T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Milletvekili maaşı ve referandum

Cumhurbaşkanı, bu defa da, halkın eğilimlerini gözardı etmedi. Milletvekili maaşına tepki o kadar çok ki, konu referanduma giderse, başta hükûmet olmak üzere, bütün Parlamento büyük yara alır. Şimdi referandum tehdidi altında kalan Meclis, söz konusu maddeyi değiştirecek.

Anayasa'ya ters

Aslında, Cumhurbaşkanı konjonktürden yararlanarak, Anayasa'ya ters düşen bir girişimde bulundu. Zira Anayasa'nın 175'inci maddesi Cumhurbaşkanı'nın, gerekli gördüğü maddeleri halkoyuna sunabileceğini söylemekle birlikte, sonraki fıkrada, Millet Meclisi Anayasa değişikliğine dair kanun çıkarken, hükümlerin hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını tesbit eder, deniliyor.

Anayasa değişikliği paketinin yürürlükle ilgili 38'inci maddesi ise şöyle: "Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halkoylamasına sunulması halinde tümüyle oylanır"

Anayasa'yı değiştiren kanunda "bütün maddeler birlikte oylanır" denildiği için, Cumhurbaşkanı, kendisinin, gene Anayasa'da yer alan bir yetkisinin (Cumhurbaşkanı bütün paketi ya da bazı maddeleri referanduma götürebilir) çiğnendiğini düşünüyor.

Oysa, Anayasa değişiklikleri, Anayasa Mahkemesi tarafından sadece şekil yönünden incelenebilir. Esasa girilemez. Bu durumda, Meclis çoğunluğunun kabul ettiği yürürlük maddesinin Cumhurbaşkanı'nın iddialarının aksine, özü itibariyle Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemez. Zira, Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerini esastan değil, ancak şekilden bozabilir.

Keyfiliğin yolu açıldı

Maaşlar açısından Cumhurbaşkanı haklı olmakla birlikte, böyle bir uygulama yerleşirse, Meclis, aksine karar vermiş olsa dahi, Anayasa paketinden bazı maddeler ayıklanarak, her zaman referanduma Cumhurbaşkanı tarafından sunulabilecektir. Bu yöntem Cumhurbaşkanları'nın Parlamento iradesi ile zıtlaşmasının önünü açar.

Konu maaş olmayıp, Kürtçe dil serbestisi olsa. Ve Cumhurbaşkanı, Anayasa'yı değiştiren kanunda, aksi hükme bağlanmış olmasına rağmen, bu maddeyi referanduma götürse ne olacaktı?

Eğer Cumhurbaşkanı, paketten istediği değişikliği cımbızla çekip, gönlünün arzu ettiği gibi referanduma sunma yetkisine sahipse, 175'inci madde niçin "Millet Meclisi, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların kabulü sırasında, bu kanunun halkoylamasına sunulması halinde, Anayasa'nın değiştirilen hükümlerinden hangilerinin birlikte, hangilerinin ayrı ayrı oylanacağını karara bağlar" diyor?

Millet Meclisi "birlikte oylanır" demiş. Cumhurbaşkanı, yetkisine tecavüz edildiği kanaatinde. Oysa yetkisine tecavüz edilse dahi, Anayasa Mahkemesi, konuyu esastan ele alamıyor.

"Öyleyse" diyor Cumhurbaşkanı "ben halkoyuna sunarım"

Tekrar ediyoruz. Milletvekili maaşıyla ilgili böyle bir tavır -Anayasa'ya aykırı düşmekle birlikte- hayırlı olmuştur.

Ama, bu davranış kalıcı ve sürekli bir keyfiliğe yol açarsa tehlikelidir. Popülist yaklaşımlarla paketten bazı maddeler çekilir ve referanduma sunulur. Her oylama, kısa sürede hükûmet için güvenoylamasına dönüşebilir. Hatta Parlamento için güvenoylamasına dönüşebilir. Zaten bu tehlike görüldüğü için hükûmet geri adım atmıştır.

Muhalefet

Muhalefet, iktidarın içinde bulunduğu açmazdan yararlanıp, avantajlı konuma geçebilir. Meselâ özgürlükler konusunda daha ileri bir adım atılması için, bazı pazarlıklar yapılabilir. Gerçi, demokrasi paketinden düşen üç maddenin 1 yıldan önce yeniden gündeme gelmesi mümkün değil. Fakat belki bu defa, siyasi yasaklar konusunda bir uzlaşma aranabilir.

Milletvekillerinin maaşını, en yüksek Emekli Sandığı iştirakçisi (Genelkurmay Başkanı) ile irtibatlandıran önergede maalesef her partiden milletvekilinin imzası vardı. Üstelik bu imzaların, grup başkanvekillerinin malûmatı, hatta talimatıyla atıldığı biliniyordu. Bu durumda, "suça katılan" muhalefet partileri, halkla iktidarı karşı karşıya bırakacak bir referandumu göze alamıyor. Çünkü kendileri de taraf olmuş.

Referandum, bir güvensizlik oyuna ve erken seçime dönüşebilirdi. Oysa şimdi, iktidar - muhalefet el ele, böyle ayıplı bir noktada, halkın önüne çıkmama gayretindeler.

Sezer'i eleştiriyoruz

Hayırlı bir gelişmeye yol açsa bile, Sezer'i, objektif olarak, birkaç noktadan eleştirebiliriz:

1) Anayasa'yı değiştiren kanunun yürürlük maddesine (38'inci maddeye) aykırı hareket etmiştir.

2) Keyfi uygulamaların, ileride ortaya çıkabilecek tartışmaların önünü açmıştır.

3) Referanduma sunuş gerekçesi (Parlamento üyelerine yönelik her türlü olumsuz eleştiriyi önlemek) samimi değildir. Aksine bu davranışında, TBMM ile halkı karşı karşıya getirme pahasına, kamuoyundan şahsî puan toplama çabası sezilmektedir.

Diyebilirsiniz ki, önergeyi verenler, buna müstahak.

Elbette böyle düşünebilirsiniz. Sade vatandaşın da kanaati bu yönde olacaktır. Ama Cumhurbaşkanı'nın, Meclis Başkanı'nın sözüne güvenip beklemesi gerekmez miydi?


17 Ekim 2001
Çarşamba
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED