T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Kemal Derviş'e hocası da inanmıyor

Hocamız Prof. Dr. Oktay Yenal, aylardır yazdıklarımızın doğru olduğunu bir kez de Güngör Uras'ın köşesinde dile getirdi.

Bazıları, Türk halkını "dolduruşa" getirerek, pembe bulutlar üzerinde gezdirirken biz bu sütunlarda "Aman dikkat yanlış yapıyorsunuz. Ortada program mrogram yok. Bu işin sonu kötüye gidecek. Hiperenflasyon tehlikesi kol geziyor" diye yazdık. Bizi "karamsar" olarak nitelediler.

Kemal Derviş'in Amerika'dan "kurtarıcı" olarak gönderildiğini ama kurtaracağı şeyin "Türkiye ekonomisi" değil, "krize kötü durumda yakalanan yabancı bankalar" olacağını vurguladık. "Münafık" olduğumuz söylendi.

Bu dediklerimizin hepsini, hocamız Prof. Dr. Oktay Yenal da onayladı. "Bu hocaya da çok fazla önem veriyorsunuz" diyebilirsiniz.

Doğrudur. Ama hakkıdır da.

Kendisi, bize "kurtarıcı" olarak gönderilen Kemal Derviş'in Dünya Bankası'ndan ağabeyi olur. Kemal Derviş'in Dünya Bankası'nda "esamesi okunmazken" oranın "Baş iktisatçısı" olarak görev yapıyordu. Uluslararası birçok "ödüle" sahip bu hocamızın en büyük özelliği, gelecek olan "ekonomik krizleri" önceden tespit edip "uyarılarda" bulunmasıdır.

1994 Krizi'nde böyle olmuştur. 19 Şubat Krizi'nde de keza, Prof. Dr. Oktay Yenal, "Görünen köy kılavuz istemez" diyerek gelen tehlikeyi 5 Ocak 2001 tarihinde açıkça söylemişti.

Böyle "ileriyi gören" bir iktisatçı olan Prof. Dr. Yenal'ın önümüzdeki günler için iki senaryosu var. İşte kendi ağzından önümüzdeki günler Türkiye ekonomisi.

"Merkez Bankası kredilerinin çok hızla artmaya devam edeceği kesin görünüyor. Güçlü olasılık, bu likidite artışının döviz satışları ya da takas ile büyük ölçüde geri çekilememesi. Bu durumda para arzının hızla artması, enflasyonun hızlanması, kambiyo kurunun enflasyonu izlemesi, işsizliğin ve reel faiz hadlerinin de azaltılamaması beklenmelidir. Yani daha yüksek enflasyon ve durgunluk.

Öbür olasılık, döviz satışlarının Merkez Bankası tarafından zorlanması, döviz fiyatının belirli bir şekilde enflasyon oranının gerisinde kalması (yani TL'nin değer kazanması), ithalatta artış, ihracatta durgunluk, sonuçta dış açığın büyümesi.

Bu senaryoda birinci senaryoya göre para arzının ve enflasyonun daha yavaş artması, reel faizlerin bir parça düşmesi ve ekonominin canlanması beklenebilir. Bu senaryo birinci senaryoya göre daha iyi görünüyor ise de sürdürebilme olanağı zayıftır.

Ağır dış borç yüküne bir de büyüyen dış açık eklenince, döviz fiyatları üzerinde baskı artacak ve yeni bir bunalım gündeme gelecektir.

Birinci senaryo, yüksek enflasyon ve ekonomik durgunluğun sürmesi, ikinci senaryo, kısa bir bahardan sonra yine çıkmaz. Felaketlerden felaket beğenmek."

Bu felaketlerden çekinen Güngör Uras'ın "Sonuç olarak özetlersek temel çare nedir?" sorusunu Prof. Dr. Yenal da benim yazdığım gibi "Bu iktidar gitmelidir" şeklinde cevaplıyor ama cevabını "bilim adamı terbiyesi" çerçevesinde vererek şunları söylüyor:

"Sorunlardan kurtulmanın, sağlıklı bir istikrar programı uygulamanın biri iktisadi, öbürü siyasi iki temel koşulu var. İktisadi bakımdan kamunun mali kaynakları ile harcamalarını dengelemek şart. Siyasi alanda ise, ne yaptığını bilen, dürüst, dinamik kadrolara sahip bir hükümet olmadan hiçbir şey olmaz."

Sayın hocam da "gerçekleri" söylüyor. Bizim hükümete bir bakın ne kadar "dinamik" (!) değil mi?


12 Haziran 2001
Salı
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED