|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Rusya'nın öncülüğündeki Sovyetler Birliği'nin "Kızıl" ordusu Afganistan'ı işgal ettiğinde, Müslüman ülkelerle birlikte Batı dünyası da karşı çıkmıştı. Rusya, Macaristan ve Çekoslovakya'dan sonra Afganistan'ı da "demir perde" içine aldı. O yıllarda Türkiye'de olduğu gibi, bütün İslam dünyasında Afganistan gündemin baş konusuydu. Dünya kamuoyunun da Afganlar'ın yanında yer almasıyla, Ruslar yıllarca süren savaşta büyük kayıplar vererek, Afganistan'dan çekilmek zorunda kaldılar. Ruslar'ın Afganistan'dan çekilmeleri, Sovyetler Birliği'nin sonu oldu. Bir süper güç dağıldı gitti. Ancak Afganistan'daki iç ve dış savaş hâlâ bitmedi. Rahmetli Cahit Zarifoğlu'nun Tofaş'tan bir tanıtım projesi karşılığı sağladığı iki arabayla, Erdem Bayazıd, Şenol Demiröz ve Ahmet Bayazıt "Sultanahmet'ten Taç Mahal"e aylar süren bir yolculuk yaptılar. Asıl amaç Afganistan'ın Ruslar'a karşı savunmasının bir belgeselini yapmaktı. Sözkonusu belgesel film hazırlandı. Ancak gereğince değerlendirilemedi. Çünkü o yıllarda ülkeler arasındaki duvarlar yıkılmamıştı. Benim asıl anlatmak istediğim belgesel film ya da Tofaş için hazırlanan multivizyon gösterisi değil, "mücahid" gruplar arasında arkadaşlarımızın şahit olduğu kanlı iktidar mücadelesi. Amerikalılar'ın da desteğiyle Afganlar Ruslar'ı ülkelerinden çıkardılar. Ancak Afgan aşiretlerin "iktidar" savaşı hiç bitmedi. Hepsi de Müslüman olan aşiretler kendi aralarında dehşet verici bir biçimde savaştılar. Afganistan'da yıllarca kardeş kanı döküldü. Batı Afganistan'daki iç savaşı durdurmak için bir gayret göstermedi. İslam dünyası'nın gücü de, bu iç savaşı durdurmaya yetmedi. Bugüne kadar İslam dünyası hiçbir sorununu kendi arasında çözemedi. Bu yüzden de Müslüman ülkelerin uluslararası ilişkilerde hiçbir zaman belirleyici bir rolü olmadı. İslam ülkeleri İran ve Irak savaşına seyirci kaldı. İki ülke Batılılardan aldıkları silahlarla yıllarca birbirleriyle savaştılar. Sözkonusu ülkelerin binlerce milyar dolar kaynağı yok olup gitti. Ayrıca başta petrol rafinerileri olmak üzere, iki ülkenin bütün sanayi kuruluşları yerle bir oldu. İki ülkeden milyonlarca genç sözümona "şehit" ya da "gazi" oldu. Ayrıca kan dökmeyi "cihad" bilen dünyadaki gelişmelerin dışında, dayatmacı yönetimler ortaya çıktı. İran ve Irak anlamsız bir güç mücadelesi olan savaşta yitirdikleri kaynaklarla, düşman belledikleri Batı dünyasının önde gelen şirketlerinin önemli bir kısmını satın alabilirlerdi. Bir savaş yetmezmiş gibi, Irak Kuveyt'i işgal etti. Körfez Savaş'ı, bölge ülkelerinin kaynaklarını bir daha sıfırladı. Türkiye'de, Cezayir'de, Pakistan'da darbeler yapıldı. İslam dünyasından hiçbir ses yükselmedi. Bosna'da 250 bin kişi öldürüldü. Müslüman ülkeler hiçbir şey yapamadı. NATO müdahale etmeseydi, Bosna'da 2.5 milyon insan ölürdü. İKÖ de gıyabi cenaze namazı kılardı. Dış politikayı iç politika belirler. Kendi evine çeki düzen veremeyen ülkeler, başkalarının evlerine karışmakta zorlanırlar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |