|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika'da dün yaşanan saldırılar, küresel dünya sisteminin bugüne kadar yaşadığı en büyük trajedidir. Küreselleşmenin insanlığı nasıl ilgilendireceği sorusuna verilecek en beklenmedik, en dramatik cevaptır bu. Dünkü saldırı yağmuru, etkisi Amerika ile sınırlı kalmayan ve bütün dünyayı aynı oranda ilgilendiren; sadece New York'ta, Washington'da değil, bütün dünya merkezlerinde aynı şiddette hissedilen küresel bir terördür. Dünyanın en büyük teknolojik, askeri ve ticari gücü olan Amerika Birleşik Devletleri'nin bütün bu üstünlük alanlarının hepsinin sembollerine birden aynı anda yönelen bu noktasal saldırılar, yenilmez gibi görünen dev sistemi birkaç dakika içinde acz içinde bıraktı. Ne dünya ticaretinin merkezi olan New Yok'taki World Trade Center, ne ABD'nin dünya jandarmalığını temsil eden Pentagon, ne Beyaz Saray ve ne de Kongre, artık eski karizmatik güçlerini temsil etmiyorlar. Dünya, beş dakika öncesine kadar hayranlıkla izlediği kudretli isimlerin, artık herbiri Filistin, Afganistan ya da Nikaragua cephelerinden daha güvensiz olan karargahlarını kaçarak terkedişlerini dehşetle izliyor. Körfez Savaşı'nı Beyaz Saray'daki Oval Ofisi'nde yöneten Başkan ve ailesi artık o binanın kapısından içeri bile giremiyor. Amerika'nın kudreti küresel teröre yenildi. Aynı anda milyonlarca telefon, e-mail, mesaj ve iletişim aracını izleyen milyarlarca dolarlık güvenlik piramidi yerle bir oldu. Herbiri birer efsane olan teşkilatlar, ABD'yi kuşatan ve onlarca parçadan oluşan bu müthiş saldırının tek bir parçasından bile haberdar olamadılar. Bir, iki, üç, dört, beş... İkiz kuleler yıkılıyor, ardından Pentagon çöküyor, alışveriş merkezleri bombalanıyor, Dışişleri Bakanlığı binası dışında bomba yüklü araç patlıyor. Ardından, Pennsylvania'da, Pittsburg'da uçaklar düşüyor, kaçırılan diğer uçaklar da ABD'nin beynine ve kalbine doğru hızla yol alıyor. ABD ordusu savaş alarmına geçiyor ama terör oyununu oynayan güç, Sam Amca'ya çoktan diz çöktürmüş bulunuyor. Hayatın durduğu New York ve Washington'da binlerce ölü, onbinlerce yaralı ile hastanelerin yaralı kabul etmediği bir kıyamet provası sergileniyor... Elbette, böyle bir eylem Amerika kadar Amerika'nın müttefiklerini, uluslararası finansal ve siyasal sistem kadar Washington'dan Berlin'e, New York'tan İstanbul'a kadar bütün merkezleri de ilgilendiriyor. Dünyanın bütün sorunlu bölgelerinde yaşanan krizler, ABD'de olanların yanında anlamsız kalıyor. Ve dünya ilk kez jandarmasının derdine düşmüş bulunuyor. Amerika güvende değilse, kimse kendisini güvende hissedemeyeceğini biliyor. Çünkü kâbus su yüzüne çıkıyor... Amerika'ya yapılanın dünyanın bütün önemli merkezlerine de rahatlıkla yapılabileceği anlaşılıyor. Sadece Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ya da diğer hedefler değil; herkesi CIA, FBI ve Beyaz Saray'ın korumasında güvenli bir dünyada yaşadıklarına inandıran Hollywood da yerle bir oldu. Varlıklarını ülkelerinin varlığına adayan kahramanlar, son dakikada sahneye çıkıp uçakları durduramadılar. Hollywood'un ürettiği bütün filmler aynı anda vizyona girmiş gibi ama ortalığa hepsinin toplamından daha büyük bir dehşet yayılıyor ve üstelik bu sefer herşey, dublörler ve animasyonlar olmadan, gerçekten yaşanıyor. Yerle bir olan bu dünya, zihinlerde bir daha asla inşa edilemez. Ne Amerika, ne de Hollywood, kimseyi böyle bir dünyaya ve böyle bir dünya sistemine bir daha asla inandıramaz. Aslında, Hollywood hikayeleri biraz olsun gerçeklik içeriyorsa bu saldırılar gerçek de olamaz! Bir güç Amerika'ya "yeter" diyor ama, kim bu güç? Filistinliler yapmış olamaz. Bu çapta bir eylemi yapabilecek olsalardı İsrail sorununu çoktan halletmiş olurlardı... Bin Ladin, Saddam, Kaddafi ya da başka bir masal kahramanı da olamaz. Rusya ya da Çin bile olamaz. Olamaz çünkü, bize öğretilen dünya sisteminde ABD'ye böyle kafa tutabilecek, ABD'den başka hiçbir gerçek kahraman bulunmuyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |