|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kendi payıma iyi bir spor izleyicisi değilim. Ancak takım sporlarında canalıcı nokta olan dayanışma ve yardımlaşmayı çok önemserim. Takım oyununda sonucu oyuncular arasındaki uyum ve düzen belirler. Spor takımlarında olduğu gibi, küçük çalışma gruplarında da hedefe odaklanma doruk noktasına ulaşır. Türkiye'nin "Basketbol Takımı" geçmişinde benzeri görülmedik bir başarı gösterdi. Güçlü Avrupa takımları arasında son karşılaşmayı yapma hakkını kazandı. Ancak Balkanlar'ı kan gölüne çeviren Sırbistan'ın basketbol takımı karşısında az bir farkla Avrupa şampiyonluğunu kaçırdı. Yine de "oniki dev adam" kısa zamanda büyük başarı gösterdi. Dünyada Weber tipi örgütlenmiş, katı bürokrasiye dayanan kurumların dönemi büyük ölçüde kapandı. "Katolik Kilisesi" ya da "Mason Locası" gibi, piramit tipi, çok kademeli örgütlerin oluşmakta olan dünyada yerleri pek yok. Bilgi toplumunun gücü emir alan askerlerden değil, başarmanın coşkusunu duyan takım oyuncularından gelir. İster bir basketbol takımı, ister bir işletme, isterse de bir siyasi parti olsun, bütün kurumların başarısı, yalın, mümkün olduğu kadar az ara kademeli bir örgüt oluşturmalarına bağlıdır. Bir kuruluşun uyum ve düzen içinde verimli bir biçimde çalışabilmesi, organizasyon şemasındaki kutuların dışına çıkarak, takım bilinciyle yardımlaşmasından kaynaklanır. Dünya gücü olmuş kurumlar, yeri gelince organizasyon şemasındaki statüleri bir kenara itmesini bilenlerdir. Çünkü bir örgütün hedefine ulaşması için, başkanından güvenlik görevlisine kadar bütün çalışanlarının takım oyununda olduğu gibi, aynı amaca odaklanmaları gerekir. "Birçok Japon şirketinin sözü edilebilecek bir örgüt şeması bile yoktur" diyen Kenichi Ohmae, "Honda'nın nasıl örgütlendiğini kimse bilmez. Bilinen çok sayıda proje grupları kullandığı ve son derece esnek olduğudur" vurgulamasını yapar. Esnek ve az yönetim kademeli örgütlerin başarısı, büyük ölçüde yalınlığa dayanır. Yalınlık üretgenliğin anahtarıdır. Devlet kurumları gibi, çok kademeli, örgütlerde bilgi yukarıdan aşağıya akar. Çoğu kere yukarıdan gelen bilgiler, ordudaki emirler gibi tartışılmaz. Yalın kurumlarda ise çift yönlü bir bilgi akışı vardır. Her şey, her yerde ve her zaman tartışılır, değiştirilir, yeniden düzenlenir, değişmez ve değiştirilemez doğrular yoktur. Basketbol Milli Takımı'nın başarısında açıkça görüldüğü gibi, artık hiçbir kurum ve kuruluşun örgütlenmede orduyu örnek alarak, başarılı bir takım oyunu sergilemesi mümkün değildir. Devlet gibi, asık suratlı, çok kademeli örgütlerle Türkiye dünya pazarlarında kendine sağlam bir yer tutamaz. Bütün örgütler, yeri gelince bağımsız hareket etmesini bilen takımların oluşturduğu bir federasyon gibi olmalıdır. Türkiye'yi Avrupa ve Amerika'nın spor, ürün, hizmet ve bilgi pazarlarına taşıyabilmek için spordan siyasete, ekonomiden kültüre kadar her alanda "oniki dev adam"lara ihtiyaç var. Oniki dev girişimci, oniki dev siyasetçi, oniki dev akademisyen, oniki dev sanatçı, sergileyecekleri takım oyunuyla Türkiye'yi dünya liglerine taşıyabilir. Anadolu'da "bir dükkanla çarşı olunmaz" denilir. Aynı şekilde "bir kişiyle takım olunmaz." Ekip çalışmasının en çarpıcı, en ilginç ve en etkin örneği futbol, basketbol ve voleybol takımlarıdır. Türkiye'yi Avrupa'ya taşıyan "oniki dev adam"ı bütün kurum ve kuruluşlar örnek alabilirse, Anadolu yeniden dünyanın merkezi olur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |