. Bu "halksız demokrasi".. Bir genel seçimin "lüks" ya da "tehlikeli" görüldüğü demokraside, halka susmak düşer.. Eğer "halkın iradesi" şu anda temsili demokrasi aracılığı ile TBMM'nin sayısal yapısına yansıtılsa, "Ecevit-Yılmaz-Bahçeli" üçlüsü, bir dakika daha bile iktidarda bulunamaz.. Ama bu "Anayasa Değişikliği"nin, milletvekili özlük haklarını ilgilendiren 86'ncı maddesi, "Devlet"i de öfkelendirdi.. Sonuçta, Cumhurbaşkanı Sezer, maaşlara zam maddesi dışındaki bütün değişiklikleri onayladı.. Değişiklik paketinin 27'nci, Anayasa'nın 86'ncı maddesini oluşturan "zam reformu"nu ayırıp, bunu referanduma gönderdi.. Çankaya'nın bu konudaki gerekçesi de özetle şöyle.. -Bu değişiklik, milletvekillerinin özlük haklarını ilgilendirdiği için, milletvekillerine yönelik her türlü olumsuz eleştiriye sebep olmakta.. Bu eleştirileri önlemek için, kararı halkoyunun vermesi daha uygun olur.. Buraya kadar, olay açık ve seçik ortada.. Ancak bir de işin "derin siyaset"i ilgilendiren yanı var.. Birincisi, milletvekilleri "Anayasa değiştiriyoruz" diyerek, kendi kendilerine zam yaptıktan sonra, gördükleri tepkiden ürktüler. Erbakan'ın, Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasaklarını bitirip, siyasal özgürlükler getirmek için uzlaşmışlardı.. Bu uzlaşmayı bozup, kendilerine zam yapmak için uzlaştılar.. Buna her kesimden tepki gelince de, attıkları yanlış adımı düzeltmek için, ilgili yasada değişiklik yapacaklarını açıkladılar.. Milletvekili maaşının, Genelkurmay Başkanı maaşına değil, eskisi gibi Başbakanlık Müsteşarı maaşına eşitleneceği yolunda, açıklamalar yaptılar.. Bunu da, TBMM Başkanı İzgi, Cumhurbaşkanı Sezer'e resmen duyurdu.. Ama Cumhurbaşkanı Sezer'in, "dediği dedik" bir kişi olduğu artık biliniyor.. İzgi'nin ve Ecevit'in, çeşitli vesilelerle yaptıkları ve "Vallahi, Billahi bu zam maddesi değiştirilip, düzeltilecek" açıklamaları, belli ki Sezer'e yeterli inandırıcılıkta gelmedi.. Her dakika birilerinin başına Anayasa atmak mümkün olamayacağı için de, Sezer, Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'na tanıdığı "referandum" yetkisini çıkartıp, bunlara attı.. Şimdi kıyamet kopuyor.. -Sezer, TBMM'nin iradesinin üstüne çıkmış.. -Sezer, bu ekonomik krizde, ülkeye referandum gibi masraflı bir işi getirmiş.. -Sezer, bir madde için referandum isteyerek, Anayasa'yı ihlal ediyormuş.. -Sezer, bu referandumla, erken seçimi zorluyormuş.. Asıl amacı Meclis'i feshetmekmiş.. Oysa bu kadar gürültüye hiç gerek yok.. Sezer'in referanduma göndermek istediği 86'ncı maddeyi, hemen toplanıp, istenilen ve eleştiriye konu olmayacak şekilde değiştirirsiniz.. Olay, burada kapanır.. Milli iradenin yansıdığı en yüce mekan olan TBMM'nin, gerektiğinde herşeyi en hızlı biçimde değiştirebildiği de, tecrübe ile sabit.. İMF, "Bütçeyi şöyle yapın", "Banka kanunlarını şöyle değiştirin" deyince, hemen yapılıyor bunlar.. Avrupa Birliği, "Anayasa'yı değiştirin, uyum kanunlarını değiştirin" denilince de hemen gereken yapılıyor.. Bir defa da, T.C.'nin Cumhurbaşkanı bir irade beyan etmiş.. Değiştirin efendim 86'ncı maddeyi.. Ya da, "dır dır" söylenmeden, referandumu kabullenin! ŞAKA
Ulusal uzlaşma..
Star'ın haberine göre, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ı arayıp, takdir ve taltif etmiş.. -Baştan beri ABD'ye gösterdiğiniz tavrı yakından takip ediyoruz.. ABD'nin Afganistan'a yönelik harekatında hiçbir kanıt koymadığını belirttiniz.. Bizimle aynı görüşü paylaştınız.. Bu tavrınızdan ötürü sizi takdir ediyoruz, demiş.. Bu haber doğru ise, yıllardır özlediğimiz "ulusal uzlaşma" gerçek oldu demektir.. İki lideri kutluyoruz.. HESAPLI ADAMLAR
"Halk" da, "oy" da lükstür!.
İnanılacak gibi değil.. Halktan, halkoyundan, referandumdan, seçimden bu kadar korkulan bir demokrasi görülmemiştir.. Hele "değişim" ve "değiştirilmek" korkusu yok mu? Ekonomik krizin orta yerindeki Arjantin'de seçim vardı geçen hafta.. Siyasal krizlerin orta yerindeki Bangladeş'te, Sri Lanka da, geçen haftalarda seçimler yapıldı. Bir savaşın orta yerinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri'nde, Genelkurmay Başkanı değişti.. Ama benim canlarım, TBMM'deki "seçilmişler"im, halkoyunu ve erken bir genel seçimi, hem "gereksiz masraf kapısı", hem "istikrarın tehdidi" olarak görüyorlar.. Baksanıza Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'e.. -Halkoylaması, Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve dünyanın içinde bulunduğu savaş ortamında lükstür.. Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan da şöyle demiş.. -Referandum, Türkiye'nin şu andaki şartları içinde maddi külfet getirir.. TBMM Başkanı İzgi de, referandumun 50 trilyonluk yük getireceği hesabını seslendirmiş.. Doğru galiba.. Bu iktidarı başta tutmak lüksü varken, halkoyu lüksü elbet tercih edilemez..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |